Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Taş

Abdulvahap KÖSESOY

26-08-2015

Taş
Saat 23.51
Kapkaranlık gecelerde gönüllerde misbah, aydınlık olabilmek kim bilir insana ne kadar huzur verir! Hele yapayalnız kalmışların yanında yer alabilmek, kalplerinde bir ışık yakabilmek, gelecek korkularını mutluluğa çevirebilmek, yalnız olmadıklarını hissettirmek kim bilir Allah katında ne kadar değerlidir!
Küçük sobam her zaman ki gibi karşımda odama ışık ve ısı vermekte… 1980’lerden kalan teybim "Hamas Gözlerimin Nuru” ve nefes almadan "Ey Kudüs Bir Gün Dönüp Seni Özgürleştireceğiz" ve ardından "Bir Babanın İnsanlığa İsyanı" marşları çalmakta…
 
Kendinden geçiyor Filistinli ben, bir elinde Mushaf diğer elinde annesinin yazması ve başlıyor içindekileri insanlıktan nasibini almamış insanlığa dökmeye:
“Ben Filistinliyim, annesi, babası olmayan vatandan. Allah’ın kutsal kıldığı topraklardan, insanlığa insanlığını hatırlatan insanların yaşadığı şehirden, henüz 10 yaşına gelmemiş, Yahudi askerine taş fırlattığı için alnından vurulan çocuğun köyündenim ben.
16 yaşındayım, sabah saat 04.45 babam namaz için uyandırdı beni ve kardeşimi. Her zaman olduğu gibi 2 rekât namazı evde kıldıktan sonra, boynuma vatanımın atkısını asarak camiye doğru yola çıktık, neredeyse camiye varmıştık ki; Mushaf’ımı evde unuttuğumu fark ettim ve babamdan izin isteyerek eve koşar adımlarla döndüm. Annem soluk soluğa kalmışlığımdan etkilenerek telaşla sordu: ‘Neden döndün?’ Gülerek cevap verdim: ‘Mushaf’ımı unutmuşum.’
Tekrar yola çıktım, sokaklar evlerden çıkan elektrikle aydınlanmakta. Neredeyse camiye varmıştım ki; ani bir sesle sarsıldım, kafamı kaldırıp etrafa baktığımda ise on saniye önce var olan cami ve etrafındaki evlerin yok olduğunu gördüm. İnsanlar ne olduğunu anlamadan evlerinden yarı çıplak halde kaçmaya çalışıyorlardı. Mushaf bir anda elimden düştü. Mescide doğru koşmaya başladım; fakat vardığımda önümde yıkılan cami yığınlarından başka bir şey görmüyordum. Babam Abdusselam ve kardeşim Ubeyde…
Ağlıyorum, anneme ve kız kardeşime sarılanarak ağlıyorum, hıçkırarak ağlıyorum, elimde Yahudi’ye fırlatmak için yıkılan camiden aldığım TAŞla ağlıyorum…
17 yaşındayım ve Ürdün’deyim. Burada olduğum için gülmem mi gerek; yoksa yine ağlamam mı gerek bilemiyorum? Annemi ve kız kardeşimi Filistin’de bıraktığım için kendimden utanmalı mıyım; yoksa Mescid-i Aksa’yı özgürleştirebilmek aşkından dolayı kendimle gurur mu duymalıyım?
Okumaya geldim buralara. Fakat ırkçılığı öğrendim. Ürdünlünün Filistinliye muamelesini öğrendim. Haksızlığı öğrettiler okullarda. Şeriat fakültesinde İslam Düzeni dersi yerine kraliyet düzenini öğrettiler. Siyasetten bahsetmenin büyük günah olduğunu öğrettiler.
19 yaşındayım ve Filistin’den bir haber: Köyümüzü basan Yahudi’ye taş fırlattığı için annemi ve kız kardeşimi hapsetmişler! İnanamıyorum! Bağırmak istiyorum ama YASAK! Dönmek istiyorum vatanıma, bir cevap: Dönersen tekrar Ürdün’e giremezsin! Amcam dönme diyor, en kısa zamanda serbest bırakacaklarını söylüyor…
Yine başlıyorum ağlamaya, odamın halısız zemininde, yatağımın yanına kıvrılarak ağlıyorum.
25 yaşındayım ve halen Ürdün’deyim. 6 yıldır hapis olan annemden ve kız kardeşimden bihaber Ürdün’deyim. İsyan etmek istiyorum ama NEYE? Zulme karşı suskunluğunu bozmayan Müslüman’a mı, vatanımı Yahudileştiren Yahudi’ye mi; yoksa devletimin başındaki münafıklara mı?”
Odada büyük bir sessizlik ve teypten çıkan ses sessizliği bozuyor:
Ey Muhammed Ümmeti!
Ey Âdemoğulları!
Peygamberinize hakaret ediyorlar, buna karşı hiçbir şey yapmayacak mısınız?
Muhammed’in ailesine hakaret edene karşı suskunluğunuzu bozmayacak mısınız?
Üzerimize düşmanlık ve savaş ilan ettiler. Peki ya bundan sonra?
İslam ile dalga geçiyorlar, Kur’ân’ı ayaklarının altına alıyorlar ve siz mescitlerinizde İslam’ın güzelliğinden bahsediyorsunuz!!
Allah; Muhammed ve beraberinde olanlar için ne dedi bilmiyor musunuz?
Zulme ve küfre karşı hep beraberler…
Yoksa siz onunla beraber olanlardan değil misiniz?
 
Çok yoruldum diyor ve gelecekten korkan kalbiyle başını yastığa koyuyor…
Saat 01.15…
 
Abdulvahap Kösesoy
*Bu yazı, 2012 yılında Ürdün’ün başkenti Amman’da kayda geçirilmiştir.
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!