İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
Abdulkadir SEVEN

Rahmet Yolunun İzdüşümü

Rahmet yoluna vurursun ayaklarını. Kulluktur derdin, derdi olanlarla el tutmak ve halleşmektir sende olanla. Geceler yoldaşındır. Karanlık kuytu sokaklardan geçersin, ıssız gecelere ışık olur kalbin. Elinde adeta fener taşır, birer birer kapıları çalarsın. Ruhunda azık olarak ne varsa, katıksız- içten- riyasız paylaşmanın derdini taşırsın.

Sırtında parkan, yağmur sicim gibi, kolunun arasında ders notların. Saç ve sakalından dökülür rahmet damlaları. ''İşte bu akşam sizdeyiz kardeşler. Haydi, toplanın ALLAH’DAN bizlere haber var...”

Gençler -liseliler- işten bitap düşmüş ayaklarını derse zorla sürükleyenler... Akşam mesai bitimi sohbete aç karınla koşanlar. Karın aç, ruhu daha aç. Adeta ırmağa susamışçasına...

Anlat! 

Anlat! Ey hocam! 

Rabbimin kelamından iki satır anlat ki açlığımı gidereyim. Efendim (S.A.V) iki taş bağlamış karnına açlığını bastırmak için. Ebu Zer çöllere iz bırakmış Tebuk Ordusuna yetişeyim diye. Bahaddin Yıldız Afgan dağlarında yetimlerin başını okşarken rahmet izi bırakmış bir kuş misali... Parçalanmış her bedenine tayyar demişler; kitabının adını ''Karda Ayak İzleri'' koymuş.

Sahi kardelen çiçekleri neden karın soğuğunu deler de geçer?

Bilmem ki, vardır bir hikmeti! Tek bildiğim bu yolda öylesine diri kalmalıyız ki, ardımıza bakmadan, dökülenlere ahu figan etmeden, her güne yeniden merhaba diyerek yol almak.

Onca yoksulluğuna, o günün açlığına, yol parasını dahi bulamadan uzun metrajlı kuytu yolları aşarsın. ''Yeter ki aşılan yüreğim olmasın'' diye.

Ayakkabının altı delinmiş. Su sızıyor çoraplarına. 

Aldırma yürü(!)

Yeter ki şeytan sızmasın kalbinin ince ayarlarına.
 
Yorgun düşmüş bedenin. ''Otur! Kaldırımlar seni bekler. Az soluklan ve tefekkür eyle. Yolun uzun, anlatacak daha çok insan var.''

Üşüyor bedenin. Parkanın altından su sızmış, terle karışmış gömleğine.

Kim bilir bugün kaç kapıya gideceğiz. Kimlerin katılaşmış kalbinin atar damarlarına kan pompalayacağız... Kimlerin derdine, sofrasına, sıcak çayına ortak olacağız. Hangi sobanın başında elbiselerimizi kurutacağız. Yeter ki kalplerimiz kurumasın, enerjilerimiz dağılmasın diye.

Halleşme biter, ders sonlanır. Bugündür sadece son olan. Bir daha(!) işte yeniden bir daha(!)... Birileri ardımızdan gelecek ve onlar da bir daha mühürlenmiş kapıları açacak.

Saat geceyi kucaklarken sen karanlık sokağın yolunu soluklarsın. Yağmura aldırış etmeden ders notlarını parkanın içinde muhafaza edersin. Karanlık yollar, ıssız araziler, sadece duyulan köpek uğultusu, birde yağmur damlalarının asfalt yola bıraktığı sert vuruşu.

Nefesin tutulur, kalp ritimlerin bozulur... Daralır nefesin ve ağır adımlarla yol alırsın. Düşer bedenin yağmur suyuyla yıkanmış asfalt betona. Saçların asfaltın suyuna karışır. Ders notlarındaki mürekkep izleri suyla yıkanır ve silinir hece hece.
 
Silinmeyen sadece ve sadece ''Rahmet Yolunda bıraktığın izdüşümüdür.'' Bedenin son çırpınışını verirken Azrail’e, adeta usulen alınır ruhun. Dilinden dökülen tek cümle:

EŞHEDU ENLE İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RESULULLAH.

Diğer Makaleleri