İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
M. Nasır DEMİR

HAYALHANEMDEN

Bir akşam vaktiydi. 
Bahariye Mevlevîhanesi’nin balkonunda.
Oturmuş, etrafı temaşa ediyordum. 
Dünya ise bir dervişin "hu, hu " iniltisiyle devran atmaya devam ediyordu.
Kapkara bir tarlayı andıran Haliç'e kara sabanla parça pörçük hayallerimi ekiyordum. 
Hafif hafif esen rüzgârla sallanan dalgalar, adeta yakamozlara kırbaç indiriyordu. 
Her bir şaklamayla yakamozlar, milyonlarca hüzmeye bölünüyordu.
Aksülamelle parçalanan ışık, coşkuyla yarışır gibi menziline doğru akıyordu. 

“Karanlığa aydınlığı mayalamak için…” 

Işığın tek derdi: Karanlığı aydınlatmaktı.
Kendini karanlığa katmanın, özünü paylaşmanın bedeli de buydu. 
Hangi ekin emeksiz ve bedelsiz olmuştu ki? 

Ve uzaktan koşup gelen genç, şehre inmişti. 

Katransı karanlığa rağmen, nurdan tohumlar bir bir çatlayıp filizlendi. 
Mahsulden; “İnciden sözler” hâsıl oldu. 
Ve Rahmanî tarlada kutlu fidanlar yeşertti. 
Tüm çağlara ve kıtalara yayıldılar.
Söz, hoş kokulu bir ağaç timsalindeydi. 
Fidanlar kökü sabit, dalları göğe uzanan ağaçlara dönüştü.
Devri cennet şehrinde...
Ağaçlar ise rahmet ormanına.
Artık yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsa. -hatta yedi kat fazlası- 
Yine de sözü yazmaya kifayet etmeyecekti. 

Karanlığa çalınan ışık, suda maya tutmuştu. 
Orada bembeyaz bir mürekkebe dönüştü. Okyanuslar yedi misliyle mürekkep olsa 
-hatta daha fazlası - 
Yine de sözün hakikatini yazmaya yetmeyecekti.
Bembeyaz mürekkeple yazılanı gözüyle kim görebilir ki? Beyaz kağıtta...
Gönlüyle bakanlar demişti Saint- Exupêry.
Hakikat işte buydu Ermiş'in Bahçesinde.. 

Lakin söz, insan içindi. 
Emaneti ne gök ne yer  almıştı üstüne.
Çünkü onların zihni 
İnsanınki gibi karmakarışıklıktan uzaktı.
Ah! heveskâr insan!
Yine hangi kevser hülyasındaydın?
“Beşer şaşar” damgasını, omuzunun üst ortasında...
Nesilden nesile taşımaya mahkûm olan varlık… 
Bunca sözü insanca taşımak mümkün müydü?
Yoksa! Yine bir dünya bahane mi? 
Dizim dizim dizecekti aklınca? 

Suyun karanlık tarafında bekleyen;
İblis, Firavun ve Havarileri 
Işıldayan tarafında ise;
Hızır ile Musa ve Yed-i Beyza… 

Nihayetinde;
İlelebet dörtnala koşan:
Nefis ile nefes. 

   mNd
26 Kasım

Diğer Makaleleri