Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Bizi öldürüyorlar

imh.org

23-12-2015

Bizi öldürüyorlar
Nereyi yazalım, nasıl yazalım? Koskoca bir ümmet, ölümü kuşanmış bekliyor. İçimizdeki sevinci söküp aldılar.
İslâm coğrafyasında at izinin it izine karıştığı söyleniyor. Böyle olsaydı yine iyiydi. Bu ikisini birbirinden ayırmak kolaydır. İtin ve kurdun izi birbirine karışmış durumdaAyır ayırabilirsen.

Moskova'da cami açanlar Suriye'de savunmasız Müslümanları katlediyor. Her gün toplu bir katliam. Çocuklar, kadınlar. Açıklamalar ve temenniler eşliğinde sadece seyrediyoruz.

Bugün terör, içine her istediğinizi koyabileceğiniz bir kap haline geldi. Gücünüze yahut planınıza göre. Saldıran değil de savunan taraf 'terörist' olabiliyor. Öte yandan, gerçek teröristleri 'özgürlük savaşçısı' diye takdim edebiliyorlar. Az önce demiştik, itin ve kurdun izi…

Oralar öyle de buralar nasıl? Memleketimizin bir bölümünü milletimizden kaçırmak istiyorlar. İslâm coğrafyasının birçok yerini ümmetten kaçırdıkları gibi. Şehit haberlerini takip etmeye mecalimiz kalmadı. Onların dokunaklı hikâyelerini.
Özetle: Bizi öldürüyorlar.
***
Üç yıldır ısrarlı bir şekilde ülkemizin kuşatılmak istendiğini söylüyor, yazıyoruz. Artık kuşatma tamamlanmış durumdadır. İçerdeki hareketliliğin de asıl nedeni budur. Bazı beldelerimizin iç savaş görüntüsü vermesi vs. Zor zamanlar için şu da söylenebilir:Dostluğun bedelini ödemekten kaçınanlardan sakınmak gerekir.

Bu kuşatmanın ne şekilde kırılacağı elbette hesaplanıyordur. Nihayetinde sahipsiz ve tecrübesiz değiliz. Devlet yeteneğimiz var.
Fakat hayat böyledir: Yeri gelir, sizi sırtınızdan bıçaklayanı övmek zorunda kalırsınız. Bu cümlenin kilidini daha sonra açarız. Şimdilik şu: 'Konuşmak istedin ama sustun.' (Hakan Kalkan, Meryem Koçaklamaları, Avangard Kitap, 2015, sayfa 59.)
***
Kendi karanlığından faydalanan insanlar vardır. Allah bizi onların şerrinden korusun. Amin.
Aynı durum ve dua, İsrail gibi ülkeler için de geçerlidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırı, Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır” demişti. Hükümet sözcüsü de İsrail işgal devletiyle dostluktan bahsetti. Burada elbette dil ve niyet farkından bahsetmeyeceğim. Bir sıkıntı olduğu, ikilik yaşandığı zaten görülüyor. Çünkü Mescid-i Aksa'nın her geçen gün kötüleşen hali ve tehlikeye giren geleceği ortada. Filistinli kardeşlerimize sorgusuz sualsiz yapılan infazlar da.

İlk düşündüğüm: İsrail dostumuzsa, düşmanımız kim? Kime düşman diyeceğiz?
Akıllarında ne var, bilemem. Bildiğim şudur: Oyun iyi kurulmuş. Türk milletinin yirmi yıllık çabası, hamlesi, fedakârlığı sıfırla çarpılmak isteniyor. İslâm âlemine dönen yüzümüz tekrar Batı dünyasına çevrilmeye çalışılıyor. Amerika, İngiliz ve İsrail eksenine.
Suriye'de Rus hava sistemleri bizi gözetliyor, intikam için ufak bir hatamızı / hareketimizi bekliyor. Ermenistan'a askeri yığınak yapılıyor. İran, belki de tarihinin en cesur adımlarını atıyor. Irak merkezi yönetimi sesini yükseltiyor. Terör tekrar hızlanıyor. Türlü ağızlardan tehdit yağıyor. Bölgedeki tek dostumuz Azerbaycan'ın bölünmesinden bahsediliyor. Amerika, savaş uçaklarını sessiz sedasız çekiyor. Bunlar gibi birçok şey.

Yazdıklarımız kuşatmanın ve vaziyetin 'küçük' bir bölümü. Bir de kalbî kırılma, parçalanma var. İsrail, Rusya'nın müsaadesiyle, Suriye'de Hizbullah komutanına füze saldırısı düzenliyor. Soralım: Sevindik mi, üzüldük mü? Hepimizi işte böyle bir yere getirip bıraktılar. Asıl üzücü olan, kaygı veren, can yakan, işte bu ayrışmadır.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!