İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT

Diriliş Şairimiz Sezai KARAKOÇ rahmet-i Rahman'a Kavuştu

16-11-2021

Cenaze Namazı 17 Kasım'da İkindi Namazını Müteakip Şehzadebaşı Camii’nde Kılınacaktır

Diriliş Şairimiz Sezai KARAKOÇ rahmet-i Rahman'a Kavuştu

Diriliş şairi Üstad Sezai KARAKOÇ 88 yaşında rahmet-i Rahmana kavuştu.  Mevla mekanını cennet, makamını âli eylesin.

Üstad KARAKOÇ büyük edebî mirası kadar, mütefekkir olması yönüyle fikir dünyamızın sağlam, sarsılmaz mimarlarındandı.

Necip Fazıl Kısakürek'in, ''Ruh gibi, Hazreti İsa gibi'' diye, Ece Ayhan'ın ''Sivil şiirin en iyi şairlerinden'' şeklinde övdüğü, Cemal Süreya'nın ''Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir, Salvador Dali de sever. Sıkışmış, sıkıştırılmış deha. Alçak gönüllükle katı yüksek uçuyor. Şemsiyesi yok'' ifadesiyle anlattığı biriydi.

Kısaca Hayatı

22 Ocak 1933 doğumlu olan Sezai Karakoç Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Çocukluğu Ergani'de geçmiştir. Eğitimine de Ergani ilçesinde başlayan Sezai Karakoç 1944 yılında ilkokul eğitimini tamamladı. Ortaokula Maraş ortaokulunda başlayan Sezai Karakoç burada parasız ve yatılı okumuştur. Lise eğitimi için Gaziantep'e giden Sezai Karakoç, Gaziantep lisesinden 1950 yılında mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyup 1955 yılında üniversite eğitimini tamamlayarak mezun olmuştur. Siyasal Bilgiler Fakültesinin mali şubesinden mezun oldu. Daha sonra zorunlu hizmet neticesinde Maliye Bakanlığı bünyesinde dış tediyeler muvazenesi bölümünde çalışmaya başladı. Ardından müfettiş yardımcısı olarak görevine başladı. Görevi icabı ile pek çok kez Anadolu'yu gezdi ve yöre halkını yakından tanıdı. İstanbul'da Diriliş dergisini kurdu. Diriliş Partisini kurarak siyasete girdi. 1990 yılında kurulan Diriliş partisinin ömrü 7 yıl olmuştur. Ardından 2007 yılında kapanan eski partisi üzerine yeni partisi olan Yüce Diriliş Partisini kurdu. Vefatına kadar Yüce Diriliş Partisi başkanlığını sürdürmüştür.

Diriliş Şairi, Mütefekkir, Dava Adamı Oluşu Üzerine...

Sezai KARAKOÇ, genç yaşlarda başlayan şairlik yönünün yanında, fikir yazılarıyla da etkili olmuş bir şahsiyettir. Hayata bakışı ve onu yorumlayışı kendine özgü olan bir fikir ve dava adamıdır. Onun beslendiği kaynakların geniş bir yelpazede oluşu, düşünce sistematiğini oluşturan kavramların çeşitli veçheleri üzerinde kafa yorması, bizlere büyük mirası olan “Diriliş” ideali, düşüncesi etrafındaki fikir dünyası üzerinde uzun yıllardır tefekkür eden bir mütefekkir olduğunun ve Müslümanlar olarak ona ne çok şey borçlu olduğumuzu işaret eder.

'Doğu' ve 'Batı' kavramları, düşünce dünyasının anahtar kavramlarıdır diyebiliriz. Sezai Karakoç, felsefenin en temel konuları diyebileceğimiz akıl, hakikat, bilim, metafizik gibi kavramlara getirdiği yeni açılımlar yanında toplum, millet, devlet, medeniyet gibi sosyal kavramlar üzerindeki fikirleriyle toplumsal hayatın çeşitli cephelerinde yaşanan sorunlara dair fikirler üretmiş, istifademize sunmuştur.

Din, inanç, ahiret, kader gibi dinin temel konularına ilişkin kavramları geleneğimizin İslam anlayışıyla ancak yeni ve edebi bir dille yorumlamıştır. Karakoç'un Mevlana, Yunus Emre, Mehmed Akif ERSOY, Yahya Kemal BEYATLI ve Necip Fazıl KISAKÜREK gibi değer verdiği bazı şahsiyetlere ilişkin görüş ve tespitleri de bu şahsiyetlerin onun gerek edebi kimliğini gerekse düşünce dünyasına olan etkisi dolayısıyla önem arz ediyor.

Karakoç'un Doğu ve Batı kavramları başta olmak üzere, sosyal, dini, felsefi ve edebi tüm konu ve kavramlar hakkında ürettiği fikirler onun 'Diriliş' idealinin, düşüncesinin dayandığı ayaklardır. Kendi öz değerlerinin farkına vararak çağın tıkanan yanlarına alternatif üretmek amacıyla topyekûn bir silkinme hali olan 'Diriliş', Karakoç'un başlı başına bir medeniyet önerisidir. Bu önerinin temel niteliği ise hayatın soyut ve somut her alanına ebedi ve ezeli olan ‘hakikatin’ sayesinin düşürülmesidir. Nitekim şiire olan yaklaşımı da:

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; 

Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.

diyen Üstad Necip Fazıl’dan devraldığı geleneğe eklenerek şöyledir:  “Estetik ona (Allah’a) ilişkin oldukça estetiktir. Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil

Üstadın eseri Leylâ İle Mecnun’unun dördüncü bölümü olan ‘Ölüm’ şiirini okuyarak üstadın ruhuna Fatiha gönderebiliriz...

ÖLÜM

Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde

Bir kış güneşliğinde

Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir

Tabiatı aşan bir bildiriliştir

Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır

Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır

Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil

Görünüşte öç hakikatte değil

Fâninin sonsuzlukla barışması

Affın mağfiretle yarışması

Yaprağın düşüşü değil bu toprağa

Bir yıldırımın çarpışıdır dağa

Sonbahar değil ilkbahardır

Ölümden sonra ölümsüz hayat vardır

Bulutlar açılır güneş çıkar

Yağmur taneleri inci tanelerine dönüşür

Deniz çalkanır saçar ortaya hazinesini

 

Anladım onlar ölmediler

Ölüm adına

Ölüm maskesini takınarak

Dönüştüler bir ışığa

Diğer Haberler