İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
M. Nasır DEMİR

SEMPOZYUMUN ARDINDAN

Beytü’l Hikme İslam Düşüncesi Enstitüsü tarafından Hareketimizin Genel Merkezinde 14–16 Kasım tarihlerinde “İslam Düşüncesinin Meseleleri Uluslararası Sempozyumu” gerçekleştirildi. Henüz çok yakın bir zamanda kurulan Enstitümüzün hem tarihî misyonunun hem de günümüzdeki öneminin bu sempozyumla birlikte bir kez daha görünür hale gelmesi, bizler için büyük bir umut ve sevinç kaynağı olmuştur. 

Üç gün boyunca kesintisiz şekilde süren katılım, salonun sürekli dolu olması ve yoğun ilgi, sempozyumun büyük bir teveccühle karşılandığının en açık göstergesiydi. Bununla birlikte sosyal medyada binlerce kişinin canlı yayınları takip etmesi ve tüm mecralarda oluşan yüksek etkileşim, yapılan işin değerini bir kez daha ortaya koydu. Bahariye Mevlevihanesi’nin köklü atmosferinde sempozyum düzenleme ekibinin küçük de olsa bir parçası olmak ise ayrı bir mutluluktu.
Konuların ve konukların titizlikle seçilmiş olması, katılımdan ve geri dönüşlerden de anlaşılacağı üzere büyük bir isabet sağlamıştır. 
Enstitü Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Tekin’in kapanış konuşması adeta bir manifesto niteliğindeydi. Bunu yalnızca bir övgü cümlesi olarak söylemiyorum; çünkü konuşmasında meselelere ilişkin çözüm yolları, yöntem önerileri ve inanç paradigmamıza yaslanan Hakiki bir yaklaşım vardı. Bu hibrit yaklaşım, “Hikmet müminin yitiğidir; nerede bulursa alır” Hadis-i Şerifi’nden ilhamla, Doğu ve Batı’nın ürettiği bilgi birikimini vahyin ışığında yeniden içselleştirmemizi sağlayacaktır.
     Sempozyumun her oturumu ve her konuşmacısı, temel meselelerimizle bizi sade, açık ve önyargısız bir şekilde yüzleştirdi.
  - Batı paradigmasının temelini oluşturan pozitivist bilimin, İslam düşüncesinin hakikat anlayışıyla benzerlikleri ve ayrıldığı yönler üzerinde duruldu. Batı’nın egemen paradigmasının insanlığı giderek derinleşen bir krize sürüklediği, buna karşın bizlerin de yeterince hazır olmadığımız açıkça ifade edildi.
  - Bazı oturumlarda kendimizi, ilmin merkezleri olmuş Bağdat, Kayrevan, Şam, Timbuktu, Kurtuba ve Semerkant gibi kadim şehirlerdeki ilim meclislerinde hissettik. O dönemlerin meselelerine hikmet ve bilgiyle nasıl çözümler getirildiğine adeta kulak misafiri olduk. 
•⁠  ⁠Bazen de Muallim-i Sânî Farabî’nin düşünce dünyasında varlık, ilk akıl konularında sorularına ve merakına eşlik ettik.
    - Yurt dışından gelen misafirlerimiz ise İslam coğrafyasının içinde bulunduğu trajik sorunları ve kendi ülkelerindeki İslami düşünce akımları/ hareketlerini aktardılar. 
   - Günümüz kapitalist sisteminin eşitlik, adalet, paylaşım ve emek gibi kavramların içini boşalttığı; mülkiyete dayalı paradigma üzerinde yükselen bu sistemin artık sürdürülemez olduğu dile getirildi. Dünyadaki kaynakların çarçur edildiği, gelir adaletsizliğinden dolayı insanların büyük kısmı yoklukla karşı karşıyadır. lBuna karşılık sosyal adalete dayalı İslam iktisat sisteminin güçlü bir alternatif sunduğu ifade edildi.
  - Bir başka oturumda aile kurumu ele alınarak emanet, sevgi, nikâh, sadakat, evlilik, boşanma ve seküler hayatın aile üzerindeki etkileri tartışıldı; çözüm önerileri sunuldu. 

Genel çerçevede sempozyumu “Pergel Metaforuyla”  değerlendirmek mümkündür:
(Pergelin bir ayağı sabit, diğeri hareketlidir.) 

Bu bağlamda:
1.⁠ ⁠Konuklarımızın hem yerel hem uluslararası ölçekte seçilmiş olması, meselelerimize daha geniş bir ufukla yaklaşmamızı sağladı. 

2.⁠ ⁠Müslümanların yalnızca kendi iç meseleleri değil, aynı zamanda tüm insanlığa dair sorumlulukları vardır. Bu nedenle hem yakın hem uzak olan tüm meselelere kafa yormalı, çözüm üretmeliyiz.
3.⁠ ⁠Meseleleri ele alırken sabitelerimiz (nas) sağlam bir temel oluşturmalı; ancak diğer ayağımız çağın akışını takip ederek sürekli yenilenmeli ve yön belirlemelidir. 

       Velhasıl kelam; kadim medeniyetimizde bilgi üreten tarihî bir kurumun yeniden küllerinden doğuşuna şahit olmak hepimiz için büyük bir kazanımdır. Bunun mutluluğu ve heyecanı tarif edilemez. İslam Düşüncesinin Meselelerine artık ev sahipliği yapacak yeni ve köklü bir mekan ortaya çıkmış oldu.
Sempozyum vesilesiyle aramıza yeniden hoş geldin, Beytü’l Hikme.

Mehmet Nasır Demir

Diğer Makaleleri