İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
M. Nasır DEMİR

İçimizdeki Gazze

Filistinli Müslüman Gençler, 7 Ekim 2023'te Gazze şeridinden havalanan paramotorlar ve fırlatılan beş bin roketle işgalci israile şok bir saldırı gerçekleştirdi. "Aksa Tufanı" adıyla yapılan bu saldırının temel amacı,1948 yılından beri ümmetin kalbine saplanan hançeri söküp atmaktı. Bölgede isgalcilere yönelik daha önce de bir çok saldırı olmuştu ama bu ötekilere nazaran bambaşkaydı. Adeta dijitalizmin hakim olduğu bir çağda pc ortamında oynanan "efsane oyunlara" (legendary games) taş çıkarıyordu. HAMAS'lı mücahidlerin keskin nişancı tüfeği ve dürbünüyle işgalcileri avlama sahneleri heyecanımızı en üst seviyeye taşıyordu. Yüzünü Filistin kefiyesiyle maskeleyen Ebu Ubeyde, heybeti ve hitabetiyle efsane kurgu kahramanlarını diskalifiye edecek kadar vizyonerdi. Sırası gelmişken şunu ifade edelim; Bu saldırıyla birlikte elektronik harp konusunda en zirvede gösterilen İsrail, megaloman süper güç! imajına derin bir çizik atılmış oldu.
İşgale karşı Filistin halkının içinden doğmuş ve en meşru gücü olan HAMAS, Aksa Tufanıyla sadece işgalci İsrail'e değil arkasındaki devasa güçlere de bu şoku yaşatmış oldu. Bu şok dalgası adeta süper güçlerin tsunamisi oldu. HAMAS'ın destansı müthiş saldırısı akabinde katil devlet israil, ABD ve kimi Avrupa devletleri delirmişcesine hemen hücuma geçtiler. Çünkü, retorik manipulasyonlarla zihinlere işlenen "Demir kubbe" paradigması "Aksa Tufanıyla" büyük bir yara aldı. O yüzden çok geç kalmadan şiddetli bir misilemeyle hemen toparlanmalıydılar. Eski güçlerine yeniden kavuşmak için daha çok can yakmak ve yerle yeksan olan imajlarını düzeltmeye çalışacaklardı. Bu sebeple çoluk çocuk, genç, ihtiyar, kadın demeden Gazze'de yaşayan tüm Filistinlileri hedef haline getirdiler. Birleşik şer güçler, Gazze'de geldiğimiz güne kadar elbirliğiyle 70 binden fazla Filistinliyi katlettiler. HAMAS'tan aldığı sarsıcı darbeyle Siyonist çetenin gözü dönmüş, öfkeden çıldırmıştı. Artık hiç bir insani değer tanımıyordular. Katil İsrail, bütün Gazze'yi abluka altına alarak sivil insanları, gazetecileri, doktorları hedef gözetmeksizin katlediyordu. Abluka altına alınan Gazze, -birleşik şer şebekenin desteğiyle- havadan atılan tonlarca bombalarla yakılıp yıkıldı. Milyonlarca insan yerlerinden zorla göç ettirilerek büyük insanlık dramı yaşatıldı. Geride kalan insanlar açlık ve hastalıklıklarla başbaşa bırakıldı. Artık Gazze dünyanın gözü önünde tam anlamıyla ölüme mahkum edilmişti. ABD tarafından - göz boyamak için - uçaklarla insani yardım adı altında gıda balyaları atıldı. Ancak bu tarz yardımla hem insanlar hem de insanlık öldürüldü. Havadan attıkları yardımlar bile can alıyordu. Etikten söz etmenin anlamını yitirdiği bir anlayış sergileniyordu. Gazze'de yapılan yardımların şekli hayvanların önüne atılanlardan daha asağılayıcıydı. Yine olan biten herşey çağımızın ultra dijital imkanlarıyla anında tüm dünyaya yayılıyordu. Sadece izlensin diye...Herkes, hepimiz izliyorduk. Hem de canlı canlı...Zihinleri Siyonizm tarafından ele geçirilmiş veya uyutulmuş insan kitleleri bu katliamlar ve insanlık dramı karşısında sessiz kalıyordu. Herşey canlı izlenmeye devam ediliyordu. Atılan füze ve bombalarla binalar darmadağın ediliyordu. İnsan bedeni parçalara ayrılıp havaya uçuyordu. Gazze can pazarına dönmüştü. Ama yapılan vahşete karşı dünyada -bir kaç ülkede hariç- çok ciddi bir tepki gösterilmiyordu. Dünyanın tepkisizliğinden güç alan katiller her gün katlettikleri insan sayısını daha da üst skalaya çıkarıyorlardı. İki yıldan beridir tüm dünya bu katliam görüntüleriyle oturup kalktık. Modern dünya insanı rahatını bozmadan hayatına aynı şekilde devam etti. Asıl en acıklı olan ise; Gazzede yaşananlar değil  Gazzedeki dramı görmezlikten gelen insanlığın suskunluğuydu. Gerçekten de insanlık adına sözün bittiği yerdeydik. Çünkü bu katliamlar henüz durdurulmuş değildir. Arap coğrafyasındaki tüm devletçikler! kafalarını adeta kuma gömmüşler. Bu kabileci toplulukların, gerçeklerden ve hakikatlerden çok uzakta oldukları bir kez daha anlaşılmış oldu. Katliamlar karşısında siyonist hattın dışında kalan dünya devletlerinin izledikleri roller birbirine karışmış durumdadır. Dunyada Siyonizm karşıtı bir cephe henüz oluşmuş değildir maalesef. İsrailin vahşice işlediği katliamlara fiili bir karşılık vermek yerine sivil ve vicdani refleksler ortaya konulmaktadır. Bunların da çok yetersiz olduğu ortadadır. Oportünist  ve hamasi reflekslerle hareket eden kimi devletler ise İsrail'den tokat yiyip yerine oturmaktadırlar maalesef. Bunun yerine tüm alternatif koşullarla, gerçek anlamda caydırıcı ve tesirli bir güç birliği yaparak hazırlanmak en iyi yol ve yöntemdir. İsrail'in katliamları karşında dünyada ve yerelde yapılan tüm insani ve vicdani faaliyetleri, ablukayı kırma filolarını küçümseyecek veya önemsemeyecek değiliz elbette. Bunlar tabiki insanlığın ve dünyanın geleceği için umut vericidir. Bu bakımdan yapılan her çabanın  bizlerin ve insanlık nazarında büyük bir kıymeti vardır. Dünya müstekbirlerine karşı yeşerecek insani ve vicdani güç te tam olarak burada filizleneceğinin bilincinde olmak gerekir. Ancak şunu da hemen fade etmek gerekir ki henüz bu acıları ve yarayı kapatacak kadar merhem olamadık. Bunun için daha çok çaba, daha çok enerji harcamalıyız. Çünkü bu katliamcı şebekenin insani dilden anlamadığı aşikardır. Onların anladıkları dilden mutlak bir karşılıkla  daha büyük bir tufan yaşatılmalıdır. İşte o gün gerçek anlamda hakikat ve adalet yerini bulmuş olacaktır. 
Evet yüreklerimizde Gazzeli çocukların ve tüm kardeşlerimizin acısı, yüzümüzde yetememe mahcubiyetimiz, dilimizde ise sabırla yoğuracağımız zaferin muştulu duası var. Bunun için daha çok çaba, daha çok azim ve daha çok sonuç alıcı akıllıca planlarımız olmalıdır. İşgal sona erene kadar yaşadığımız topraklarda her alanda tüm gücümüzle başat rol oynamaya ve  lokomotif güç olmaya devam edeceğiz. 
Biz Müslümanlar, İnancımız gereği biliyoruz ki; karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığa en yakın olduğu zamandır.
Türkiyeli Müslümanlar olarak bir asra yakındır,  işgal altındaki Filistinli kardeşlerimizin kendi topraklarını tekrar geri almak için verdikleri mücadelenin sadece yanında değil içindeyiz. İsrail işgal ettiği topraklardan kovulana kadar mukaddes beldemiz özgür olana dek bu davanın yılmaz savunucusu olmaya devam edeceğiz. Bütün Arap dünyası Filistin davasından vazgeçse de biz tıpkı Meke'yi, Medine'yi ve İstanbul'u sahiplendiğimiz gibi sahiplenmeye devam edeceğiz. Çünkü Gazze bizden bir parçadır. İçimizde, yüreğimizde...
Yazımı Aksa direniş yiğitlerine selam göndererek bitirmek istiyorum. Selam size ey Aksa muhafızları, Selam size ey Aksa aslanları, Selam size ey Aksa şehitleri... İşgalin başladığı günden itibaren sehitlerimizden İzzetin El kasam, Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz El Rantisi, Fethi Şikaki, Yahya Ayyaş, Muhammed Daif, Halid Meşal, İsmail Haniye, Yahya Sinvar, Salih Aruri ve diğerlerini rahmet ve minnetle anıyoruz. 
Biz Allah'a teslim olmuşuz.
O'na dayanmış, O'na adanmışız. 
Bizi nasıl yeneceksin?
Yenemezsin ki!

M. Nasır Demir 
Ekim 2025

Diğer Makaleleri