Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

İMH İzmir'de Yrd. Doç. Dr. Selçuk TÜRKYILMAZ Konuştu.

10-01-2017

İMH İzmir Kış Sohbetleri Programına Yrd. Doç. Dr. Selçuk TÜRKYILMAZ konuk oldu.
Haber: Ahmet GÜLC4N
İMH İzmir tarafından düzenlenen Kış Sohbetlerinin Ocak ayı programında, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Selçuk TÜRKYILMAZ hocamız konuk oldu. 
 
İnsan ve Medeniyet Hareketi İzmir, medeniyetin en önemli unsurlarına ışık tutmaya devam ediyor. Tarihini bilmeyen ve bundan ders çıkarmayan toplumlar tarih olurlar. Kendi kahramanlarına sahip çıkmayanlar, kendilerine sunulan kahramanlara sahip çıkarlar.

Bu kahramanlar, kendi benliklerine, genetik yapısına uymadığı zaman çıkmaz sokaklara gark olacaktır. Etrafında olup bitenleri anlamayacak, oynanan ve oynanacak oyunları göremeyecektir. Hakkı olana değil, kendisine sunulana razı olacaktır. Her zaman birilerinin değirmenine su taşıyacaktır.

Bu minvalde İMH İzmir; tarihimizde yaşadığımız mücadele dolu yılları, dönemin güçlerini ve kahramanlarını tanıtan, 15 Temmuz merkezinde emperyalistlerin türettiği FETÖ örgütünün anlatıldığı “Bir Alt-emperyal Güç FETÖ” başlıklı program gerçekleştirdi.

 
Programın moderatörlüğünü her zaman olduğu gibi yine, eğitimci Yusuf Ziya ERTUĞRUL yaptı. Yusuf Ziya ERTUĞRUL program başında konuğumuz Yrd. Doç. Dr. Selçuk TÜRKYILMAZ hakkında bilgiler verdi. 
 
Daha sonra söz alan Yrd. Doç Dr. Selçuk TÜRKYILMAZ, konuşmasına İnsan ve Medeniyet Hareketi İzmir’in konuğu olmaktan duyduğu memnuniyeti belirterek başladı. Selçuk TÜRKYILMAZ, konuşmasına şu meyanda sözlerle devam etti: "Bu ülke 15 Temmuz sürecini neden yaşadı. Biraz geriye gidersek, önce 93 harbini kaybettik. İkinci mağlubiyetimiz 1. Dünya Savaşı olmuştur. Bununla kocaman bir imparatorluk yıkılmıştır. Sonuç olarak dünyanın farklı kıtalarında birçok ülke emperyal devletlerin sömürgesi olmuştur. Buna direnen ve bunu kabul etmeyen sadece Türkiye oldu.

Ne var ki Osmanlı bu savaşın neticesinde tarih sahnesinden çekildi ve Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı. Bugün karşılaşmış olduğumuz sorunlar bu iki büyük savaşı kaybetmemizin neticesidir. 
1952’de NATO’ya üye olduk ama NATO o tarihten itibaren içimizde bize düşman unsurların yetişmesi için çalıştı. NATO bünyesinde yer almış ülkelerde GLADİO adıyla bilinen örgütün Türkiye’deki adı FETÖ’dür. FETÖ’nün faaliyetleri Gladio’nun uzantısı olmasıyla izah edilebilir. Bu yapı neden daha önce görülmedi ve müdahale edilmedi. 



Feto, yeni bir insan tipi oluşturmak için gayret etti.
Aslında Fetullah Gülen, 1980’lerin başından itibaren söz ve davranışlarıyla yeni bir din anlayışının temellerini attığını gösteriyordu. Örneğin Ebu Zer hadisesini hatırlayın, İslam ile tanışınca Kabe’nin önünde kelime-i tevhidi yüksek sesle dile getirmekten çekinmemiştir. Peygamber Efendimiz Mekke’nin şartlarını göz önünde bulundurarak ona kabilesine gitmesini ve kendisinden haber beklemesini söyler. F. Gülen bu olayı şu şekilde aktarır. 'Defol git sen benim civcivlerimi ezdireceksin.' Burada İslam tarihine yönelik yeni bir yorum vardır ve bu yorum hadisenin aslından uzaklaştırarak yeni bir insan tipinin oluşumuna temel olacak şekilde gösterilmesi amacına hizmet etmektedir. 


 
Bombalar altındaki Iraklı müslümanları görmezden gelip israilli çocuklara ağladı.
1980’lerdeki başörtüsü eylemleri Türkiye’de farklı grupların yeniden şekillenmesinde belirleyici oldu. Gülen, bu eylemleri karalamak için 12 Eylül sonrasında ilk açık alan konuşmasını yaptı ve başörtüsü eylemlerinde yer alan gençleri hedef tahtasına oturttu, 'bu gösterilerde yer alan kızların çarşaflarını çıkarsanız altından sakallı erkekler çıkacaktı' dedi. Devletin bu dönemde Fetullahçıların önünü açtığı ve diğer grupları tasfiye etmek için elinden geleni yaptığı bilinmektedir.

 
Feto, 1991’de Amerika’nın Irak’ı işgal sürecini de değerlendirdi. Bu savaşta Irak her gün bombalanıyor ve binlerce çocuk ölüyordu. Gülen bu esnada hiç konuşmadı; ama Saddam Hüseyin, İsrail’e etkisiz birkaç füze gönderince 'ben her hece İsrailli çocuklar için gözyaşı döküyorum' dedi. 1988’deki çıkışıyla Batı’nın Türkiye’de temsilciliğini yapan İstanbul sermayesi ile ilişkilerini sağlamlaştıran Feto, Körfez Savaşı’nda Amerika’ya verdiği açık destek ile küresel sermaye nazarındaki konumunu sağlamlaştırdı. Bu da Feto’nun özellikle Türk dünyasında örgütlenmesini sağlayacak Yahudi sermayesine ulaşmasını sağladı. 

 
FETÖ, 28 Şubat'tan güçlenerek çıktı.
1993 yılında ülke olarak başımıza gelmeyen kalmadı. Uğur Mumcu’lar, Eşref Bitlis’ler öldürüldü. Karmaşık cinayetlerle Türkiye’nin gözleri körleştirildi. Akabinde yaşanan 28 Şubat, İslamî kesim için tam bir travmaydı. 28 Şubatın bir numarası Fethullah Gülen’di. Bu, bugün ulaştığım bir kanaat değildir. Erbakan Hoca’ya 'beceremiyorsunuz, çekip gidin' derken Demirel’e askerler darbe yapacak mesajını gönderiyordu. Erbakan Hoca’nın üzerine herkes geliyordu. Ama Erbakan Hoca, '28 Şubat’ın tarihte bir virgül kadar değeri yoktur, Türkiye hepsini atlatır' dedi ve Türkiye’de geniş bir kesimin terör parantezine alınmasını engelledi. Dediği de oldu, 28 Şubat Süreci 2002’de sona erdi. Çünkü devlet aklı 2001 krizi ile suyun bitmiş olduğunu gördü. Türkiye için tehdit algısı artık değişecekti.

 
28 Şubat, 15 Temmuz ile ilişkisi var mıdır? Geniş manada bakarsak, Erbakan FETÖ o dönemde önlemiştir. Hatta Erbakan, kendi tabanı ile FETÖ’cüler arasına geniş bir duvar bile örmüştür. Nitekim o dönemde Erbakan, 'çocuklarınızı bunların okullarına verirseniz Yahudi’ye asker yetiştirmiş olursunuz' şeklinde bir uyarıda dahi bulunmuştur. Ama İmam Hatip Liseleri kapatılınca FETÖ okulları muhafazakâr kesim arasında geniş bir yayılma sahası bulmuştur. Bu da İHL’lerin kapatılması ile FETÖ’nün güçlenmesi arasındaki ilişkiyi gösterir. 
 
2013'ten bu yana en büyük saldırı Gezi kalkışmasıdır.
Cumhuriyet mitingleri ile Erdoğan ve Abdullah Gül’ün gözünü korkuttular ve devleti 2007’de ele geçirdiler. Tüm kurumlarımıza girdiler. Erdoğan, FETÖ’nün çok büyük bir tehdit olduğunu görüyordu ve bu tehdidi bertaraf etmek için 2012’de dershane tartışmasını özellikle başlattı. Çünkü artık FETÖ, devleti bütün kurumlarıyla ele geçirdiğini düşünüyor ve bu sebeple devlet yönetiminin kendilerine teslim edilmesini istiyorlardı. Erdoğan, bundan sonra FETÖ’yü hata yapmaya zorladı. Nitekim dershane tartışmasına Gezi Kalkışması ile cevap verdiler. Şahsî kanaatime göre 2013’ten bu tarafa en büyük saldırı Gezi Kalkışması’dır. Çünkü bu ülkenin insanlarını en hazırlıksız olduğu dönemde yakaladılar. 


 
15 Temmuz'da Türkiye, devlet geleneğine sahip olduğunu gösterdi.
Gezi Kalkışması’nda başarılı olamadıkları için FETÖ’nün sahipleri bu grubu açık etmeye başladı. 17-25 Aralık ve Mit Tır’ları baskınları FETÖ’nün açık imzasını taşır. Gezi’de mağlup oldular ve FETÖ geriye dönemeyeceği bir yola girmiş oldu. Bundan sonra onlar için yurt dışına kaçma veya taşınma süreci başlamış oldu. Artık din, millet ve coğrafya ile alakaları kesilecek ve yeni bir din anlayışını tamamen içselleştirmiş olacaklar. FETÖ’cü diaspora oluşacak ve yurt dışında ülkemize, milletimize, devletimize ve coğrafyamıza karşı konumlanmış olacaklar. 

 
Türkiye, 15 Temmuz’da kadim bir devlet ve millet geleneğine sahip olduğunu gösterdi. Erdoğan’ın kararlı ve cesur tavırlarına millet anında cevap verdi ve alçak bir saldırı püskürtüldü. Türk Milleti gerçek bir millettir. 15 Temmuz da bu durum net bir şekilde belli oldu, ülkesine ve devletine sahip çıkıldı. Üstelik aynı devlet daha birkaç sene öncesine kadar onları kendi varlığı açısından tehdit şeklinde görüyordu. Bakın Fırat Kalkanı 16 Temmuz’da başlamıştır. Bu bizim bir devlet olduğumuzun kanıtıdır.
 
FETÖ, ülke içinde alt-emperyal bir güç olarak konumlandırıldı.
Fetullah Gülen’i 1999'da ABD’ye götüren güç İngilizlerdir. Fetö diye yeni bir din çıkardılar. 15 Temmuz, 1918’de bıraktığımız yerden devam etmek demektir. Gezi süreci 15 Temmuz’dan daha yıkıcı bir süreçti. Orada başarısız olan FETÖ’yü yurtdışında yeniden karşımıza çıkarmak istiyorlar. Onun için bu terör örgütünü alt-emperyal bir güç olarak yeniden şekillendiriyorlar. Türkiye’de kalan FETÖ unsurlarını farklı cemaat ve grupların içine sızdırdılar ve bu şekilde Türkiye’de yeni unsurlar devşirmek için kanalları açık tutmuş oluyorlar.

 
Feto, 'Peygamberin bir önemi yok, ortak bir tanrıda birleşebiliriz' dedi. Bu grup buna inanıyor, hâlâ kanalları kopmadı, psikolojik olarak, Türkiye’nin Londra’ya karşı kazanamayacağına inanıyorlar. Feto, bilerek Londra’nın yanında yer alıyor. Hatta Feto, bir konuşmasında Türkiye’nin mücadelesini kasdederek 'Londra karşısında başarılı olamazlar' diyor. Rus Büyükelçisinin ölümünde Fetö’nün iz bırakmasının nedeni, Rusya ile mücadele ediliyor görüntüsüyle, Rus düşmanlığı üzerinden yeniden doğmaya çalışmaktır.” 

 
Programın sonunda, soru cevap şeklinde bir bölüm daha konuşmalar oldu. Soru-cevap kısmının ardından Selçuk TÜRKYILMAZ Hocamıza, İnsan ve Medeniyet Hareketi İzmir adına hediyesini İnsan ve Medeniyet Hareketi İzmir Başkanı Sayın Uğur BAYRAK takdim etti. Çekilen aile fotoğrafının ardından, güzel dileklerle programımız tamamlandı. 

Kış Sohbetleri programının organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, köklü bir medeniyetin uzantısı olan İMH’nin medeniyet tasavvuru için gösterdiği-göstereceği emek ve gayretlerinde üstün başarılar diliyor ve çalışmalarını bereketli kılmasını Yüce Allah’tan temenni ediyoruz.
 
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!