İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT

Vicdan ve Madleen’den Sonra, Şimdi: Hanzala Gemisi Basın Toplantısı Gerçekleştirildi

23-07-2025

Vicdan ve Madleen’den Sonra, Şimdi: Hanzala Gemisi Basın Toplantısı Gerçekleştirildi

Vicdan ve Madleen’den Sonra, Şimdi: Hanzala Gemisi Basın Toplantısı Gerçekleştirildi

Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun Türkiye paydaşlarından Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak üzere 20 Temmuz’da İtalya Galipoli Limanı’ndan Gazze’ye doğru hareket eden Hanzala Gemisi hakkında bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Fatih’te düzenlenen basın toplantısında İnsan ve Medeniyet Hareketi Genel Başkan Yardımcımız Muhammed Fesih Kaya, Mazlum Der Genel Başkanı Kaya Kartal, Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Özgürlük Filosu Koalisyonu Türkiye Temsilcisi Beheşti İsmail Songür, Mavi Marmara Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Ekrem Kubilay Karadeniz ve Genç İHH Başkanı Mücahit Çankaya katılım sağladı.

Basın toplantısında konuşan Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu Türkiye Temsilcisi Beheşti İsmail Songür, sözlerine şu şekilde başladı “Gazze’ye hiçbir yardım ulaştırılamamasına şahit oluyoruz. İlginçtir ki son iki yıldır dünyada popülist söylemler yükselirken, dünyanın vicdanlı insanları bu ablukanın kırılması için hiç durmadan çalıştılar. Hatırlarsınız, daha önce Özgürlük Filosu Koalisyonu olarak yakın bir süreçte Vicdan Gemisi’ni Akdeniz’e çıkarmak üzere bir plan yapmıştık. Fakat İsrail terörü, Filistin sınırlarına 2 bin kilometre mesafede, Malta açıklarında Vicdan Gemisi’ni iki adet drone bombalamasıyla vurmuştu. Bu bombalama sırasında ben de gemideydim, diğer arkadaşlarımız da gemideydi. O anı birebir yaşadım. O anı yaşarken şunları hissettik: Biz Avrupa sınırları içerisindeyiz ve Filistin topraklarına 2 bin mil uzaktayız.”

Vicdan Gemisi’nin Avrupa kıyılarında vurulmasına dikkat çeken Songür, İsrail’in sadece Filistin ve Orta Doğu için değil, tüm dünya için bir tehdit olduğunu vurgulayarak, koalisyonun çıkardığı ve baskına uğrayan Madleen Gemisi’nden de bahsetti “Artık şunu anladık: İsrail terörü sadece Filistin ya da Orta Doğu için değil, tüm dünya için bir tehlikedir. Hemen Vicdan Gemisi’nin ardından, İsrail bizim geri adım atacağımızı beklerken koalisyon olarak bir karar verdik: Dedik ki hayır, bizler Gazze’ye giden bu deniz yolunu açmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ve Avrupalı paydaşlarımızla beraber, içerisinde 12 aktivistin olduğu Madleen Gemisi’ni harekete geçirdik. Bu gemi uluslararası sulardayken, uluslararası deniz ve kara hukukuna uygun şekilde hareket ederken İsrailli korsanlar tarafından Mısır açıklarında gemiye saldırı düzenlendi. Bu saldırıda öncelikle gemiye fosfor sıvıları atıldı ve arkadaşlarımız İsrail’in işgal ettiği topraklara çekildi. Madleen Gemisi hâlâ Aşdod Limanı’nda hukuksuzca bekletiliyor.”


“Hanzala Gemisi sabotaj girişimiyle karşılaştı”

Hanzala Gemisi’nin şu an ne aşamada olduğundan bahseden Songür, gemiye İsrail tarafından yapıldığı tespit edilen sabotaj olayını anlattı “İsrail’in devam eden soykırımına karşı biz de durmadık ve Hanzala Gemisi’ni yola çıkardık. Bundan 48 saat önce Hanzala Gemisi İtalya’nın Galipoli Limanı’ndan hareket etti. Fakat çok ilginç şeyler yaşadık. Gemiyi hareket ettireceğimiz gün kaptanımız geminin pervanelerini kontrol ettiğinde, pervanelere dolanmış halatlar buldu. Gemi çalıştırılsaydı, geminin aksanlarına zarar verecek ve hareket etmesini engelleyecekti. Bunun dışında gemiye temiz içme ve kullanım suyu almıştık. Fakat ilginç bir şekilde geminin su tanklarından çok korkunç bir koku gelmeye başladı. İncelediğimizde dışarıdan temin edilen bu suyun içerisine sülfürik asit katıldığını fark ettik. Bu suya temas eden arkadaşlarımızın ellerinde yanıklar oluştu. Bunu fark etmeden içen arkadaşlarımız olsaydı, belki de şu an hayatlarını kaybetmiş olacaklardı.”

Gazze’deki insani duruma da dikkat çeken Songür, sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası hukuka göre siz bir katil bile olsanız dört temel hakkınız vardır: Gıdaya ulaşabilme, suya ulaşabilme, hastalandığınızda ilaca ulaşabilme ve temiz oksijene ulaşabilme hakkı. Şu an Gazze’deki tüm üretimhaneler vurulmuş, Gazze’ye giden tüm yardımlar engellenmiş durumda. İsrail, Gazze’de yaktığı, yıktığı yerlerdeki su borularını da tamamen tahrip etmiş durumda. Şu an Gazze’de bir bardak içme suyu dahi bulunamıyor. İlaç bulunamıyor. İsrail, her seferinde bir savaş suçu olarak kullandığı bu zehirli bombalarla Gazze’nin tüm iklimini değiştirmiş durumda. Aynı zamanda insanların temiz oksijen alma hakkının bile önüne geçiyor. Şimdi soruyorum size: Uluslararası hukuka göre bir katile, bir mahkuma tanınan haklar Gazze’ye tanınmıyor. Biz Gazze’ye açık hava hapishanesi diyorduk, hayır! Gazze bir hapishane değil, bir soykırım kampıdır. İsrail artık barut bile kullanmadan, açlığı bir savaş silahı olarak kullanarak insanları açlıkla öldürmektedir.”

Basın toplantısının devamında konuşan İnsan ve Medeniyet Hareketi Genel Başkan Yardımcımız M. Fesih Kaya, uluslararası toplumun ve özellikle Türkiye’nin bu insanlık krizine karşı daha etkin bir duruş sergilemesi gerektiğini belirtti.

Kaya, konuşmasına “Sözün değersizleştiği bir dönemdeyiz, ancak umutsuz olmaya da hakkımız yok” diyerek başladı. Gazzelilere yönelik zulmün tüm dünyanın vicdanında yer bulduğunu vurgulayan Kaya, Müslüman olmayan vicdan sahiplerinin de Özgürlük Filosu Koalisyonu’na destek verdiğini ifade etti.

Konuşmasında tarihten örnekler veren Kaya, Kur’an-ı Kerim’e atıfla, geçmişte yaşanmış çok daha büyük felaketlerin insanlık tarihine tanıklık ettiğini hatırlatarak, karanlığın en yoğun olduğu anın ardından aydınlığın doğacağını söyledi. Mavi Marmara’dan Madleen’e uzanan yardım çabalarının bugün Hanzala ile yeni bir boyuta taşındığını ifade eden Kaya, bu sürecin hayır kapısının başlangıcı olabileceğini belirtti.

“Bu devlet bizim, sorumluluk da bizim”

Kaya, bireysel çabaların önemine değinerek, Anadolu insanının büyük bir merhamet ve sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini söyledi. Ancak meseleye yalnızca bireysel değil, kurumsal düzeyde de yaklaşılması gerektiğini vurgulayan Kaya, Türkiye devletinin yöneticilerine açık bir çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben, “Bugün değilse ne zaman?” diyen Kaya, Türkiye'nin sahip olduğu askerî ve diplomatik gücün harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, “Eğer bugün bir yudum suyu Gazze’ye ulaştıramıyorsak, bunun ne anlamı var?” diyerek çağrıda bulundu. Türk devletinin Müslümanlara ait olduğunu vurgulayan Kaya, yöneticilerden katledilen Gazzelilere el uzatmalarını talep etti.

“Gazze düşerse, biz de düşeriz”

Gazze’de yaşanan trajedinin, yalnızca Filistin halkını değil, tüm İslam coğrafyasını tehdit ettiğini belirten Kaya, bu meseleye seyirci kalmanın tarihsel bedelleri olacağını dile getirdi. Gazze’ye uzatılmayan bir elin, geçmişte Endülüs'ün kaybına ve Osmanlı'nın yıkılışına neden olan ilgisizlikle benzer sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Kaya, Türkiye’nin bölgesel sorumluluğunu hatırlattı. Anadolu coğrafyasının sıradan bir toprak parçası olmadığını dile getiren Kaya, bu topraklarda yaşayan Türk, Kürt, Arap, Çerkes, Laz ve diğer tüm unsurların ortak bir vicdanla hareket ettiğinde insanlık onuruna yakışır bir duruş sergileyebileceğine inandığını ifade etti.

Kaya, mücadelenin hem dua hem fiilî eylemle devam etmesi gerektiğini söyledi. Yardım edebilenin yardım etmesini, dua edebilenin dua etmesini ve canını verebilecek olanın da gerektiğinde fedakârlık göstermesini isteyen Kaya, bu süreçte hiçbir Müslümanın sorumluluktan geri durmaması gerektiğini vurguladı.

“Bu mücadele, mazlumlarla zalimler arasındadır”

Kaya, konuşmasının sonunda mücadeleyi şu sözlerle özetledi:

“Bu, Allah’tan başka her şeyi olanlarla Allah’tan başka hiçbir şeyi olmayanların mücadelesidir. Ve Allah, iman edenlerin dostudur. İnşallah bu mücadeleyi biz Müslümanlar kazanacağız. Hanzala Gemisi de bu hayrın kapısını aralayacak, biz de o kapıdan girerek bu utançtan kurtulacağız.”

Basın toplantısının devamında söz alan Mazlum Der Genel Başkanı Kaya Kartal, artık eyleme geçilmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

“Türkiye'nin kullandığı söylem değerli ama artık eylemin gerekli olduğu bir zamandayız. Biliyoruz ki bu soykırım, güç gösterilmeden önlenemeyecek halde. Umuyorum ki Hanzala gemisi ve benzer eylemler, en azından bu sivil inisiyatif bu surda bir gedik açar ve Gazze için bir soluk olur, bir nefes olur.”


“Filistin meselesi tüm insanlığın meselesidir”

Ayrıca basın toplantısında kamuoyu bildirisini okuyan Mavi Marmara Medya Sorumlusu Ekrem Kubilay Karadeniz, şu ifadeleri kamuoyuyla paylaştı “Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla 2008 yılından bu yana Gazze’ye doğrudan birçok filo misyonu organize etmiştir. Bunlardan bazıları başarıya ulaşmış, bazıları ise İsrail’in akıl almaz saldırı ve sabotajlarıyla karşılaşmıştır. 7 Ekim’den sonraki süreçte ise, Gazze’de yıllardır devam eden abluka ve İsrail saldırıları, Gazze’deki durumu daha da insanlık dışı bir boyuta taşımıştır.

Vicdan ve Madleen’den sonra şimdi: Hanzala Gemisi

Hanzala Gemisi Hakkında Basın Açıklaması

Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla 2008 yılından bu yana Gazze’ye doğrudan birçok filo misyonu organize etmiştir. Bunlardan bazıları başarıya ulaşmış, bazıları ise İsrail’in akıl almaz saldırı ve sabotajlarıyla karşılaşmıştır. 7 Ekim’den sonraki süreçte ise, Gazze’de yıllardır devam eden abluka ve İsrail saldırıları Gazze’deki durumu daha da insanlık dışı bir boyuta taşımıştır.

Böylesi bir süreçte, Filistin meselesi belli bir grup, dini topluluk ya da ideolojinin meselesi olmanın ötesine geçerek insanlık meselesi haline gelmiştir. Özgürlük Filosu Koalisyonu ise, içerisinde 12 farklı ülkeden kurumu, 60 farklı ülkeden ve farklı dinden, görüşten aktivisti barındıran bir yapı olarak İsrail’in Gazze üzerindeki saldırıları, insanlık dışı ablukası ve dünyaya yaymaya çalıştığı emperyal emellerini durdurma misyonuyla ve inancıyla yoluna devam etmektedir.

Özgürlük Filosu Koalisyonu, 2010 yılında yola çıkan ve 10 vatandaşımızın şehit olduğu Mavi Marmara Gemisi ile Akdenize’de açılmış bir misyon olarak, İsrail’in saldırıları karşısında hiçbir şekilde geri adım atmadan insanlık adına misyonunu ilk günkü kararlılıkla devam ettirmiştir.

Biliyoruz ki, İsrail denilen bu yılan durdurulmadıkça en başta Filistin’in sonrasında ise tüm dünyanın başına bela olmaya devam edecek. Buradan en başta kendi halkımıza sonrasında ise tüm dünya halklarına sesleniyoruz:

Filistin’de akan kanın hesabını vermek istiyorsak, bir an önce devletlerimizi, sivil toplumumuzu ve Dünya’nın tüm sivil vicdanını harekete geçirip bu soykırımı durdurmalıyız. Eğer durduramaz isek, bu akan kanın hesabını hiçbir şekilde veremeyeceğiz.

7 Ekim’de başlayan soykırım sonrasında ise, bu ablukayı kırmak ve soykırıma karşı dünya kamuoyu oluşturmak ve devletleri harekete geçirmek adına tekrardan Gazze’ye doğrudan filolar organize etmek için çalışmalara başlamış, bu çalışmaların neticesi olarak ilk etapta Vicdan Gemisi’ni Tunus’tan İtalya’nın Malta limanına doğru hareket ettirmiştir. Gemi burada Avrupalı aktivistleri de gemiye dahil edip Gazze’ye hareket edeceği günün gecesi olan 2 Mayıs’ta, İşgalci İsrail’in iki adet drone saldırısına uğramıştır. Bunun neticesinde gemide yangın çıkmış ve gemi hareket edemez hale gelmiş, gemideki aktivistler ise ölüm riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Geminin şuan İzmir Limanın’da tadilat süreci devam etmektedir.

Bunun hemen ardından 1 Haziran’da İtalya’nın Sicilya Limanı’ndan hareket eden Özgürlük Filosu Koalisyonu’na ait Madleen Gemisi ise, içerisinde yer alan 12 aktivist ile Gazze’ye doğru yola çıkmıştı. Dünya kamuoyunda yankı uyandıran bu misyon, 9 Haziran’da Gazze’ye 100 milden daha fazla yaklaştığı esnada İsrail askerlerinin gece saatlerinde gemiye yaptığı baskınla İsrail’in hukuk tanımazlığı bir kez daha gözler önüne serilmişti. Gemiye el konularak gemi İsrail’in Aşdod limanına çekilmiş, aktivistler ise Givon hapishanesinde sorguya çekilmişlerdi. Böylelikle İsrail, bir kez daha Gazze’deki ablukayı delme teşebbüsüne hukuksuz şekilde engel olarak, tüm dünyaya Gazze’yi açlığa mahkum etmeye devam edeceğini ilan etmiş oldu.

Bugün artık geldiğimiz süreçte ise, Özgürlük Filosu Koalisyonu olarak misyonumuzdan vazgeçmedik, bedeli her ne olursa olsun bu ablukayı kırmak üzere tekrardan denize açılmak için Hanzala Gemisi’ni hazırladık. Aslında bu gemi daha öncede bu misyonla denize açılmayı hedeflemiş olsa da, gemiye yapılan sabotajlar sebebiyle seferine devam edemeden en yakın limana demirlemek zorunda kalmıştı. Tadilatı biten gemi, ilk olarak birçok Avrupa Ülkesinin kıyısında Filistin özelinde farkındalık eylemleri organize etti, son durağı olan İtalya Gallipoli limanına uğrayıp burada yaptığı Filistin farkındalık eylemlerinden sonra aralarında Tunus, Amerika, Irak, Fransa, İtalya, Australya, İspanya, Fas, Norweç ülkelerinden 21 kişilik milletvekili, bürokrat, doktor ve insan hakları aktivistlerinden oluşan katılımcı kadrosuyla 20 Temmuz’da rotasını tekrardan Gazze’ye çevirdi. Gemi şuan İtalya Galipoli Limanına 280 mil mesafededir. Rotası olan Gazze’ye 750 mil mesafeye kadar yaklaşmıştır.

Burada şunu da ifade etmeliyiz:

Gemi yola çıkmayı planladığı günün gecesinde, yine bir sabotajla karşılaştı. Öncesinde geminin pervanesine bağlanmış bir halat bulundu, sonrasında ise gemiye su doldurması için hizmet alınan firmanın, içerisinde sülfirik asit barındıran suyu depoya koyduğu tespit edildi. Böylelikle eğer bu sabotajlar farkedilmeseydi gemi hareket ettiğinde pervanesindeki engelden dolayı büyük zarar görecek, hareket edebilseydi de su deposundaki sülfirik asit sebebiyle gemideki aktivistler suyu kullanması durumunda zarar görecekti.  Tüm bu engelleme ve sabotajların İsrail ve İsrail’e çalışan işbirlikçiler tarafından gerçekleştirildiğini biliyoruz. Fakat bu engellemeler, sabotajlar, manipülasyonlar bizi yolumuzdan döndüremeyecek. Çünkü Gazze’nin bir dilim ekmeğe muhtaç bırakılmış çocukları bizi bekliyor, bebeklerine mama bulamayan anneler bizi bekliyor, yemek sırasında açlıktan bayılan dedeler bizi bekliyor, evine ekmek götüremediği için kahrolan babalar bizi bekliyor. Bir çuval un için ölümü göze almak zorunda bırakılan genç erkekler bizi bekliyor, Gazze’nin açlığa ve susuzluğa mahkum bırakılmış sokak hayvanları dahi bizi bekliyor.

Artık sivil insiyatif, halk öfkesini İsrail’in sınırlarına götürme kararlılığı ve inancıyla yoluna devam edecek, Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecektir.

Eğer devletler ve uluslararası örgütler, bu halk öfkesini kendi üzerlerine çekmek istemiyorsa, bir an önce kalıcı ve somut çözümlerle İsrail’in karşısında, Gazze halkının yanında durmalıdır. Durmadıkları takdirde, bu halk öfkesi yalnızca İsrail’in sınırlarında değil, tüm dünyadaki ülkelerin göbeğinde kendisini gösterecektir.

Peki Hanzala’yı ne gibi tehlikeler bekliyor ?

-Öncelikle İsrail, Hanzala Gemisi’nin kendi sularına yaklaşmaması için elinden gelen her türlü manipülatif haberleri yayacaktır.

-Gemiye sabotaj yapabilmek için çeşitli planlar kuracaktır.

-Gemi, Gazze’ye yaklaştığında ya saldırarak ya da çeşitli manipülasyonlarla kendisine meşru bir ortam hazırlayarak gemiye müdahale edip el koyacaktır.

-Gemi Gazze’ye yaklaştığında şiddetli bir saldırıyla gemideki aktivistleri ölüm riskiyle karşı karşıya bırakacak, geminin yola devam etmesini engelleyecektir.

Peki bizler ne yapabiliriz ?

Özgürlük Filosu Koalisyonu, vicdanlı halkları temsil ederek, Gazze’deki ablukayı denizden kırma misyonunu kararlılıkla sürdürmeye devam ederken, medya ve basın mensuplarından ricamız ise, Hanzala’nın sesi olmaları ve olası bir İsrail saldırısında İsrail’in hukuk tanımazlığını tüm dünyaya göstermelidir.

Ayrıca Gazze’ye giden tek yolun deniz yolu olduğu artık kanıtsanamaz bir gerçektir. Tüm Dünya’nın vicdanlı insanları kendi gemilerini temin ederek bu ablukayı kırmak üzere yola çıkmaz zorundadır.

Filistin Özgür Olana Dek, Özgürlük Filosu Yoluna Devam Edecek!

Diğer Haberler