Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Toplumsal Hareket olarak 15 Temmuz Halk Mücadelesi

Ebuzer KARAKOÇ

11-07-2017

Toplumsal Hareket olarak 15 Temmuz Halk Mücadelesi

Modern toplumun gereklilikleri ve getirdiği yenilikler beraberinde yeni mücadele şekilleri ve alanları oluşturmuştur. Günümüzde süregelen mücadelelerin evirilmesi ve şekil değiştiriyor olması gibi çeşitli süreçler ile karşı karşıyayız. Toplumsal hareketlerde yaşanan bu farklılıkların zaman içerisinde etkilendiği toplumsal yaşamın değişmesi, siyasal düzenin, kültürel ve teknolojik yeniliklerin farklılaşması gibi temel noktalar vardır. Teknolojik yenilikler ya da yaşam biçimi bireylerin farklı kimlik ve kültüre adaptasyon problemlerini ortadan kaldırmakta, kitlesel hareketlenmeyi kolaylaştırmaktadır. Teknoloji artık farklı türden toplumsal isteklerin karşılanması noktasında sınırları kaldırmış tüm dünya toplumları üzerinde ortak dil oluşturmaya da başlamıştır. 
 

Yeni toplumsal hareketler toplumsal, kültürel, ekonomik, sosyal ve daha birçok alanda yapısal dönüşüm sürecine girmiştir. Günümüz toplumsal hareketlerini incelerken önemi gereği sosyal ağlar ve teknolojik gelişmeler daha detaylı ve hatta sosyolojik gelişmeleri besleyici etkenler olarak ele alınmalıdır. Zaman ve mekân kavramının farklı yorumlandığı, herhangi bir coğrafik yerleşim istemeyen, sadece internete ihtiyaç duyan, birden çoğulcu değil, birer birer toplanan örgütlenme biçimine evirilen toplumsal hareket artık küresel örgütlenmeleri daha kolay kılabilmektedir. Bugün farklı adlandırılsa da toplumsal hareketler artık internet merkezli örgütlenme ya da dijital örgütlenme ve hareket haline bürünmüş olup, yapısal anlamda ciddi bir dönüşüm geçirmeye devam etmektedir.
 

Geçmişten bugüne toplumsal hareketlerin uğradığı yapısal değişimler sosyolojik olarak irdelenmeli, bu sürecin arka planında dünya geneline hızla yayılan bilgi ve birikimin sosyolojik boyutlarıyla birlikte ne kadar ve nasıl mümkün olabildiği değerlendirilebilmelidir. Yapılacak olan çalışmalar, yeni toplumsal hareketlerin gelecekte nasıl bir örgütlenme biçimine dönüşeceği, nasıl olacağı hususunda bizlere ipuçları verecektir. Bu sayede toplumsal hareketlerin nereye doğru evirilebileceğini öngörme kabiliyeti kazanılabiliriz.

 

 

1-      Yeni Toplumsal Hareketlerin Özellikleri

Yeni toplumsal hareketler, toplumun alt katmanı olan sınıflar üstü, cinsiyet, yaş, eğitim, özgürlükler gibi unsurları merkeze alırlar. Bu merkezi özellikler ile yeni toplumsal hareketlerin, işçi sınıfı hareketinin Marksist ideolojisinden sıyrıldığını ve hatta bu anlayışa ters bir cepheden baktığını görmekteyiz. 
 

Düşünce ve değer anlamında çoğulcu yapıya sahip olmaları, katılımcıların karar alma ve yürütme süreçlerinde aktif rol almalarına izin veriyor olmasıyla birlikte, demokratik haklar için siyasal mücadelede olmaları, dağınık ve merkezsiz yapılarından ötürü uluslararası hüviyete kolaylıkla bürünebilen harekettirler. 
 

Türkiye’deki Yeni Toplumsal Hareketlerin yapısında iki temel özellik göz ardı edilmemelidir. Birincisi, bir kaç hareket türü dışında diğerleri lider odaklı bir yapıya sahiptir. Bir örgüt içindeki liderlerin hareketin stratejileri, yapısı, işleyişi, amaçları, katılımcılar, örgütler ve eylem biçimleri arasındaki ilişkiler vb. üzerinde önemli etkilere sahip olduğuna ilişkin birçok çalışmadan bahsedilebilir.
 

İkincisi, örgüt yapısı konusunda kendi aralarında da önemli farklılıklar görülmesidir. Bir kısım hareketler hiyerarşik olmayan ve yapılaşmamış bir özellik göstermesine rağmen, kendi içlerinden doğal liderler ortaya çıkartabilmektedir. Bu durum normal karşılanabilir fakat ortaya çıkan bu doğal liderlerin diğer katılımcılar üzerinde bir otorite oluşturmaya başladığı, hatta bir takım dışlama mekanizmaları geliştirdikleri gözlemlenebilir.
 

Türkiye’deki Yeni Toplumsal Hareketlerin çok azı tamamen hiyerarşik, yapılaşmış ve biçimsel özellikler göstermektedirler. Avrupa’daki gibi hiyerarşik olmayan, merkezsiz bir örgütlenme biçiminin Türkiye'deki Yeni Toplumsal Hareketlerin en önemli özellikleri arasında sayılması en azından şimdilik olanaklı değildir. Esasen Türkiye'de her iki örgütlenme yapısına sahip hareketler mevcuttur.

 –  Yeni Toplumsal Hareketlerin Kuramcıları Touraine ve Habermas’ın Görüşleri

 

Touraine'e göre sivil toplum sosyal hareketlerin "aydınlık tarafı"dır. Bunlar beraber yükselir ve düşerler: Her ikisinin de devletten belirli bir özerkliğe ihtiyacı vardır, her ikisi de totaliter bir devlet tarafından yok edilebilirler. Post-endüstriyel toplum kavramını karşılamak üzere "programlanmış toplum" kavramını kullanan Touraine, bu toplumu tarihin yeni aşaması olarak görmektedir. Programlı toplum, kültürel malların kitlesel olarak üretim ve dağıtımının merkezi bir konuma yerleşmiş olduğu toplumdur. Bu anlamda maddi malların merkezi konumda bulunduğu sanayi toplumundan bütünüyle farklıdır. Sanayi toplumunda demir-çelik, tekstil gibi sektörlerin ifade ettiğini, programlanmış toplumda eğitim, sağlık ve kitle iletişimin üretimi ve dağıtımı ifade etmektedir (TOURAINE, 1995: 272). 
 

Programlanmış toplum, bireyleri, malları ve fikirleri, daha önceki toplumların yapmış olduğundan çok daha fazla yoğun olarak dolaşıma sokar ve yöneten ve yönetilen arasındaki mesafeyi artırır (TOURAINE, 1988: 105-107). Günümüzde özel yaşamın ve tüm kültürel alanın siyasetin alanına girdiğini ve "özel yaşam"ın her zamankinden daha fazla kamusal bir şey olduğunu, ortaya çıkan toplumsal çelişkilerde merkezi bir yer tuttuğunu ve toplumsal hareketlerin belkemiğini oluşturduğunu ileri sürer (TOURAINE, 1988: 14).
 

Toplumsal aktörler artık tarih adına değil, kendi adlarına konuşmakta ve şeylerin gidişatını yönetmeyi istemekten çok kendi özgürlüklerini; iktidar, şiddet ve propaganda araçları tarafından ezilmeden kendileri olabilme hakkını istemektedirler. "Aktör ‘ün dönüşü, bu anlamda, bir fetih değil savunma ruhuyla anlaşılmalıdır; bireylerin kendilerinin güçlü bir kolektif hamlede erimelerini istemez, aksine, kollektiviteye karşıdır ve ne toplumu ne de 'devlet'i tanrıları olarak kabul etmez.

Toplumsal yaşamın doğal ya da tarihsel kanunlar yoluyla düzenlenmediğini ama kültürel yönelimleri belirlemek için mücadele edenlerin eylemlerine dayandığını iddia ederek kolektif özgürleşimden çok, bireysel özgürlüklere inanır. Günümüzün toplumsal aktörlerinin karşı çıkışı kendi projelerini gerçekleştirmelerinin, hedeflerini tanımlamalarının ve istedikleri çatışmalara, tartışmalara ve pazarlıklara girmelerinin önünde engel oluşturan araçlar ve söylemlere yöneliktir (1988: 18). Bu anlamda Touraine, programlanmış toplumda Yeni Toplumsal Hareketleri "özne" konumuna yerleştirmekte ve bu hareketleri yeni tarihsel edimciler olarak görmektedir. Çünkü toplumsal sınıf kavramının yerini toplumsal hareket kavramı almaktadır. Bu toplumlarda işçi hareketi "devrimci özne" konumunu kaybetmiş, yerine, kültürel malların üretimine ve bu üretimin amaçlarına odaklanan yeni çatışma zeminlerinin yarattığı "Yeni Toplumsal Hareketler" geçmiştir (TOURAINE, 1995: 274-282).

 

Habermas ise "yaşam dünyası" ve "sistem dünyası" arasında yapmış olduğu keskin ayrımdan ve Yeni Toplumsal Hareketlerin eski hareketlerin tersine yaşam dünyasında bir anlam kazandığını ileri sürdüğünden dolayı, teorisi kopuş teorileri içinde değerlendirilebilir. Habermas, Yeni Toplumsal Hareketleri insanın özgürleşmesi düşüncesinin tarihsel özneleri olarak değil, ileri kapitalist toplumlardaki meşruiyet ve motivasyon sorunlarına işaret eden unsurlar olarak görür. Bu hareketlerin ortaya çıkışı yaşam dünyalarının kolonileştirilmesi eğilimine karşı tepkinin bir sonucudur (HABERMAS, 1981: 35).

-   15 Temmuz Halk Mücadelesinin Ortaya Çıkış Süreci, Aktörleri ve Mücadele Alanı

12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetlerinin devletin yönetimine silah zoruyla el koyması ile başlayan süreçte, sivil toplum kuruluşları yeni mücadele stratejileri belirlemeye başlamışlardır. Bu yıllarda örgütlenme ve kurumsallaşma sürecini ciddi şekilde tamamlayan Gülen cemaati, devlet kadrolarına cemaat liderinin uygun gördüğü kişileri yerleştirmek ve yönetimi ele geçirmek için stratejik atılım gerçekleştirmiştir. Bu stratejik büyüme biçimi örgütü uluslararası istihbarat kurumları için kullanışlı hale getirmiştir. İlerleyen süreçte kontrollerinden çıkacak eylemlere bu yüzden müdahale edemeyeceklerdir.
 

2000 li yıllara kadar gizli yürüttükleri bu sızma stratejilerini, ılımlı politika ve siyaset yapan AK Parti hükümetleri döneminde kendilerinin de İslamcı görüntülerinden dolayı daha rahat gerçekleştirdiler. Kamu bürokrasinin köşe başlarını tutan, devletin karar mercilerinde mensupları bulunan ve devlet yönetimine baskı uygulamaya cüret edecek kadar güçlenen, devlet içinde ikinci bir devlet oluşturmaya çalışan Gülen cemaati, uluslararası güç odaklarının da desteği ile demokratik kazanımlarla iktidarda bulunan ve halkın büyük çoğunluğu için kurtarıcı rolü üstlenen Recep Tayyip Erdoğan iktidarına karşı operasyonlara başladılar.
 

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ile iktidara karşı en önemli kozlarından birisini oynayan Gülen cemaati buradan sonuç alamayarak geri çekildi. Önemli zafiyetler gösteren bu yapı, artık iktidarı açık açık tehdit etmeye başlamıştı. Gülen cemaati ve Ak Parti iktidarı ile devam eden bu güç çarpışmaları toplumu rahatsız etmeye başlamış, ülkenin huzurunu ve ekonomisini ciddi anlamda etkilemişti, nitekim iktidarın yanında olan büyük çoğunluk bu tehdidin ortadan kaldırılmasını ciddi şekilde dillendirmeye başlamıştı. Gün geçtikçe halk Gülen cemaatine karşı öfkeleniyor, devletin müdahale etmesini arzuluyordu. 
 

Devleti yönetenler, devlet içerisinde yuvalanmış bir avuç Gülen cemaati mensubu bürokrat, asker ve polisin yanında, bu milleti sevmeyen ne kadar hain oluşum var ise onlarında katılımı ile ciddi bir mücadeleye tutuştular. Toplum sağduyulu bir şekilde süreci takip ediyordu.
 

15 Temmuz 2016 Cuma günü akşamı, TSK içerisindeki FETÖ mensupları ve işbirlikçileri ile devletin yönetimine karşı darbe girişiminde bulundular. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı saat 00:40’ta CNN Türk canlı yayınına FaceTime ile yaptığı “silahlı güçler içerisindeki küçük bir azınlığın kalkışmasıdır, vatandaşlardan hükümete destek için sokağa çıkmalarını istiyorum” açıklaması sonrası mücadeleye halk el atıp, darbe teşebbüsünü geri püskürttü. Bu olaydan sonra halk uzun bir süre meydanlarda demokrasi nöbetleri tutmaya başladı. 

- 15 Temmuz Halk Mücadelesinin İdeolojisi ve Amacı

Demokrasi mücadelesini demokratik zeminlerde sürdürme eğilimi, eşitlik, adalet, özgürlük ve ekonomik büyüme beklentileri olan Türk vatandaşları için 2000’ler den sonrası yeni bir sürecin başlangıcıdır. Bu kazanımları elde etme yolunda AK Parti hükümetleri döneminde ciddi adımlar atılmış ve toplumun büyük çoğunluğu tarafından desteklenmiştir. Siyasi iktidar ya da hükümet bu gelişmeleri olumlu yönde sürdürmeye devam ettiği sürece toplum tarafından destekleneceğini idrak etmiş ve buna zarar verme ihtimali olan tüm oluşumları bertaraf etme gayreti göstermiştir. Bu konuda toplumun ideolojik alt yapısını irdelersek, yaşam kalitesini, yaşam biçimini koruma, toplumun birlikte kazanımlarını kaybetmemek adına verdiği mücadeleyi 15 Temmuz Halk Mücadelesinin ideolojisi olarak adlandırmak daha doğru olacaktır.
 

Türk toplumu, devletine ve vatanına olan bağlılığı ile nam salmış sayılı toplumlardandır. Batı toplumlarının aksine, koruyucu unsur olarak görülen Devlet’e olan bağlılıkları ve O’nun için mücadele edebilecek bilince sahip olmaları, en ufak bir tehditte karşı koyabilme içgüdüsünü geliştirmiştir.


- Değerlendirme/Sonuç 


-  Yeni Toplumsal Hareket olarak 15 Temmuz Halk Mücadelesi

15 Temmuz Halk Mücadelesi, örgütlenme şekli ve süreci bakımından yeni toplumsal hareketlerin sahip olduğu yapıya sahip bir mücadele biçimidir. Kontrol merkezsiz, açık, yapılaşmamış ve hiyerarşik olmayan bir özelliğe sahiptir. Çünkü toplumun her katmanından bireyler, mücadelenin içerisinde bürokratik oluşuma maruz kalmadan süreçte aktif rol almıştır. Toplumun büyük çoğunluğu, elde ettikleri demokratik hakları elde tutmak ve daha önce yaşadıkları acı tecrübelere tekrar bulaşmak istemiyordu.  

– 15 Temmuz Halk Mücadelesinin Başarıları ve Kazanımları

Mücadeleyi sürdüren halk, darbe teşebbüsüne fiili müdahalede bulunmuş oldu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa darbeye karşı bu kadar kararlı karşı koyan ve bedel ödeyen halk, şehitler vererek yani bedel ödeyerek meşru düzene sahip çıktı ve korudu.

 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!