BİR SÖZ, BİR DÜŞÜNCE, BİR HAREKET, BİR ADAM, DEĞİŞİMİN ADI - MALCOLM X / BURAK TAPAN
“İnsanı küçük bir yaratık olmaktan alıp yetiştirecek olgun bir insan haline getiren şeylerden biri de imtihan, tecrübe ve sıkıntılardır.”
İnancını, heyecanını, istikametini ve hedefini kaybetmiş, artık benliğinden başka kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünen insanlara, 20. yüzyılda en çarpıcı örneklerden biri olarak Malcolm X gösterilebilir.
1850’li yıllarda Amerika’da siyahiler köle olarak çalıştırılıyor, insanlık dışı muamelelere maruz kalıyor ve benlik duygularından yoksun bırakılıyorlardı. İnsan haklarından mahrum bırakılan siyahiler, zorlu koşullar altında yaşam mücadelesi veriyordu. 1863 yılında Başkan Abraham Lincoln, köleliği yasaklayan bir bildiri yayımladı ve Amerikan İç Savaşı sona erdi. Ancak, bu karar siyahilerin özgürlüğünü tam anlamıyla sağlamadı; ırkçılık, ayrımcılık ve kötü muamele halk arasında devam etti.1950’lere gelindiğinde siyahiler, haklarını savunmak adına güçlü bir mücadeleye giriştiler. Martin Luther King Jr., 1963 yılında "I Have a Dream" konuşmasıyla barışçıl protestolar ve sivil haklar hareketi ile toplumsal değişimi hedeflerken, Malcolm X, 1964 yılında "The Ballot or the Bullet" konuşmasını yaparak siyahilerin kendilerini savunmaları gerektiğini vurgulayan daha radikal bir yaklaşımı benimsedi. 1955 yılında Rosa Parks, bir otobüste yerini beyazlara vermeyi reddederek ayrımcılığa karşı direnirken, birçok aktivist de siyahilerin eşit haklar için verdikleri mücadelede önemli roller üstlendi.
Malcolm X’in babası Earl Little, siyahilerin haklarını savunduğu ve çeşitli aktivitelere öncülük ettiği için beyaz üstünlükçü Ku Klux Klan’ın hedefi haline geldi. Yaşadığı saldırı ve suikast girişimlerinin ardından, 1931 yılında şüpheli bir tramvay kazasında hayatını kaybetti. Malcolm X’in çocukluğu büyük zorluklarla geçti; 6 yaşında babasının ölümü sonrası ,12 yaşında annesi akıl sağlığını kaybederek hastaneye yatırıldı ve Malcolm ile kardeşleri koruyucu ailelere verildi.
Malcolm, okulda başarılı bir öğrenciydi ve hukukçu olmayı hayal ediyordu. Ancak, sekizinci sınıftayken bir öğretmeni ona "Bir zenci için gerçekçi bir hedef değil" dediğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşadı ve okulu bıraktı. Boston ve Harlem gibi şehirlerde yaşarken suç dünyasına sürüklendi. Hırsızlık ve diğer suçlarla anılan Malcolm, "Çılgın Kırmızı", "Şeytan" ve "Kızıl Detroit" gibi lakaplarla tanındı. 1946 yılında hırsızlık suçundan hapse girdi ve bu süreç onun hayatındaki büyük dönüm noktalarından biri oldu.Hapisteyken, kardeşinin üyesi olduğu İslam Milleti (Nation of Islam) hakkında bilgi edindi ve bu öğretiyi benimsedi.
"Malcolm X" adını alarak, ailesine kölelik döneminde verilen "Little" soyadını reddetti. İslam Milleti içinde hızla yükselen Malcolm, 12 yıl boyunca bu hareketin en etkili yüzlerinden biri oldu. Ancak, Elijah Muhammad'in özel yaşamındaki çarpık cinsel ilişkiler, zimmete para geçirme vb. skandallar ve suistimalleri nedeniyle ona olan güvenini kaybetti.
1964 yılında Nation of Islam'den ayrılarak kendi siyasi hareketini kurma kararı aldı. Bu süreçte, Malcolm X ile Elijah Muhammad arasındaki gerilim giderek arttı. 1963 yılında John F. Kennedy'nin suikastıyla ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle 90 gün süreyle sürgün edildi. Ayrıldıktan sonra, Müslüman Cemaat Şirketi'ni (Muslim Mosque Incorporated) kurarak siyasi faaliyetlerde daha esnek bir yaklaşım benimsedi. Afro-Amerikanların haklarını savunmak için siyasi partilerle işbirliği yapmayı amaçladı.
1964 yılında Hac vazifesini yerine getirdi ve bu deneyimi onun dünya görüşünü tamamen değiştirdi. Hac sırasında, İslam’ın evrensel kardeşlik ve barış anlayışını keşfetti. Farklı ırklardan Müslümanların eşit şartlar altında ibadet ettiğini gördüğünde, ırk ayrımı düşüncelerini terk etti. Bu dönüşüm sonrası, El-Hajj Malik El-Shabazz adını aldı ve insan hakları mücadelesine daha kapsayıcı bir perspektiften yaklaşmaya başladı.
Malcolm X, İslam Milleti'nden ayrıldıktan sonra "Afrikan Amerikan Birliği Örgütü" (OAAU) gibi yapılar kurarak siyahilerin haklarını savunmaya ve kültürel kimliklerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptı. Onun cesur ve açık sözlü tutumu, yalnızca Amerika’da değil, Afrika ve Orta Doğu'daki hak mücadelesi veren hareketlere de ilham kaynağı oldu. Pan-Afrikanizm ve İslam dünyasında önemli bir figür haline geldi.
Konuşmalarında ırksal eşitlik, adalet, ekonomik bağımsızlık ve kültürel bilinç konularını sıkça vurguladı.
Ancak, 21 Şubat 1965'te Malcolm X, New York'taki Audubon Ballroom'da bir konuşma yaparken suikasta uğradı. Üç kişi tarafından açılan 15 kurşunla şehit edildi. Suikastçılar arasında Nation of Islam üyelerinin bulunması, onun bu örgütle olan geçmiş ilişkisinin ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterdi. Malcolm X, sadece siyahilerin değil, tüm insanlığın haklarını savunan ve özgürlük için mücadele eden bir lider olarak tarihe geçti. İslam’ın adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda, insan haklarını savunarak bu uğurda hayatını feda etti. Onun mücadelesi, bugün bile özgürlük ve eşitlik arayışındaki insanlara ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Son olarak Malcolm X’in şu iki sözüyle bitirmek istiyorum:
“Eğer bir insan, uğruna ölecek bir şeyi yoksa, yaşanmaya değer bir hayatı da yoktur.”
“Ölümden korkmuyorum. Yeter ki geride, uğruna yaşanmaya değer bir miras bırakayım.”








