İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT

ENDERUN ÖZGÜN EĞİTİMCİLER DERNEĞİ tarafından 6 Kasım'da “20. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI’NA TAVSİYE ÇALIŞTAYI” Yapıldı

10-11-2021

ENDERUN ÖZGÜN EĞİTİMCİLER DERNEĞİ tarafından 6 Kasım'da “20. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI’NA TAVSİYE ÇALIŞTAYI” Yapıldı

ENDERUN ÖZGÜN EĞİTİMCİLER DERNEĞİ tarafından 6 Kasım 2021 tarihinde Gebze’de düzenlenen “20. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI’NA TAVSİYE ÇALIŞTAYI” belirtilen tarihte tamamlanarak çalıştay sonuçları kamuoyu ile paylaşılmış ve çalışmanın detayları konunun muhataplarına ulaştırılmak üzere raporlaştırılmıştır.

Tavsiye Çalıştayı Enderun Özgün Eğitimciler Derneği Gebze temsilcisi Ali EROL ve Enderun Özgün Eğitimciler Derneği başkan vekili Mehmet Ali IŞIK’ın selamlama konuşmasıyla başladı.

Daha sonra Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Talat YAVUZ “Güncel Eğitim Meselelerimiz” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sunumlarında Eğitim sistemimizde mevcut durum nedir? Ne yapıyoruz? Ne yapmalıyız?”sorularına cevap arayışı olarak:

Sınav baskısı altında bir eğitim sistemi sorunumuz bulunuyor. İlkokulda sınav baskısı başlıyor. İyi ortaokula geçelim deniliyor.  İyi ortaokul iyi lise demek,  iyi lise iyi üniversite demek anlayışı hâkimdir. Kurslar, kaynak kitaplar ve etüt merkezleri bu sürecin neticesi oluyor. Bu süreç öğretmeni değersizleştiriyor. Öğrenci, öğretmen ve veliler olarak bu girdabın içindeyiz.”

“Yeni döneme dair ne diyebiliriz? Dijital çağın getirdiği sonuçlar var ve gençler buraya bizden önce intibak ediyor. Yeni meslekler ortaya çıkıyor bazı meslekler yok oluyor.”

Artık diplomalar önemini yitiriyor. İş piyasası için artık insanların kabiliyetleri diplomadan daha önemli hale gelmeye başlıyor. Bu bizim okul türlerini ve diplomalarımızı sorgulamamızın gereğini hissettiriyor. Biz yapmasak bile dünya bizi buna zorlayacak.”

Yeni okul kavramı fiziksel koşullardan bağımsız bir şey.” Salgın süreci fiziksel şartları önemsizleştirdi. Bu süreçle beraber dijitale belki on yıl erkenden adapte olmak durumunda kaldık. Üniversiteler hibrit eğitime geçmiş durumda. Çoğu genç, öğretmeni dinlemeyi tercih etmiyor. Dijital ortamda hızlandırılmış videolarla ders dinliyorlar.”

Eğitim sisteminde bir arayış var.” Nereden başlamalıyız gibi arayışlar var. Bu konudaki sabitelerimiz nelerdir oraya bakmamız gerekiyor. Bu sistemde eğitim felsefesi ve bu sorularla ilgili parametreleri değerlendirmemiz gerekiyor. İdeal insan tipine nasıl karar vereceğimiz bu parametrelere bağlı.”

“Eğitim felsefesi meselesi sadece akademinin işi gibi anlaşılıyor. Ancak eğitim meselesini en iyi öğretmenler konuşur düşüncesindeyim. Çünkü sahada olan biziz.”

Eğitim felsefesi yeniden tartışılmalı. Okul- öğrenci- öğretmen yerli yerine konulmalı. 12 yıllık zorunlu eğitimi konuşmamız gerekiyor. Tüm öğrencilerimize proje okulu gibi değer vermemiz gerekiyor.”

“Tüm müfredatımız kazanım temellidir, müfredat yöntem temelli olarak dönüştürülmeli. Bir öğrencinin bir öğrenme yönteminde başarılı olduğunu görünce o öğrenciye aynı yöntemle başka şey öğrenebileceği bir sistem geliştirmeliyiz.”

“Eğitimin hayatla bağlantısı kurulmalıdır. Sivil bakış açısını unutmamamız gerekiyor. Sivil bakış açımız bizim için her zaman önemli olacaktır.”

Çalıştay kapsamında“Epistomolojik Bağımsızlık İçin Bir Yol Haritası Denemesi” konulu sunumu yapan Kamil ERGENÇ hocamızın katılımcılarımızla paylaştığı tespit ve öneriler özet olarak şöyledir:

“Epistemolojik Bağımsızlık; protestan burjuva kültür kodlarından ilham alarak oluşmuş ve yaklaşık iki asırdır etkisi altında kaldığımız ( hatta işgal edildiğimiz) modern( şimdilerde post-modern) bilgi sisteminin kavramsal ve kurumsal çerçevesinin sınırlarını aşma uğrunda verilen mücadeleyi içerir.”

“Modern bilgi sistemi seküler- ırkçı bir mahiyete sahiptir. Bu sistem özellikle 18. Yüzyıldan itibaren sömürgecilik aracılığıyla kendisini Avrupa dışı uluslara dayatmıştır. Türkiye doğrudan sömürge olmamasına rağmen bu bilgi sistemi aracılığıyla dolaylı olarak ( zihinsel anlamda) sömürgeleştirilmiştir.”

“Anasınıfından üniversiteye kadar tüm kademelerde sözünü ettiğimiz bu sömürgeci bilgi sistemi belirleyici ve tayin edicidir. Bu sistemin dışına çıkabilmek için Müslüman toplumların vahiy ve nübüvvet bilgisinden ilham alan (ve iktisadi, içtimai, siyasi, hukuki, akademik, eğitim vb. tüm alanlarda) bir tasavvur biçimini inşa etmeleri şarttır.”

“Vahiy ve nübüvveti bilgi kaynağı olarak kabul etmeyen bir bilgi sisteminin Müslüman bir toplumda cari olması düşünülemez. Bu bağlamda uzun erimli, sistematik ve kolektif aklı öne çıkaran bir usulle çalışmak gerekiyor.”

“Bu süreçte bir yandan modern/ post-modern paradigmanın ana istinatgahı olan burjuva protestan  kültür kodlarının mahiyeti ve keyfiyeti, diğer yandan ise geleneksel kültürümüz ( vahiy ve nübüvvet bilgisinden esinlenerek) teşrih masasına yatırılıp halihazırda " maruz kaldığımız" epistemolojik emperyalizmin tahakkümünden kurtuluş reçetesi oluşturulabilir.”

Çalıştayın ikinci bölümü

1.“Öğretmen Yeterliliği”

2.“Eğitimde Fırsat Eşitliği”

3. “Mesleki Eğitim”

4. “Türkçe’nin Dekolinizasyonu-Lisan Hassasiyeti ”  konulu dört başlıkta gerçekleşti.

Her başlık ayrı ayrı masalarda farklı komisyonlarca müzakere şeklinde gerçekleşti. Daha sonra rapor kısmının sunumu yapıldı.

“Öğretmen Yeterliliği”  başlığında çalışma yapan komisyonumuz;

 “Öğrenci Kabulünün Kriterleri (Ülkenin yıllık öğretmen ihtiyacı belirlenerek bunun biraz üzerinde bir sayıda adayı kabul edecek şekilde merkezi sınav puan / yüzdelik dilim vb. barajının belirlenmesi),

Öğretmen Adaylarının Türkçe Dil Eğitiminin Güçlendirilmesi (Öğretmen adaylarının kelime dağarcığının zenginleştirilmesi),

Öğretmen Adaylarının Yabancı Dil Eğitimi(Fakülte süresi içerisinde, uluslararası bir dili C1 seviyesinde okuma, anlama, konuşma ve yazma alanlarında öğrenmesinin sağlanması),

Öğretmen Adaylarının Ruhsal Eğitimi ve Uygulamaları  (Milli- manevi değerlerin kazandırılması),

 Öğretmenlerin Teknoloji Eğitimi, Öğretmen Staj Uygulamaları, Yeterlilik Sınavı ve Örnek Ders Uygulamaları, Öğretmenin Hizmet içi Kademeli Gelişimi ve Kariyer İmkanı başlıklarında detaylı olarak müzakerelerde bulundu ve değerlendirmelerini de tavsiye raporu haline getirilmiştir.

“Eğitimde Fırsat\İmkân Eşitliği” başlığında çalışma yapan komisyonun tavsiye raporu sunumunda değinilen bazı tavsiye kararlar;

 Sınav sistemine dayalı eğitim sisteminden kademeli olarak vazgeçilmeli ve öğrenciler kabiliyetleri doğrultusunda yönlendirilmeli. Öğrencilerin yönlendirmesinde objektif kriterler belirlenmeli. Esas olan sınav sisteminin kaldırılması olmakla birlikte geçiş sürecinde her yılı anlamlı ve değerli kılacak merkezi sınavlar yapılarak öğrencilerin yükseköğretime geçişi sağlanmalı.

Bir çocuğun karşısına çıkacak en büyük fırsatın iyi bir öğretmen olduğu gerçeğinden yola çıkarak öğretmen yetiştirme ve atama sistemi bu amaca hizmet edecek şekilde gözden geçirilmelidir.

Yeni öğretim kurumları ya da yeni bölümler açılırken farklı tercihler değil, ülke ihtiyaçları ve gençlerimizin ilgi, yetenek ve hayalleri dikkate alınmalıdır.

Okullar arasındaki farklılıklar, gerek fiziki ve gerekse imkânlara erişim noktasında eşitlenmeli. Tüm okullarımızı aynı standartta ulaştırarak herkes için ulaşılır haline getirmek öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Mesleki Teknik Eğitim başlığında çalışma yapan komisyon üyeleri öncelikle Mesleki Teknik Eğitimin ülkemiz açısından önemini vurgulamışlardır. Daha sonra aşağıda belirtilen konulara dikkat çekilmiştir:

 “Eğitim-istihdam arasındaki ilişkiler her zaman önemli olmuş, bu alanda uygulanan başarılı politikalar ülkelerin kalkınmada itici gücü olmuştur. Ülkelerin kalkınması, eğitimin yetiştirdiği nitelikli insan gücü ile sağlanacaktır. Herhangi bir ekonominin sağlıklı bir şekilde işlemesi işgücünü (özellikle gençleri) eğiterek uygun işlerle eşleştirmesine bağlı olduğu…” belirtilmiştir.

Türkiye’de eğitim sistemine ilişkin mevcut sorunlar değerlendirildiğinde öncelikle öğrenilenlerin hayat ile örtüştürülebilme imkânlarındaki sıkıntılar öne çıkmaktadır. Özellikle de piyasa beklentileriyle tam olarak örtüşmeyen (her kademedeki) eğitim süreci sonunda eğitim-istihdam dengesinin tam olarak sağlanamamış olması sadece eğitim sorunu olarak değil önemli bir toplumsal sorun olarak da ele alınması gerekmektedir.

Ülkemizdeki mesleki eğitimin temel sorunları denildiğinde komisyon üyelerimizce en temel ve öncelikli olarak, mesleki teknik eğitime toplumun bakışında özellikle eksik bilgiden kaynaklı olarak bu eğitime gerekli saygınlığın verilmiyor olmasıdır. Bu yanlış algı kaynaklı olarak mesleki teknik eğitimin öncelikli tercih edilmemesi, akademik düzeyi düşük öğrencinin gitmesi, hem bu eğitimden faydalanma hem de ülkemizin sanayileşme ve katma değeri yüksek ürün ihraç etmedeki sorunların da kaynaklarından biridir.

Çözüm olarak mesleki teknik eğitimin hak ettiği saygınlığın bir an önce hem mevzuat düzeyinde hem de toplumsal algı düzeyinde düzeltilmesi gerekmektedir… Mesleki Teknik Eğitim başkanlığında başkaca sorunlar ve çözüm önerilerinde ele alındığı çalıştayımızda hazırlanan daha detaylı bir rapor 1-3 Aralıktaki 20. Milli Eğitim Şurası’nda sunulmak üzere komisyonumuz tarafından raporlaştırılmıştır.

Türkçe’nin Dekolinizasyonu-Lisan Hassasiyeti başlığında çalışma yapan komisyon üyeleri dilin önemini şu şekilde ifade etmiştir:

Milleti oluşturan maddi ve manevi unsurlar arasında “dil” önemli bir yere sahiptir. Dil birliğini sağlayamamış bir topluluğun millet kimliğini kazanması da mümkün görünmemektedir. Kültürün doğması ve gelişmesi de dile bağlı olduğu için dilin ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden görülmektedir. Bir milletin dili bozulursa kültürü de bozulmaya başlar ve bilim, sanat, edebiyat ve eğitim alanlarında niteliksizlik ve yıpranmalar ortaya çıkar. Bu durum toplumda insanları birbirlerini anlamaz hale getirir ve böylece toplumda bir iletişim karmaşası başlar.

Komisyon üyeleri bilimi, Türkçe terimlerle ifade etmenin önemini aşağıdaki şekilde ifade etmiştir:

Teknolojik çağın bilgilerini edinmek ve kullanmak için tercüme çalışmaları çok büyük bir önem arz etmektedir. Fakat bu tercümeler, kelimelerin değer farklılıkları göz önüne alınmayarak veya ihmal edilerek yapıldığından bir başka ifadeyle Batı dillerindeki bilgiler Türk dil sistemi içerisinde gelenekten kopuk, değer sistemimizden bağımsız ve etkisi hesaplanmadan anlatılamadığından, edindiğimiz bilgiler eksik kalmakta, gerçek anlamda bilimsel bir birikim sağlanamamaktadır. Bilimi Türkçe terimlerle kuramıyorsak, ona sahip değiliz demektir.

Komisyonun aldığı bazı tavsiye kararlar şunlardır:

Konu eğitim süreci açısından değerlendirildiğinde ciddi sorunlar yaşandığı aşikârdır. Dünyada dil eğitimi üzerine yapılan araştırmalar gösteriyor ki; yabancı dil eğitimi sömürge ülkeler dışında çok az ülkede zorunlu olarak okutulmaktadır. Yabancı dil öğrenmek kişinin ihtiyacı çerçevesinde gerçekleşen bir süreçtir. İnsan hayatının akışı içerisinde hangi dile ihtiyaç duyuyorsa, onu ihtiyacı çerçevesinde öğrenir. Oysaki ülkemizde İlkokul 2. Sınıftan başlamak üzere İngilizce zorunlu bir ders olarak okutulmakta ve çocukların ana dilin inceliklerini öğrenmeleri gereken bir dönemde başka bir dil öğrenmeye çalışmaları hem zihin dünyalarında hem de değer algılarında ciddi zararlar ortaya çıkarmaktadır. Uzun yıllar süren zorunlu İngilizce eğitimi kültür karmaşası yarattığı gibi maalesef sonucu itibari ile istenilen sonuca da ulaşmamaktadır.

Üniversite Eğitimi sürecinde tüm Öğretmen adaylarımıza kendi değer dünyamızdan beslenen kitapların mutlak suretle okutulmasının sağlanması konusunda ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Dilimize yabancı dillerden aktarılan kelimelerin yerine, Türk Dil Kurumu tarafından önerilen kelimelerin eğitim sürecinde kullanılan kitaplarda kullanılması sağlanmalı bunula birlikte her kademede bu kelimelerin kullanılması teşvik edilmelidir.

Komisyon çalışmalarımız tüm masalardan gelen çalışma sonuçlarının sunumu ile ve bu çalışmanın hasılasını eğitim bürokrasimiz ile paylaşma kararı ile sonuçlandırılmıştır. Tüm katılımcılarımıza ve ev sahipliğinden dolayı Şerife Bacı Kız Öğrenci Yurdu çalışanlarına ve Gebze Enderun Özgün eğitimciler Temsilciliği’ne teşekkür ederiz.

Diğer Haberler