İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İdris ŞEKERCİ

Me too ya da onlar bizim öğretmenimiz olabilir mi?

Suçun şahsiliği ilkesi evrensel hukuk kuralıdır. Bir kişinin hatasını ait olduğu topluma teşmil etmek bu evrensel hukuk kuralını yok saymak anlamına gelir. Türk siyasetine bir swot analizi yapılsa “zayıf yön” olarak listenin başında muhtemelen muhalefet anlayışımızdaki “her şeye muhalefet” olarak ifade edebileceğimiz, eğrisine doğrusuna bakılmaksızın iktidarın toptancı bir yaklaşımla hedefe konulmasıdır. Bu dil, o kadar içselleştirilmiştir ki, hasbelkader bir kesime mensup herhangi bir ismin yüz kızartan bir hatası olduğunda acımasızca yüklenmek sıradanlaşmıştır.

Son günlerde CHP’li birkaç siyasetçinin “taciz” gerekçesiyle tutuklanması üzerine bu acımasız dil maalesef muhafazakar/mütedeyyin mahalleye de sıçradı. CHP’yi topyekün tacizci olarak etiketlemeye varan bu dil, hakkaniyetten uzak olduğu kadar beslenme kaynağı hakikat olan hiç kimseye yakışmaz. “İyi ama;  onlar daha önce falan vakıfta çıkan bir taciz vakası üzerine koca bir camiayı töhmet altında bırakarak linç uygulamışlardı” denilerek yapılanı mazur göstermek de doğru değildir.

Aliya İzzet Begoviç’in“Sırplar bize ne yaptıysa, karşılık olarak biz de aynısını yapmalıyız” diyen askerlerine; “Onlar bizim öğretmenimiz olamaz!” diyerek eleştirdiği bu sorunlu yaklaşım, asla tecviz edilemez. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, “Tecavüz ve tecavüzcünün Partisi mi olur?..” tespitini tam da bu kapsamda dikkate değer bulduğumuzu, “Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir” şerhi ile hatırlatmamız gerekiyor.

Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur anlamına gelen Mecelledeki veciz ifadesiyle “Beraeti zimmet asıldır” sözü, bir hukuk prensibi olarak bugün de geçerlidir.. Sosyal medyada, “Me Too” etiketiyle, adına “ifşalamak” dedikleri, tecessüs sınırlarını zorlayan, hepimizin şiddetle reddettiği ve yapanın yanında kalmaması gereken “taciz”  vakalarını gündem eden hareketin geldiği nokta, maalesef bu temel prensibi yerle yeksan eden tehhlikeli bir vaziyete gelmiştir. Bu tehlikenin en son örneği ise bir yazarın ölümüyle sonuçlanan dramatik olaydır. Leyla Salinger isimli sahte Twitter hesabından yapılan “ifşalama(!)” sonucu, ne yazık ki Yazar İbrahim Çolak, sosyal medyadan paylaştığı dokunaklı iki twet sonrası intihar ederek hayatına son vermiştir.

Taciz, iki ucu keskin bıçağa benzer. Her ne kadar daha çok kadınların muhatap olduğu bir çirkinlik olsa da tacizin tek boyutla ele alınması nakıs bir durum olur. 6284 sayılı kanun ile, tartışmasız “Kadının beyanını esas” alan bu sorunlu yaklaşım -bir noktadan sonra- bir başka açıdan tacize dönüşebilecek, erkeği potansiyel suçlu ilan eden komlikasyonlar içermektedir. Bir okul müdürü arkadaşın aktardığı anekdot, 6284 sayılı kanunun tanıdığı imkan üzerinden doğan “Mesnetsiz Taciz İddiası” nın ocağa incir ağacı diken, aileyi tehdit eden bir silaha dönüşebildiğini açıkça göstermektedir.

Hikaye şudur: “Okulun rehberlik servisine yapılan bir şikayete göre baba, kızını taciz etmektedir. Durumun vahameti karşısında nasıl karar vereceğini kestiremeyen genç PDR Öğretmeni, kendine göre daha tecrübeli olan diğer öğretmen arkadaşı ile meseleyi mütalaa eder. Okul müdürü ile yol haritası belirlemek üzere yapılan müzakerede, sürecin nasıl işleyeceği planlanır. Ve mesele Çocuk Polis Merkezi’ne bildirilir. Kız öğrencinin, ilgili birimde pedagoglar tarafından sorulan çapraz sorulara verdiği çelişkili ifadeler üzerine, babanın haksız yere suçlandığı tespit edilir. Anne, okul müdürü arkadaşa süreç hakkında bilgi verirken;  babanın, 'saçlarını taramak ve makyaj yapmak için aynanın karşısında bekleyen kızının işini bitirmesi için' dakikalarca lavaboda beklemek zorunda kaldığını, geçerken bilmeden kızına dokunursa aynı suçlama ile  tekrar karşı karşıya kalırım kaygısıyla yaşadığını aktarır.”

Benzerlerine defalarca şahit olabileceğimiz taciz iddialarına bu nedenle hep teenniyle yaklaşmışımdır. Bu anlamda; Ne İbrahim Çolak’ın avukatıyız ne de taciz iddiasıyla tutuklanan CHP’li yöneticileri savunuyoruz. Dün, nasıl ki bir kişi yüzünden koca bir vakfı töhmet altında bırakan linçe karşı çıktıysak, bugün de aynı yaklaşım ile toptancı tutumu reddediyoruz. Bir babanın kızının haksız taciz suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı yıkımın benzerlerinin hiç kimsenin başına gelmesin istiyoruz.

Kimsenin kalbini açarak okuma kabiliyetimiz yok. Bir insanın intihar ederek hayatına son vermesi ile sonuçlanan ifşa sonrası hesabını kapatan kimliği belirsiz bir kişi yüzünden, unutulmamalıdır ki, bir çocuk yetim kalmış, bir kadın ise eşini kaybetmiştir. "Bir musibet bin nasihatten yeğdir." sözü gereği umarım hep birlikte ders alırız. Daha fazla acı yaşanmaması ve daha fazla ocağa ateş düşmemesi için sosyal medya üzerinden yapılan bu türden sorumsuzluk örneklerine ivedilikle yasal düzenleme getirilmelidir.

Sosyal medya yasası çıkartılırken bir hayli umutlanmış, kimliği belirsiz hesapları kontrol ederek müeyyide uygulayan, bu hesaplara müsade eden küresel sosyal ağ sağlayıcılarına yaptırım uygulanacağının düşünmüştük. Daha fazla can yanmasın, hiç kimse kendini yargı yerine koymasın isteniyorsa bu konuda irade ortaya koymanın zamanı gelmiştir.

İdris ŞEKERCİ
EBS İstanbul 6 No.lu Şube Başkanı

Diğer Makaleleri