İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
Cemal BALIBEY

İstanbul'un Sessizliğinde Gelen Bahar

 
Bu karantina günlerinde sokak ve caddelerin bomboş olduğu bir vakitte hava almak için Süleymaniye civarına kadar yürüdüm ve geri döndüm. Gidiş ve dönüş yolum üzerindeki ağaçlara, pencere pervazlarında bahara gülümseyen çiçeklere dikkatle baktığımda sanki bizim gündemimizden bihaberlerdi. Her zaman olduğu gibi baharı coşkuyla karşılıyorlardı.
 
 
Belediyenin karşısındaki parkta daha önce ziyaret edip sonbaharda kızarmış yapraklarını topladığım Lale ağacının birini göremedim. Ağaçlar bir miydi yoksa iki miydi diye şüpheye düştüm, bir sonuca varamadım. Böyle göz önündeki bir ağacı kesmek de cesaret ister diye düşünmeden edemedim.
 
Biraz ileride, açan yoğun çiçekleriyle laleye benzeyen birkaç Manolya ağacı arzı endam ediyordu.
 
 
Herdem yeşil, büyük beyaz çiçekli Manolyadan farklıydı bunlar. Kendi türünün diğer örnekleri gibi bu ağaçlar da yapraklanmadan önce Nisan ayında dışı pembe, içi beyaza yakın çiçekler açmıştı. Ağacın üzerinde yoğun bir şekilde açan çiçekler, dallara iliştirilmiş yüzlerce kandil gibi duruyordu. Ne yazık ki bu görüntü çok uzun sürmeyecek, yapraklanmanın başlamasıyla sona erecek.
 
Hemen arkasında ise tek bir sığla ağacı onlara arkadaşlık ediyordu. O da yapraklarını parlatmaya koyulmuş. Dallarında bir kısım meyveleri geçen yıldan asılı kalmış, birçoğu da çimenlerin üzerine düşmüş vaziyetteydi.
 
 
Küre biçiminde, batmayan dikenlerle kaplı, açık kahverengi bu meyveleri uzun saplarından tutarak topladım. Son derece estetik ve dekoratif olmalarının yanında bunlar doğal numunelerdi.
 
 
Parkta mevsimlere göre renk değiştirmesiyle bilinen Cennet bambusu da denilen Nandina domesticalar gözüme çarptı. Yakından bakınca birkaç ince, narin dallarının kesilip yanına atılmış olduğunu gördüm. Orada kalıp çürümesine razı olamazdım, kıyamadım, onları da topladım. Yayınevinde boş bir bardağa koydum onları, yeşil ve kızıl yapraklarıyla masama canlılık verdiler.
 
 
Oradan Saraçhane parkına geçtim.
Büyük bir topu andırırcasına budanmış alev ağaçları asker gibi bir sıra halinde dizilmişler. Bitkiye de adını veren yeni sürgünleri alev kırmızısı renginde… Aynı anda parlak, yeşil diğer yapraklarıyla görsel bir şöleni çağrıştırıyorlar. Yakından bakınca yapraklarının düzenli ve keskin dişleri fark ediliyordu. Kitap ayraçları yapmak için onun da altına düşen yapraklarından seçerek topladım.
 
 
Yine parkın tam köşesinde defne ağacının koyu sarı çiçekleri o kadar coşmuş ki neredeyse koyu yeşil yapraklarına galebe çalacak gibiydi. Biraz ötede ise bir insan boyunda, dalları ters aşı yapılarak aşağı sarkıtılmış kiraz ağacı kümeler halinde beyaz çiçekler açmış. Bir balarısı ise kiraz çiçeklerinin hiçbirini es geçmeden ziyaret etme çabasında...
 
Bu arada her birini fotoğraflamayı ihmal etmedim.

Diğer Makaleleri