İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İdris ŞEKERCİ

Öğretmene saygı, iradesine saygı ile başlar.

Bizim kuşağın çocukluğu ve gençliği “Camiye, kışlaya ve okula siyaseti sokmayın” nasihatleri ile geçmiştir. Belki de 12 Eylül öncesinin acı hatıraları sebep olmuştur buna. Biz bu çalışılmış cümlenin statüko dışındaki eğilimlere yönelik kullanıldığını çok sonraları anlayabidik. Meğer, devletin kurucu iradesi olarak kendini gören CHP’nin hoşuna gitmeyen fikirler için böyleymiş de beylerin tahtını sallayan düşünce ve siyasi tercihler için planlı bir yasaklama imiş bütün hikaye. 
 
Kılıçdaroğlu’nun 24 Kasım değerlendirmesi üzerine bu zihniyetin ağzındaki bakla düşüverdi. Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında “Hala iktidarın peşinden giden öğretmen varsa; kimse kusura bakmasın ben ona öğretmen demem. Öğretmen iradesini pazarlayan değildir..” diye devam eden cümleleri bir sürçü lisan ile değil, yetiştiği zihniyetin dışavurumu olarak bilinçli bir tercihlke ifade etmiştir. Gruptaki milletvekillerinin alkışlarına bakıldığında bu durum daha net ortaya çıkmıştır.
 
Muhalefet partisi liderinin ağzından çıkan bu sözlere yadırgayanlar var mı bilmem ama ben hiç şaşırmadım. Daha önce aynı siyasi partinin bir dönem adalet bakanlığını yapmış Moğoltay da kendisini hakim ve savcı alımı yüzünden eleştirenlere “Ne yani CHP’lileri işe almayacağım da MHP’nin faşistlerini, Refah Partilileri mi işe alacağım” diyerek malum zihniyetlerini ifşa etmişti. 
 
CHP’nin kronik atarlı bu cümlelerine alışık olsak da Kılıçdaroğlu yaptığı bu konuşmayla, öğretmeni siyasi tercihleri üzerinden kategorize etmiş; Anayasa’nın 10. Maddesini açıkça ihlal ederek, “Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebepler..” yüzünden toplumun bir kesimine ayrımcılık yapmak suretiyle nefret suçu işlemiştir. Artık mızrak çuvala sığmayacak düzeyde Kılıçdaroğlu haddini aşmış, tüm öğretmenlerden kamuoyu önünde özür beyan etmesi gereken bir cürüm işilemiştir.
 
Geçen hafta bütün bu olup bitenler neticesinde, öğretmenlerin hak ve hukukunu korumak adına kim ne cümle kuracak diye sükunetle takip ettim. Herkes gibi ben de ilkin;
 
“MEB bu konuda açıklama yapacak mı?” kendisine “Ziya Öğretmen” diyerek öğretmenler ile duygudaşlık yapan Sayın Bakan bu açıklamaya ne diyecek diye merak ettim. Aradan birkaç gün geçti –ki sosyal medyayı oldukça aktif kullanan bir bakan olmasına rağmen- lafa dünya turu attırarak; “ Öğretmenler Günü’nü geride bıraktık. Her öğretmene sevgi, saygıanlayış ve teşekkürün ayrımsız, hergün olması gerekir. Bizim için bugün de öğretmenler günü, yarın da, sonrasında da.. Çünkü öğrencilerimiz her gün bizim öğrencimiz, mezun olsalar bile..” diyebilmiştir.
 
24 Kasım Öğretmenler Günü’nü bahane ederek siyasi tercihleri üzerinden öğretmenleri kategorize eden Kılıçdaroğlu’nun talihsiz açıklamalarının asıl hedefinde hükumetin ve Ak Parti’nin olduğu ortadayken, Sayın Bakan’dan Ak Parti hükümeti Bakanı olarak daha net cümleler beklerdik. Bir siyasetçi gibi “Hadi oradan..” demesini elbette beklemiyorduk; lakin öğretmenlerin itibarına kasteden bu sorunlu dile daha net ve keskin cevaplar beklerdik.
 
Eğitim hizmet kolunda faaliyet yürüten sendikalar ne dedi derken Eğitim Bir Sen dışında sadece Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, sosyal medyadan “..Öğretmenlerimizin siyasi tercihi, sosyal görüşü, politik duruşu bizim için kıymet unsuru değildir.” diyerek zevahiri kurtarmakla yetişmiştir.
 
Mensubu ve bir şube başkanı olarak yöneticisi olmaktan gurur duyduğum Eğitim Bir Sen ise; Genel Sekreter Latif Selvi’nin dilinden;
“Ana muhalefetin öğretmene bakışı buysa vay halimize! CHP Genel Başkanının öğretmenler gününde öğretmenlerin iradelerini yargılayan, töhmet altında bırakan, kutuplaştırıcı ve tahkir edici ifadelerini kınıyoruz. Unutmayınız! Öğretmenliğe saygı, öğretmenin iradesine saygı ile başlar” açıklamasıyla, doğrudan sözün muhatabını hedef alarak iradesini açıkça beyan etmiştir.
 
Eğitim Bir Sen, yerel ve ulusal basından takip edildiğinde açıkça görülecektir ki;  öğretmenin itibarını dün olduğu gibi bugün de  koruyan yegane sendika olmuştur. Bu kararlılık kimilerinin yaptığı gibi lafta da kalmamıştır. Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Genel  Başkanı Ali Yalçın sosyal medyadan; “Öğretmenlere  hakaret eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunduk. Öğretmenleri yaftalayan, iradelerini aşağılayan, tahkir eden, öğretmenlere çirkin ifadeler kullanan siyasetçi asla mazur görülemez” diyerek yaptığı açıklamayla konuyu yargıya taşıdıklarını ifade etmiştir.
 
Şimdi sormak gerekir; Havada uçan kuşa, yerde biten çiçeğe cümle kuranlar niçin öğretmenin itibarına kasteden bir siyasi parti genel başkanına kayıtsız kalmıştır?
 
Öğretmenleri kategorize etmeden, siyasi tercihlerine bakmaksızın aynı şemsiye altında toplayan  Eğitim Bir Sen  hariç, eğitim çalışanlarının hak ve menfaatleri için örgütlenen diğer eğitim sendikaları niçin yeterince tepki vermemiştir?
 
İdris Şekerci
Eğitim Bir Sen 
İstanbul 6 No.lu Şube Başkanı

Diğer Makaleleri