İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
Muhammed Fesih KAYA

Müslüman Bilinç ve Hayvan Hakları

İnsanın yaratılışındaki sır, onu diğer varlıklardan ayıran akıl, irade ve sorumlulukla ilgilidir. Kuran’da “Andolsun, biz insanı en güzel biçimde yarattık” (Tin, 4) buyrularak insanın eşrefi mahlûkat olduğu vurgulanır. Bu üstünlük yalnızca şekil ve surette değil, aynı zamanda emaneti yüklenme ve yeryüzünde halifelik görevinde kendini gösterir. Dolayısıyla insanın asli vazifesi, neslini devam ettirmek, aile kurmak, toplumu şekillendirmek ve dünyayı ıslah, ihya ve inşa etmektir. Bu görev, yalnızca insana değil, Allah’ın yarattığı bütün canlılara karşı sorumluluk taşır.

Hayvanlar Allah’ın sessiz varlıklarıdır. Onların yaratılışında da hikmet vardır, doğayı dengelemek, insana hizmet etmek, sadakat ve vefa örneği sergilemek. Kuran’da “Allah, sizin için hayvanları yaratmıştır, onlardan binek edinirsiniz, onlardan yersiniz” (Mü’min, 79) buyrularak bu gayeye işaret edilir. Bir köpeğin sadakati, bir kedinin sevimliliği veya bir kuşun zarafeti insana huzur verir, aynı zamanda merhamet ve sorumluluk bilincini hatırlatır. Müslüman bilinç, hayvanı yalnızca fayda sağlayan bir varlık olarak değil, Allah’ın ayetlerinden biri olarak görür. Bu bakış, merhamet, adalet ve sorumlulukla birleştiğinde hem bireysel takvayı hem de medeniyetin ahlaki temelini güçlendirir. Hayvanı evlat yerine koymak ise varlık mertebelerinin karıştırılmasıdır. İbn Sina ve Farabi, insanı “nâtık” yani düşünen varlık olarak tanımlar. Bu tanım, insanın yalnızca biyolojik bir canlı olmadığını, aynı zamanda anlam üreten, sorumluluk taşıyan bir varlık olduğunu gösterir. Hayvanı evlat yerine koymak, bu hiyerarşiyi tersyüz etmek ve insanın varlık mertebesindeki üstünlüğünü inkâr etmektir. Sosyolojik açıdan ise bu eğilim, modern bireyin yalnızlığının ve sorumluluktan kaçışının bir tezahürüdür. Çocuk yetiştirmek sabır ve fedakârlık isterken, hayvanı evlat edinmek bireysel tatmini öne çıkaran bir tercihe dönüşmektedir. Bu, aile kurumunun zayıflaması ve bireyciliğin aşırı yüceltilmesiyle birleşmektedir.

Modern şehirleşme, hayvan, insan ilişkisini daha karmaşık hale getirmiştir. Sokak hayvanları doğal yaşam alanlarından kopmuş, apartman hayatında fıtratlarına uygun olmayan koşullarda varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır. Endüstriyel yapı mama üretimi, veterinerlik hizmetleri ve barınaklarla hayvanların yaşamını kolaylaştırırken, aynı zamanda merhameti ticarileştirmekte ve tüketim kültürüne dönüştürmektedir. Böylece saf bir insani erdem olan merhamet, kapitalist sistemin araçsallaştırdığı bir duyguya dönüşmektedir. Türkiye’de sokak hayvanları meselesi bu paradoksu açıkça ortaya koymaktadır, bir tarafta açlık ve çaresizlik, diğer tarafta saldırılar ve ölümler. Belediyelerin çalışmaları çoğu zaman siyasi zemine kaymakta, barınakların yetersizliği ve kısırlaştırma eksiklikleri sorunu derinleştirmektedir. Avrupa ve ABD’de ise hayvan refahı yasaları, zorunlu kayıt ve mikroçip uygulamaları, sistematik kısırlaştırma programları ve güçlü barınak altyapısı sayesinde sokaklarda başıboş hayvan bırakılmamaktadır. Hollanda’da “topla, kısırlaştır, aşıla, yerine bırak” yöntemiyle sorun çözülmüş, Almanya’da sahipsiz hayvanlar ömür boyu barınaklarda korunmuş, İskandinav ülkelerinde terk oranı neredeyse sıfıra indirilmiştir. Bu örnekler, merhametin duygusal bir refleks olmaktan çıkıp hukuki ve kurumsal bir sorumluluk haline getirildiğinde kalıcı çözümler doğurduğunu göstermektedir.

Çözüm: Merhamet ve Hikmet Dengesi

Müslüman bilinç açısından çözüm, yalnızca duygusal reflekslere dayalı değil, hikmetle birleşmiş sorumluluk çerçevesinde olmalıdır. Bu bağlamda geniş çözüm önerileri şunlardır:

Belediyeler ve kamu otoritesi: Modern, geniş ve hijyenik barınaklar kurulmalı, sistematik kısırlaştırma ve kayıt programları uygulanmalı, mesele siyasi bir araç olmaktan çıkarılmalıdır.

Şehir planlaması: Hayvanların doğal yaşam alanlarını yok eden anlayış terk edilmeli, yeşil alanlar ve ekolojik denge gözetilmelidir.

Hukuki düzenlemeler: Hayvan refahı yasaları güçlendirilmeli, merhamet bireysel vicdanın ötesinde kurumsal bir sorumluluk haline getirilmelidir.

Kapitalist endüstri denetimi: Mama ve veterinerlik hizmetleri hayvanların yaşamını kolaylaştırıyor, bu faydalar inkâr edilmemeli, ancak merhametin ticarileştirilmesi ve tüketim kültürüne dönüştürülmesi kamu otoritesi ve sivil toplum tarafından denetlenmelidir.

Toplumsal bilinç: İnsanlara yalnızca “besleme” değil, sorumluluk bilinci kazandırılmalı, hayvanı evlat yerine koymak yerine, ona kendi yaratılış gayesi içinde merhamet göstermek öğretilmelidir.

Uluslararası örneklerden öğrenmek: Avrupa ve ABD’deki başarılı uygulamalar Türkiye için yol haritası olarak değerlendirilmeli, önleyici politikalar ve kurumsal sorumluluk ön plana çıkarılmalıdır.

Sonuç

Hayvanlara evlat muamelesi yapılması ve sokak hayvanları meselesi, yüzeyde farklı gibi görünse de aynı kökten beslenmektedir, insanın kendi yaratılış gayesini unutması. Müslüman bilinç, hayvan haklarını yalnızca duygusal bir merhamet meselesi olarak değil, Allah’ın koyduğu düzenin bir parçası olarak görmelidir. Merhamet, ölçüsüz duygusallık değil, hikmetle birleşmiş sorumluluktur. Hayvanlara şefkat göstermek, onları aç bırakmamak ve eziyet etmemek farzdır. fakat bu sorumluluk, toplumsal düzeni ve ekolojik dengeyi ihmal ederek değil, onları güçlendirerek yerine getirilmelidir. Böylece merhamet, tüketim kültürünün bir aracı olmaktan çıkıp, insanın yaratılış gayesini gerçekleştiren sahici bir değer haline gelir. Dünya, yalnızca insana ait olmayan, bütün canlıların pay sahibi olduğu bir emanettir.

Diğer Makaleleri