İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
Muhammed Fesih KAYA

Terörsüz Türkiye ve Ortadoğu Vizyonu

Hayatım boyunca ırkçılığı ve etnisiteye dayalı söylemleri, Efendimizin lanetlediği gibi lanetleyip “ayağımın altına” aldım. Bu tavır, benim için yalnızca bir inanç meselesi değil, aynı zamanda toplumsal barışın da temel şartı oldu. Milliyetçi ya da etnik temelli söylemler hangi taraftan gelirse gelsin, aynı ölçüde din dışı gördüm. Bu yüzden yıllarca Bahçeli’ye de Öcalan’a da aynı mesafede durdum.

Ancak son bir yıldır dikkatle izlediğimiz gelişmeler, bu iki figürün ülke ve toplum adına ortaya koydukları vizyonu yeniden düşünmeye sevk ediyor. Bahçeli’nin son grup konuşmasında dile getirdiği “yasal düzenlemeler acil yapılmalı” çağrısı, devlet aklının zamanında müdahale etmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bu söz, sadece bir siyasi çıkış değil, aynı zamanda toplumsal barışın korunması için stratejik bir uyarıdır. Çünkü sürecin çözülmesini istemeyen iç ve dış güçler vardır, bu güçler devletin ve örgütün içine sızmış unsurlarıyla süreci akamete uğratmak için büyük çaba harcamaktadır. Öcalan’ın mirası üzerine ortaya çıkan farklı Kürt partilerinin, özellikle son dönemde internet ve televizyon üzerinden “cesur” söylemlerle halkı kışkırtmaları, bu çabanın bir parçasıdır. Öcalan’ın terörsüz Türkiye açılımını ihanet olarak niteleyen bu çevreler, gençleri bağımsızlık sloganlarıyla başka bir mecraya sürüklemeye çalışmakta, hatta İsrail ile ittifak fikrini öne çıkararak dış aktörlere bağımlılığı derinleştirmektedir. Bu nedenle yasal düzenlemelerin acilen yapılması, sürecin sabote edilmesini önlemek ve barışın kalıcı zemine oturmasını sağlamak açısından hayati bir gerekliliktir.

Bugün Türkiye’nin Öcalan ve örgütle mutabık kaldığı meseleleri anayasal güvence altına alması, yalnızca bugünün değil, gelecek yüz yılların vizyonunu içermektedir. Bu yaklaşım, Suriye, Irak ve İran gibi bölgelerde bulunan silahlı Kürt gruplarının, ABD ve İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırma girişimlerinde kullanılmalarının önüne geçecektir. Özellikle İran’a yönelik muhtemel kara harekâtı öncesinde bu unsurların zorla veya kandırılarak savaşa sürüklenmeleri engellenecek, böylece yüz yıllar sürecek bir kan davasının başlaması önlenecektir. Türkiye’nin bu stratejik adımı hem kendi iç barışını hem de bölgesel istikrarı güvence altına alacak bir vizyonu temsil etmektedir.

Ortadoğu’da terörün en büyük beslenme kaynakları ırkçılık, mezhep çatışmaları, dış müdahaleler ve vekalet savaşlarıdır. Türkiye’nin bu coğrafyada barış yapıcı bir rol üstlenmesi, sadece kendi güvenliği için değil, bölgesel istikrar için de kritik önemdedir. Terörsüz bir Ortadoğu vizyonu, ancak kimlikler üstü bir adalet anlayışıyla ve zamanında atılacak adımlarla mümkün olabilir.

Türkiye’nin geleceği, terörsüz bir ufka doğru ilerleyebilir. Bunun için gerekli olan şey, doğru zamanda doğru adımların atılması ve bu adımların anayasal güvenceyle kalıcı hale getirilmesidir. Bu ufuk yalnızca Türkiye’nin iç barışını değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte yeni bir paradigma sunmaktadır. Adalet temelinde kendi meselelerini çözen Türkiye, Ortadoğu’da krizleri aşan barış yapıcı bir aktör haline gelecek, dünyaya adalet merkezli bir barış modeli sunacak ve insanlık için umut verici bir örnek oluşturacaktır. Terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir Ortadoğu vizyonunu besleyecek, bu da küresel barış mimarisine katkı sağlayacaktır.

Türkiye’nin vizyonu, kendi sınırlarını aşarak İslam dünyasının ortak değerleriyle buluşur. Adalet merkezli bir çözüm, ümmetin parçalanmışlığını aşarak yeniden birlik ve dayanışma ruhunu canlandırır. Böylece Türkiye’nin misyonu hem kendi halkı hem de ümmetin bütün fertleri için barış ve güvenlik sağlayan bir yol haritasına dönüşür, bu yol haritası aynı zamanda insanlığa “adaletle mümkün olan barış” ın evrensel mesajını taşır. Türkiye, bu misyonu üstlenerek yalnızca bugünün krizlerini değil, gelecek yüz yılların istikrarını da şekillendirecek bir öncülük rolünü üstlenmektedir.

Diğer Makaleleri