İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İdris ŞEKERCİ

Bu yasa hangi terörü finanse etmeye engel olacak?

Bağımsızlık, bir ülke için sadece diğer devletlerden ayıran sınırları ile mümkün değildir. Ekonomik ve siyasi yönden kimi devletlerin gölgesinde kararlar almak zorunda kalmadan yolunda yürüyebilmeyi de bağımsızlık kapsamında değerlendirmek gerekir.

Küreselleşen dünyada ulus devletlerin her geçen gün zayıfladığını/zayıflatıldığını müşahede ediyoruz. Ne ekonomik kararları, ne yasama, ne de yürütmeye ilişkin faaliyetlerini bir başına alamadıkları devlet yönetimine mahkum oluyoruz her geçen gün.

16 Aralık 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” ne yazık ki kamuoyunda yeterince tartışılamadan meclisten geçti.

Av. Gülden Sönmez’in “Bir Cisim Yaklaşıyor” diyerek sıralı twetleriyle gündeme taşıdığı bu yasa; sözün başında izah etmeye çalıştığımız dünya egemenleri olarak niteleyebileceğimiz ülkeler tarafından, hükümetler arası bir forum olarak kurulan FATF’nin  (Financial Action Task Force/ Mali Eylem Görev Gücü) sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesini öngören tavsiyelerinin sonucudur.

Av. Sönmez’in “Türkiye’nin menfaati için bu cisme yaklaşılmamalı” diyerek uyardığı yasa taslağı, birçok STK ve Memur Sen’in girişimleri sonucu ancak kısmi güvence diyebileceğimiz, BMGK kararlarını doğrudan ve içeriden herhangi bir süzgeçten geçirmeden uygulamaya koymayı Cumhurbaşkanı insiyatifine bırakılmasını sağlayan, Genel Kurul’daki son dakika değişikliğidir. Bu geri adım, topu kaleden çıkaracak, hezimeti zafere dönüştürecek bir değişiklik olmak yerine “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir.”

Kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla hazırlanması öngörülen bu yasanın olası komplikasyonlarının hesap edilip edilmediğini bilemiyorum. Kitle imha silahı hangi ülkelerin elinde var bunu hepimiz biliyoruz. Bu yasanın ABD, İsrail ve türevlerinin elinde bulunan silahların kullanımına engel olamayacağı ortadadır. Yarın hangi komşumuz ile yapacağımız ticari faaliyetin bu kapsamda değerlendirilebileceği Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın ABD’de tutuklanma örneği üzerinden anlayabiliriz.

Terörün finansmanının önlenmesi için BMGK kararlarına uymak adına çıkardığımız bu yasa farzımuhal, PKK ve FETÖ terör örgütlerinin mali hesaplarını takip ve dondurma talebimizi karşılayacak mı?

Yaşadığımız tecrübe bunun mümkün olmayacağını göstermesi bir tarafa; yarın Suriye ve Libya’da yaptığımız askeri ve siyasi hamleleri bahane edilerek başımızı ağrıtacak gelişmelere ya da yaptırımlara neden olabilme ihtimalini nasıl yok sayabiliriz? Ya da yardım faaliyeti yürüten AFAD, TİKA, Kızılay ve İHH gibi kuruluşların yarın terörü finanse eden listede yer almasını bu yasa engelleyebilir mi? Yasa hazırlanırken mütekabiliyet şartı getirecek bir tedbir cihetine gidilmemesi ileride başımızı ağrıtacağa benziyor.

Gelelim bu yasanın çıkarılmasını icbar eden BMGK ve FATF dayatması sonucu çıkarılan bu yasaya giydirilmiş,  sivil toplum kuruluşlarını riske eden -derin bürokrasi marifeti- diğer tehlikelere..

Hazırlık aşamasında, sivil toplum kuruluşları ile istişare edilerek hazırlanmadığı aşikar olan bu yasanın muhtevasında ne yazık ki 120 binden fazla STK (Vakıf veya dernek)’nu doğrudan etkileyen, keyfi kullanıma açık maddeler bulunmaktadır. STK’ları, SDK (Sivil Devlet Kurumu) gibi kurgulayan, derneklerin denetim kurullarını devre dışı bırakan, doğrudan devlet denetimi anlamına gelen kayyum atama yetkisi ileride büyük sorunlar açabilecek pimi çekilmiş bir el bombası niteliği taşımaktadır.

Yasama faaliyetleri yürütülürken, çıkarılacak yasanın, en olumsuz şartlarda nasıl kullanılabileceğini, istismara açık yönlerinin dikkate alınması gerekir. Malum yasayı çıkaranlar, son kertede cumhurbaşkanı iradesini yasaya ekleyenler herhalde kıyamete kadar iktidarda kalacaklarını vehmetmiş olmalılar. Yarın -Allah korusun- 28 Şubat günlerini aratmayan bir siyasi iklim ile imtihan olduğumuz vakit, bu yasanın nasıl bir giyotine dönüşebileceği hesap edilmiş midir? İçişleri bakanlığının uhdesine terk edilen “kayyum atama” yetkisi bugün için PKK veya FETÖ bağlamında hüsnü kabul görebilir. Lakin rüzgar tersyönden estiği vakit ne olacağı hesap edilmediği izlenimi veren bu yasa ne yazık ki “Türkiye’nin menfaatine değildir.”

Milli İrade, sadece seçim sathi mailinde akla gelmiyorsa ve sosyal taban ortak paydası bir anlam ifade ediyorsa hepimizi tedirgin eden bu yasanın veto edilmesi elzemdir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ivedilikle bu yasayı onamdan bu ülkenin sağduyusu STK’larla durum değerlendirmesi yapması ve ileride- yasa içerisine tuzaklanan- hepimizi mağdur edecek maddelerin ayıklandığı yeni bir yasa hazırlanması için iade müessesi işletilmelidir.

Diğer Makaleleri