İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İdris ŞEKERCİ

Rektör seçiminden Kâbe'ye hakaret çıkaran habis ruhlar

Boğaziçi Üniversitesi önünde rektör seçimini protesto ile başlayan eylemler devam ediyor. Kendilerini üniversitelerin ari ırkı gören Boğaziçi’li malum güruhun tepkisini, “amerikanınsesi.com” sitesi “Boğaziçi camiası dışarıdan rektör atamasına karşı çıkıyor” diyerek haberleştirmişti. Azgın azınlık tarafından arka plan örgütlemesi yapılan bu eylemlerde kullanılan “Kayyum Rektör İstemiyoruz” sloganı ile –aslında- üniversiteye rektör olarak atanan ilk on rektörün kimliğinden kayyum ile neyi kastettiklerini anlıyoruz. Her şeye rağmen tepkileri bir noktaya kadar anlayabilirdik. Ancak  her ne kadar, kimi sendikaların -ki siz onları tanıyorsunuz- kamuoyuna yansıyan son çirkin ve haddi aşan eylemleri "özgür, demokratik ve çoğulcu üniversite" laflarıyla  kılıflamaya çalışsa da ortaya konan eylemin de bu hadsizliğin de masum olmadığı ortadadır.

LGBTİ ve bir kısım marjinal grupların eliyle gerçekleşen son eylemde kullanılan görsel ve dil, gezi olaylarında sıkça duyduğumuz “Mesele gezi parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı?” sözünü tekrar hatırlattı. Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüste “Kabe üzerine şahmeran temalı figür ve LGBTİ bayrak teması” içeren resim asılması meselenin pek de rektör seçimini protestosu olmadığını  apaçık ortaya koymuştur. Güzel Sanatlar Kulübü ve LGBTİ+ Kulübü’nde yapılan aramalarla da teyit edilen bu kutsal tanımaz eylemin asıl amacı, toplumun inancı ile alay etmek ve  yeryüzünün ilk mabedi, tevhid inancının merkezi Kabe’yi tahkir etmektir.

LGBTİ+ ve türevleri, geçmişte başlarına ne geldiğini, Kabe’yi “Yeryüzünde Allah’a ibadet maksadı ile inşa edilen ilk bina” olduğunu ifade eden Kur’an-ı Kerim’den öğrenebilirler. Lut (as)’ın kavminden bildiğimiz bu azgın güruhun nasıl bir akıbet ile karşılaştıklarını detaylıca açıklamaya da hacet yok. Ancak bu azgın güruha hatırlatmakta fayda var ki; “Kabe sizin gibi nicelerinin saldırısına rağmen” varlığını devam ettirmiştir ve devam ettirecektir.

Beş vakit namazda dilimizde kök salan Fil Suresi’nde, Kabe’yi yeryüzünden silip atmak isteyen “Fil Sahipleri” nin başına neler geldiğini tekrar ediyoruz defalarca. “Rabbin Fil sahiplerine neyi, nasıl yaptı görmedin mi? Onların planlarını boşa çıkarmadı mı?...”  ayetleriyle bize sekinet veren kudret, Kabe’yi insanlığın gönlünden söküp atmak isteyen; ancak kendi habisliklerini aşikar eden eylemleri ile bunu başaracaklarını zanneden “üç buçuk soysuza” dün “ebabil kuşları” ile karşılık verirken, -elbette- bugün de sahipsiz koymayacaktır evini.

Muhammed İkbal’in  “Dünya mabetlerinde Allah’ın ilk  evi Kabe. Biz onun hizmetkarı,  O bizim bekçimizdir.”  tespiti,  “İslam’ın Kutsalı” olan Kabe’ye karşı- imanın gereği olarak- her bir Müslümanın, Beytullah’ın önündeki necasetleri temizlemek için gönüllü hizmetkarları  olduğunu hatırlatır. “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isteyen..” ler, sanmasınlar ki; Ebabiller,  “Geçmişlerin Masalı” dır. 

Diğer Makaleleri