Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Kelime ve zihniyet

imh.org

10-12-2014

Kelime ve zihniyet

Osmanlıca dersiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Yazıyorlar, okuyoruz. Konuşuyorlar, dinliyoruz.

Dil devrimi, harf inkılabı, her neyse. Bu işin ateşli savunucularından Nurullah Ataç, Yeni Yazı başlığı altında şunu söyler: “Bizde bir yazı devrimi, bir dil devrimi olmamıştır, devrim yazısını aramış bulmuş, devrim dilini aramış bulmuştur.” (Söz Arasında, Dost Yayınları, 1957, sayfa 63)

Arap harflerini bırakıp Latin harflerini almak, bir dünyayı, bir medeniyeti bırakıp diğerine yönelmektir. O dünyanın / medeniyetin içinde neler varsa, işte onları unutmak ve unutturmak.

Şunu da söylememiz gerekiyor: Dil ile din, bir bütündür. Dilini kaybetmenin ilk yan etkisi, din duygusunun zayıflaması olarak kendini gösterir. Daha geniş bilgi için bakınız: Turan Koç, Din Dili, İz Yayıncılık.

‘Osmanlı'dan geriye neler kaldı’ sorusunun en kısa cevabı, bana kalırsa, şudur: ‘Camiler, padişahlar ve şairler.’ Çok sayıda değerli padişahın şair olduğunu da düşünürsek, rahatlıkla, ‘camiler ve şairler’ diyebiliriz. Yani din ve dil.

Yeni rejim, ilk önce bu ikisine müdahale etmiştir. Sadece harfleri ve kelimeleri değil, insanı da değiştirmek istemiştir. Onun derinliğiyle oynamak ve o büyük anlamı bozmak. Fakat bu işler, ahlaka sağtöre demekle olmuyor. Olsaydı, bugün bunları konuşmazdık, yazmazdık.

Evet, dil, insanın kendisidir. Canlıdır. Nefes alır, değişir, yeni alışkanlıklar edinir. İnsanlar gibi, bazı kelimeler az, bazıları da çok yaşar. Zorluklara göğüs gerer, baskılara boyun eğmez. Nitekim öyle olmuştur.

Adı üstünde; Eskimez Türkçe.

***

Elimde, nadir denilebilecek bir kitap var: Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu. 1935 senesinde, Türk Dili Araştırmaları Kurumu tarafından basılmış. Kapağında ‘Kültür Bakanlığı'nca öğretmenlere dağıtılmak üzere yapılan özel baskı’ yazıyor. Dil işlerinin, ‘eski’ kelimelere yeni karşılık bulma çalışmalarının, birçoklarına göre ‘uydurma çılgınlığının’ hızlandığı seneler. İkinci Türk Dili Kurultayı ve hemen sonrası.

Kılavuzu geniş ve ciddi bir heyet hazırlamış. İçlerinde önemli dilciler ve edebiyatçılar var. Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay gibi. Hazırlayanların ruh halini göstermek için önsözden sadece bir cümle alalım: “Pek kısa bir zaman içinde başarılan bu büyük ulusal devrimin bütün şerefi, Türk Dili Araştırma Kurumu'nu kuran, koruyan ve ona göklerden esinler alan büyük kavrayışının ışıklarıyle yol göstericilik eden Ulu ÖnderimizKamâl Atatürk’ün kutsal başı üzerinde toplanmaktadır.” İkinci cümle ise “Yirminci asrın bu en büyük yaratıcısı” diye başlıyor. (Sayfa 7)

Birinci cümleyi daha anlaşılır kılmak için, ‘Kılavuz’dan iki karşılığı buraya alalım: Semavi:Göksel, Vahiy: Esin. Şimdi oldu.

Buradan devam edelim: Mümin’e İnanan,Münafık’a Bozutçu karşılığı uygun görülmüş. Buna karşılık, ‘Kâfir’ kelimesine hiç yer verilmemiş. Mübarek de yok. Bu tavır ilgimi çekti. Açık bir biçimde görülüyor ki, dini kelimelerin / kavramların içini boşaltmaya çalışmışlar. Mesela ‘Safsata’ kelimesine birinci anlam olarak ‘Saçma’,ikinci olarak da ‘Sofizm’ verilmiş. Böyle bir şey.

Nebi, Peygamber ve Resul kelimelerine hep aynı karşılık ‘uydurulmuş’: Yalvaç. Haliyle, Risalet de Yalvaçlık olmuş.

‘Eski’ kelimelere verilen yeni karşılıklar, büyük ölçüde başarısızlıkla sonuçlanmış. Bazı kelimeler ise her iki karşılıklarıyla hayatlarına devam ediyorlar: Hikâye: Öykü, İhtiras: Hırs, İhtişam:Görkem, Kabiliyet: Yetenek, Maaş: Aylık,Mazeret: Özür, Mektep: Okul, Misafir: Konuk,Muhacir: Göçmen, Mütercim: Çevirmen,Nasihat: Öğüt, Sahil: Kıyı, Samimiyet: İçtenlik,Sene: Yıl, Şahit: Tanık, Vasati: Ortalama,Vaziyet: Durum, Zayi: Kayıp, Zelzele: Deprem,Ziyan: Zarar, Ziraat: Tarım gibi.

***

İki gündür işte bu kılavuzu okuyup notlar alıyorum. Nelerin yaşandığını anlatabilmemiz / anlayabilmemiz için uzun sayılabilecek bir iktibası yapmaya mecburuz. Üşenmeyip hep beraber okuyalım.

İşte, ‘eski’ kelimelere verilen yeni karşılıkların küçük bir kısmı: Adil: Dendeş, Asalet: Tözünlük,Aşiyan: Konaç, Beyanat: Diyev, Cani: Kıyaç,Cemaat: Omek, Cemiyet: Birleşit, Cenaze: Ölük,Delalet: Sapınç, Desise: Aldaç, Devriye: Geziç,Ecel: Songu, Eczahane: Emget, Edep: Edev,Fani: Ölez, Felah: Onum, Felek: Çığrı, Fena:Tüken, Feragat: Özgeçi, Feraset: Yalgörü,Fıkra: Anlatık, Fitne: Bozut, Havadis: Bilget,Hicri: Göçeyıl, Hidayet: Uzyönüm, Hikmet:Gizep, Himmet: Dürüş, Hutbe: Ayta, Hüda:Uzyön, İbadet: Tapınç, İdam: Yoğatım, İflas:Batka, İfşaat: Gizaçı, İhracat: Çıkat, İlah:Tapacak, İlan: Bilit, İmtiyaz: Ayrıt, İnfaz:Yürütüm, İnsaf: Ekit, İntihar: Ölünç, İrtica:Kaytaklık, İstikamet: Yönet, İtaat: Uyrum,İtfaiye: Söndürge, Kadir: Erkmen, Kaide:Duraç, Kanaat: Kanış, Katil: Ölütçü, Kurban:Sunam, Küfürbaz: Sövgen, Mahşer: Yığılım,Makam: Orun, Makbuz: Alıt, Manevi: Tinel,Medeniyet: Soysallık, Memur: İşyar, Merhem:Sürgüç, Mermi: Atınç, Mesuliyet: Sorav,Meyhane: İçelge, Meziyet: Değim, Mucize:Tansı, Muhakeme: Ökem, Muhatap: Aytanç,Muhbir: Duymaç, Mükemmel: Tükel, Münakaşa:Aytışma, Mürşid: Yönder, Müstesna: Ayral,Mütefekkir: İdemen, Nakil: Götürge, Nasip:Düşerge, Nefsaniyet: Öcük, Niyet: Güdü, Nur:Yıltırık, Rab: İdi, Rücu: Dönü, Sadakat:Bayrılık, Sitem: Gücem, Suikast: Yağınç, Suret:Sıray, Şahsiyet: Uzkişi, Şefaat: Ütün, Şefik:Sevgen, Tahsilat: Alınç, Tarafgir: Yantaz, Tavaf:Çevrin, Tefsir: Yora, Telkin: Oydam, Teminat:İnanca, Tevatür: Yaygaz, Tevbe: Dönü, Ümmet:Ömet, Üstad: Önüt, Vaiz: Öğütçen, Vasiyet:Tutsu, Vecize: Ölger, Vefat: Göçün.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!