İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
M. Nasır DEMİR

Elveda aziz dostum.

Tam da meşum salgından dolayı evlerimize tıkılıp kaldığımız bir zamanda kapımız çalınmıştı. Alışık olmadığımız, zor ve koronalı günlerdi. Tecrit edilmiş ve dört duvar arasında yalnızlaşanların kapısını kim çalabilirdi ki! Elbette vefalı bir dost... Hem de vefa konusunda küçük bir kusuru bile olmayan bir dost. Aslında biz onu her sene rutin gelişinden de tanırdık. Yine her sene onu karşılamak için tatlı telaşla yapılan hazırlıklardan ve mahyalardaki ışıklardan da bu dostumuzu tanıyorduk. Yerle gök arasını şerefiyle dolduran bu dostumuz bir ay boyunca evlerimizde misafir kalacaktı. İlahi rahmet tarafından kadir bilen dostlarını şereflendirmek üzere gönderilen bu aziz misafir adı şehr-i ramazandı.

Aziz misafiriniz, manevi hediyelerle dolu elindeki bohçasıyla hanelerimizi şereflendirdi. Misafirimiz her şeyden önce hediyeleşmenin; muhabbetin, sevginin, dostluğun, vefanın, diyergamlığın, adanmışlığın ve fedakârlığın göstergesi olduğunu öğreten peygamber efendimizin (s.a.v) bilincini/sünnetini bizlere aşıladı. Daha sonra yanında getirdiği manevi ziyafet bohçasında bulunan oruç, niyet, teravih, teheccüd, sahur, iftar, ezan, salavat, okumak, anlamak, Kur’an, mukabele, cüz, ayet, süre, hatim, dua, tefekkür, tezekkür, tedebbür, teakkul, tefakkuh, hadis, sünnet, iitikâf, yardımlaşma, fitre, sadaka, zekât, bereket, rahmet ve bayramı tümümüze tek tek takdim etti. Böylesine aziz bir dostla evlerimizde bütün virüslerin ve şeytanların gündemleri alaşağı edilerek manevi esintiler yaşatıldı. Korku ve ümit arası duygularımız, hakikat pusulasıyla asıl istikametlerine yönelmiş oldu. Artık her türlü keder ve korkuya karşı; insani ve şaytani tuzaklara karşı daha mukavemetli hale gelmiştik. Şeytan ve avanesi bağlanınca Daru’n-Nedveler işlevsiz hale geldi. Darü’l-Erkamlar ise daha bereketli işlere imza attılar. Böylece evlerimiz ve vatanımız selamet yurduna döndü. Keşke tüm dünyayı da selamet yurduna dönüştürmek için haram ayların manasını daha yüksek sesle anlatabilseydik!

Evlerimizi şereflendiren konuğumuzun gelişiyle zahmetli ve zor süreç, rahmete dönüşmüş oldu. Şaşkınlık içinde ansızın yakalanılan bu kasvetli havanın yerine bambaşka ferahlatıcı bir iklim gelmişti. Hayatın eve sığması daha da kolaylaşmış oldu. Dört duvar arası, artık ucu bucağı olmayan bir avlu, tavanlar ise gökyüzü olmuştu. Sığınılan mekânlar ise, mektebe dönüşmüştü. Mektepte dersler, etkinlikler, toplantılar, aktiviteler, oyunlar ve sportif faaliyetler bir program dâhilinde gerçekleşiyordu. Kitaplar, -“dünyadaki bütün denizler mürekkep olsa hatta bunlara yedi kat daha su ilave edilirse dahi Allah’ın (c.c) ilmini yazmaya yetmez “(Lokman Suresi 27)- sır perdesini aralamak için küçük bir basamak olmaya başladı. Evin her bölümü ayrı bir anlama bürünerek isimlendirildi. Mektebte İtikâf sürecinde ise bu anlamlar katlanarak devam eder. İtikâf sürecinde inzivaya çekilerek varlığımızın muhasebesini yapmak için herkesin bir mağarası oldu. Hem tüm dünyalıklarla hem de yalın ve yapayalnız olarak. Bu özel alanlar için kapılar isimlendirilerek dokunulmaz alanlar oluşturuldu. Her kesin sadece kendisiyle ve rabbiyle baş başa kaldığı bir odacık. Herkesin eşit olduğu bir ortamda büyüklerle beraber küçükler de yaşanılan durumdan büyük dersler çıkarmaya başladılar. Elbette ki bu süreçte yaşanılanlar, zaman ilerledikçe küçük bedenlerin büyümesiyle beraber anılar da zihinlerinde büyümeye başlayacaktı. Tıpkı bir tohumun filizlenip önce fidana ve daha sonra ağaca dönüşmesi gibi…  

Evet, yolcu yolunda gerek. Bir ay boyunca misafir ettiğimiz yolcumuz, artık yola revan olacaktır. O bize geldiği günden itibaren hayatımızın düzeni değişmişti. Onunla yedik içtik. Onunla yattık kalktık. Birbirimize çok alıştığımız bu sürecin de sonu gelmişti. Ama bize bayramı yaşatarak vedalaşacaktı. Gelişi güzel olduğu gibi gidişi de güzel oldu. Bizlere misafir gelerek hanemizi şereflendiren bu aziz misafirimizin gitmesine elbette sadece hüzünleniyoruz. Ancak, üzüldüğümüz nokta ise bu misafirimize kapısını kapatanların olmasıydı. Onlara da bir dahaki seneye hanelerini şereflendirmesi için dua ediyoruz.

Elveda Ya Şehr-i Ramazan.

Diğer Makaleleri