Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Birlikte yürümek...

imh.org

06-10-2012

Birlikte yürümek...
Daha önce söylemiştik: Dostluk, yürürken belirginleşen bir şeydir. Kaç zamandır, işte bu 'yürümek' meselesini düşünüyorum.
 
Yürek kelimesinin yürümekten geldiği söyleniyor. Bir insanın yürekli olup olmadığı yürüyüş esnasında ortaya çıkar. Dolayısıyla, doğrudur.
 
Basit olacak, olsun. Yürümenin birinci şartı, ayağa kalkmaktır.
 
Sezai Karakoç, 'tarihte her hareket, hep bir kişinin ayağa kalkmasıyla başlamıştır' diyor.
 
Ayağa kalkan insan, yürümek ister. Bu, devletler ve milletler için de böyledir. Selçuklular, Osmanlılar; Almanların İkinci Dünya Savaşı macerası vs.
 
Niçin yürüdüğümüz, yürüyüşün kendisinden daha önemlidir. Sözgelimi, 'dikili bir ağacım olsun' diye yola çıkanların büyük bir kısmı, sonradan, ormana bile razı olmamışlardır. Demek ki, o bir ağacı da istememek gerekiyor!
 
Daha geniş bilgi için bakınız: Ayağın afetleri.
 
* * *
Nasıl başlarsanız öyle gider. Doğru başlarsanız doğru, yanlış başlarsanız yanlış. Bu yüzden, 'kervan yolda dizilir' sözüne pek itibar etmem.
 
Meyve kelimesini ele alalım. 'Meyve' doğrudur, 'meyva' yanlış. 'Meyvalarını' dersek, sadece bir değil, fazladan üç yanlış daha yapmış oluruz. Doğrusu, 'meyvelerini' olacak. Görüldüğü gibi, yanlış başladı ve öyle devam etti.
 
Bu örneği, elbette bir yere bağlamamız gerekiyor.
 
İnsanları yola dökmek de, yoldan çıkarmak da kolaydır. Bunu herkes yapabilir. Asıl kıymetli olan, sözünüze itimat edip arkanızdan gelenleri yarı yolda bırakmamaktır. Sonuna kadar yürümek yürekliliğini gösterebilmektir. 'Gaye, ulaşılamasa bile güzeldir, kutludur' diyebilmektir. Unutmayalım ki, mevki ve makamlar geçici, hasarlar kalıcıdır.
 
En güzel yürüyüş ise şudur: İbrahim Ethem, tahtı bırakıyor ve ekin bekçiliği yapmaya başlıyor.
 
Yahut Yunus Emre'nin yürüyüşü: Ben yürürem yane yane.
 
* * *
Yıllar önce, 'Yürüdükçe yoruyoruz seni yol / İnsanlık öldükçe nüfus artıyor' diye yazmış; kendimce, dünyevi şeyler için atılan adımları eleştirmiştim. Açıkçası, bu dünyada, peşinden yürümeye veya koşmaya değecek bir şeyin olduğuna inanmıyorum. 'Dünyada garip bir yolcu gibi ol' nasihati her daim aklımda.
 
İnandığım, ister tek olsun, ister birlikte; ulvi bir amaç için yapılan yolculuklar, yürüyüşlerdir.
 
Bu yüzden, birlikte yürümek, sadece bir fikir olarak bile heyecan veriyor bana. Çünkü halis niyet üzerine atılan her adım, insanlığımızı daha çok pekiştiriyor.
 
Bir şey daha: Bir yere gidiyor olmak, gizemli bir şekilde, oraya varmaktan daha güzel, daha anlamlıdır. (Muzaffer Serkan Aydın'a teşekkürler.)
 
Yürüyüş esnasında, sadece yol arkadaşlarımızı değil, kendimizi de yakından tanıma imkânı buluruz. Tahammül sınırlarımız ortaya çıkar. Her şeyden evvel, kendimizi merak etmeye başlarız.
 
'Yürüyüşümüze', Alâeddin Özdenören'in iki dizesiyle devam edelim: 'Ölebilirim senin için / Bu dünyada ve öbür dünyada.'
 
Bu derin sözleri, ancak, uzun ve zorlu bir yürüyüşü (yolculuğu) birlikte tamamladığımız bir insana söyleyebiliriz, diye düşünüyorum.

Yazının Devamı İçin Tıklayınız...


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!