İhtisas Kurumları
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT

GEBZE’DE BİLİNÇ İŞÇİSİ ÖĞRETMEN PANELİ

25-02-2022

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği ve İMH Gebze’nin gerçekleştirdiği panel Eğitim konusuna farklı bir açıdan yaklaşıyor. Konu başlıkları bugüne kadar gördüklerimizden daha farklı ve esasa ilişkin. Panel, Eğitimle ilgili birçok meseleyi tartışmaya açıyor. 


GEBZE’DE BİLİNÇ İŞÇİSİ ÖĞRETMEN PANELİ

BİR BİLİNÇ  İŞÇİSİ OLARAK ÖĞRETMEN PANELİ RAPORU

 

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği başkanı Ali Erol  açılış konuşmalarında beşikten mezara kadar ilim öğrenin diyen bir Peygamberin ümmeti olarak ilim öğrenmeyi kendimizi nitelik ve kalite olarak artırmayı bir hayat düsturu haline getirmek amacıyla Gebze'de panel yapmaya karar verdiklerini ve bundan sonrada Gebze’nin kültürel havzası için çalışmalarını devam ettireceklerini dile getirdi.

      Bilinç İşçisi Olarak Öğretmen panelinde moderatör olarak Eğitimci-İlahiyatçı Sedat Kotan,

Öğretmenin Entelektüel Sorumluluğu konusunu Eğitimci-Yazar Kamil Ergenç,

Bilinç İnşasında Edebiyatın İşlevselliği Şair Yazar Hüseyin Akın,

Eleştirel Düşünme Yeteneğinin Gelişiminde Felsefenin Rolü konusunda Eğitimci İlahiyatçı Veli Karataş sunumlarını gerçekleştirmiştir.

 

Kamil Ergenç, Derneğin öyle bir meseleyi kamuoyunun gündemine getirmesi yönüyle tebrik ederek bu tarz çalışmaların yaygınlaşması gerektiğini dile getirdi. Kamuoyu farkındalığının bu tarz çalışmalarla arttığını düşündüğünü hayatın canlı olduğunu  entelektüel hayatın canlı tutulduğunda   kamuoyunun  manipülasyondan, ayartıdan  kolay kurtulacağı dile getirdi. Öğretmen olsa da eğitim hayatı dediğimiz hayat hepimizin ilgili olduğu toplumu etkileyen bir hayat içinde  öğretmenin bilinç işçiliği yapması toplumun baştan çıkarılmaması ayartılmaması konusunda önemli bir rolü olduğunu dile getirerek sözlerine devam etti.

 Kırmızı mürekkep metaforu üzerinden gerçeğin ve hakikatin dilini konuşan kişinin öğretmen olduğunu söyleyerek öğretmenin hakikatin dilini konuşmasının zor,zahmetli ve riskli olduğunu dile getirdi. Öğretmenin  bilgiyi işliyor olması bilgi ile doğrudan temas kurmuş olması bilgiyi üretmek kabiliyetine, bilgiyi iletmek kabiliyetine sahip olması hem kendisini hem muhatabını doğru bilgiyle temas kurması hasebiyle öğretmenlik mesleğinin bu yolda en önde gelen meslekler arasında olduğunu ifade etti.

 

Kamil Ergenç, konuşmasına şöyle devam etti: Küresel bir çağda yaşıyoruz. Küreselleşmenin toplumları esir aldığı  doğru bilgiye ulaşmanın zor olduğu kafa karışıklığının çok olduğu müşevveş zihinlerin yani karışık zihinlerin olduğu zamanlardan geçtiğimiz için öğretmenlerin bu kafa karışıklığını gidermek anlamında önemli bir yere sahiptir. Bu noktadan hareketle öğretmenin entelektüel sorumluluğunun doğru bilginin nasıl elde edileceği o bilginin nasıl işleneceği, nasıl fikir inşa edileceği noktasında  öne çıktığını düşünüyorum. Bu hususta düzenli bilginin altını çizmek gerektiğini doğru bilginin nasıl elde edileceğini bilinmesinin önemli olduğunu malumat yığınlarının içerisinden nasıl kurtulması gerektiğinin bilinmesinin entelektüel sorumluluğun gereğidir.  İçinde yaşadığımız zamanın farkında olmak tarihin nabzını tutmak hem de yarının tarihinin nasıl inşa edileceğine dair bir farkındalığının sahibini olmakla alakalıdır.

Öğretmenin içinde yaşadığı zamanın tanığı olması bütün unsurları ile tanığı olması bu sorumluluğun öncelikli görevleri arasındadır. Küreselleşme içerisinde küreselleşen şeyin ne olduğunu, küreselleşmenin kültür kodlarında şifrelerinin ne olduğunu konusunda farkındalık sahip olmak ve buna karşı direnç noktalarının ne olduğunu bilmek entelektüel sorumluluğu icap ettirir. Tarihin öznesi olmak demek maruz kalmayı kabul etmek demek manipülasyona  açık olmamak demektir, maruz kalmamak demektir. Kendi tercihlerinin öznesi olmak demektir. Kendi çabasıyla doğru bilgiyi edinme yollarını bilmek demek,bu doğru bilgi çerçevesinde kendi hayatına istikamet vermeyi yeğlemesi demek.

Bu noktada doğru bilginin altını çizerek devam ediyorum malumat yığınları içerisinde kalmak bilgi sahibi olmak değildir. Malumat biriktirmek bilgi sahibi olmak değildir. Entelektüel sorumluluk malumat ile bilgi arasındaki farkı fark edip ve bunun muhatabının anlayacağı şekilde temsiliyeti içselleştirme anlamına  geliyor. Malumat yerine bilgeliği tercih etmek bilgiçlik yerine bilgeliği tercih etmek bu sorumluluk dairesi içerisinde yer alıyor.Bu da zamana nereden bakmamız gerektiğini gerektiriyor. Zihin işçiliğini zaruri kılıyor. Zihin işçiliğinin zihinsel çabanın, soru sormak ile çok yakından ilişkili olduğuna dikkatleri çekmek istiyorum ve bir öğretmenin entelektüel sorumluluğu içerisinde muhatabına doğru soruları sorma kabiliyeti kazandırması da var Çünkü doğru soruları soran insanlar  bunların ardından gidebilir. Doğru soruyu sormak demek olan şeyin ne oluyor ile ilgisini değil neden oluyor onun bilgisini kurmak gerek. Entelektüel sorumluluğu hangi alanlarla temas kurularak  yerine getirileceğini somut örnekler vererek dile getireceğim. 

 

Entelektüel sorumluluğun nasıl yerine getirileceği ile ilgili biraz daha somut birkaç cümle ile konuyu tamamlamaya çalışacağını dile getirerek öğretmenlik mesleği branşlaşmasının yoğun olduğu  her branş kendi mesleki yeterliliği ile sınırlı bilgiye sahip olmaya sahip zorundaymış gibi algının  egemen olduğu algısı mevcut maalesef. Oysaki entelektüel sorumluluk  hiçbir branş ayrımı yapmaksızın öğretmenlik mesleğini deruhte eden her ferdin kaçınılmaz bir şekilde o yetkinliğe ulaşması ile mümkün olan bir şeydir. Önerilerimizi de bu bağlamda dikkate almak gerekir. Önerileri branş ayrımı yapmadan entelektüel sorumluluğu üstlenen herkes üstlenebilmelidir ancak tespitler nihayetinde yoruma açıktır ve geliştirebilir.

 

  1. Bilim tarihiyle, alakalı her öğretmenimizin müktesebat sahibi olması icap eder.Çünkü bugün de bilimin gerçek anlamda ne olduğu ne olmadığı konusunda eleştiri yapabilmek için bilimin tarihine nazar etmekte fayda olduğu kanaatindeyim. Bilim tarihindeki müktesebat  entellektüel sorumluluğun  ilk basamağına koyuyorum.
  2. Düşünce tarihi, felsefe tarihi de denilebilir.Başlığı seçmemizdeki gerekçe ise düşüncenin evrimini, bilinen insanlık tarihinde insanlar hangi dönemlerde ne tür düşünceler yer ald? Düşüncelerini nasıl temellendirdiler? Farklı düşünmelerini sebep neydi gibi sorularla  adını koymak için düşünce tarihi ile alakalı müktesebat sahibi olmak gerektiğini düşünüyorum. Bunu yaptığımızda bunu yapan egemen düşünme sisteminin ne olduğunu bilebiliriz. Acaba bugün yeni bir şeyle  mi karşı karşıyayız yoksa vakti ile insanlık şu anki düşünme biçimi ile mi düşünüyor? Yoksa onu aştı mı  yoksa biz o tarihi yeniden mi tekrar ediyoruz sorusunun cevabını vermiş olacağız.
  3. Medeniyet tarihiyle ilgilenmek  gereklidir. Çünkü takdir edersiniz ki bir medeniyet bir düşünme biçimine yaslanır. Her medeniyet bünyesinde bir şehir kültürü, bir eğitim, kültür, bir sanat kültürü, estetik kültürü, mimari kültürü vs barındırır.Medeniyet dediğimiz şey düşüncenin görünür halidir. Kendisini somutlaştırmış halidir. Medeniyet tarihine nazar etmek demek o medeniyetlere renk veren o düşünme biçimlerini bilmek onların neden yükseldiğini nasıl düştüğünü nasıl tarihten çekildiğini bilmek halihazırda yaşadığımız zamana gerçek anlamda tanıklık etme anlamına geldiğini düşünüyorum. takdir edersiniz ki biz de bir medeniyetin unsuru olduğumuzu iddia ediyoruz ve küreselleşme  medeniyetleri etkisiz kılmaya çalışıyor. Bu koşullar altında acaba içinde bulunduğumuz dünyaya yeniden söz söylemenin zeminini nasıl inşa edebiliriz sorusu medeniyetler tarihi ile temas kurmaktan geçiyor.
  4.  Entelektüel sorumluluğun  son ayağı  kavram tarihidir yani etimoloji bilgisidir. Bunun gerekçesini ise şöyle izah ediyoruz. Kavramların tarihine dair farkındalık bizim şu anda kendimizi nasıl ifade edebileceğimiz ile ilgili ayrıcalık  sağlayacaktır. Çünkü kavramlarla düşünüyoruz, meramımızı kavramlarla anlatıyoruz, arzularımızı heveslerimizi, aşkımızı, öfkemizi, kinimizi, sevgimizi, merhametimizi kavramlar yoluyla sunuyoruz Dolayısıyla kavramların tarihini bilmek demek ilgili kavramların ne zaman ortaya çıktığını hangi koşullarda ortaya çıktığını kavramın nasıl içerik kazandığını üzerinden zaman geçtiğinde o kavramın içerik daralmasına mı genişlemesine maruz kaldığını bilmek kavramın şu an hangi anlamda olduğunu bilmek demektir Bu da ilgili kavramın doğru kullanılmasını düşüncenin doğru temellendirmesi sağlayacaktır. İthal kavramlarla konuşmak zorunda kalıyoruz. Son yıllarda akademi'nin yüksek lisans doktora tezlerini takip ediyoruz literatüre sokulan yeni bazı kavramlar toplumsal dokunun neredeyse bir bütün olarak yeniden değişmesi yeniden biçimlenmesi matuf kavramlardır.

 

Sedat KOTAN,Kamil Hocam özellikle hakikatin dilini konuşan bir öğretmen prototipi çizmeye çalıştı. Hakikatin dilini konuşmak söylemek gerçekten büyük bir sorumluluk büyük bir özveri ve çalışma ve gayret gerektirir. Hakikatin dilini konuşmak bilgili gerektirir, çağı fark etmeyi gerektirir diyerek bu konular üzerinde durdu. Tarihin öznesi olmanın gerçekten de vakti gelmiştir. Tarihin öznesi olmanın şüphesiz en büyük sorumluluğu öğretmenlerdir. Entelektüel sorumluluğu yerine getirenler bunu başarabileceklerdir.

 

Hüseyin AKIN, bilinç inşasında edebiyatın işlevselliği konusunda söz alarak  edebiyat öğretmen arasındaki olması gereken hususlar üzerinde duracağını dile getirdi bu konularda pesimist olduğunu dile getirerek yani kötümser yaklaştığını söyleyerek yaşadığı durumların kendisini pesimist olmaya sevk ettiğini dile getirdi. Konuşmalarına şu şekilde dile getirdi: Tüm meslek dallarını entelektüellik ile ilişkisi kurulabilir ama bir alan hariç diyorum,olmaması gerekir ama öğretmenlik, öğretmenlik mesleğine şu anki okullar içinde entelektüel söylemin kabul gördüğünü, düşünmediğini dile getirebilirim. Çünkü entelektüel çaba içerisinde olanlara böyle bir söylemde bulunanlara başka bir gözle bakıldı. Entelektüel bakışın izini hiç görmediğini dile getirdi. Bu husus konusunda açık konuşmak gerekir. Açık konuşmazsak problemin çözülemeyeceğini söyleyebilirim. 30 yıllık öğretmenim entelektüel söylemin okullarımızın içerisinde yer edindiğini görmedim.

Ne dediğinin çok fazla önemi yoktur hele konu eğitimse. Nasıl söylediğinin, nasıl söylemem gerektiğini önemlidir. Biz  usul geliştirdik mi? Allah ne verdiyse denilen bir tutumuz var. Bu anlamda eğitimi sanatsal tarafı edebi bir tarafı var edebi derken her derste şiir okuyalım anlamında demiyoruz bizim anlatı inceliklerimiz ilahi kitaplarımızda mevcuttur. Öğretmenliği bir nevi peygamber mesleği olarak bir yönüyle de tanrı mesleği olarak değerlendirebiliriz. Mürebbi, Rab kelimeleri çıkış itibariyle aynı kökten gelir. Terbiye edicidir. Bizim yaratıcımız en büyük terbiye edicidir. Kur'an-ı Kerim'de terbiye usulleri koymuştur. Hazreti Musa'nın firavunla mücadelesinde bir usül ortaya koyuluyor. ‘’Ona güzel söz söyle umulur ki belki kalbi yumuşar.’’ Diyerekbize bir usül öğretiliyor. 

 Merhamet sabır şefkat gibi hasletler uygulandığı zaman bir anda sanat oluşturuyor ve edebi bir kıvam oluşuyor. Bu da sadece şiirle öğrenilecek bir durum değil.Öğretmenin bakışıyla öğretmenin görev edinmesiyle elde edilen durumlar. Nurettin Topçu, öğretmenin işi  öğretmek değildir bunu kitaplar da yapıyor kütüphanelerde yerine getiriyor diyerek  öğretmenlik mesleğinin kılavuzlama işi,yol göstermek işi demiştir.

Öğrencilere sirayet ederken bilişsel ve duygusal dengeyi sağlamaya çalışarak yol yürümek moral vermek motivasyon vermek kendi motivasyonumuzu yüksek tutmak çok önemlidir. Bir fidanın filizlendiğini görmek bir koyunun doğumuna şahit olmak çok önemli Bunu yaşayan öğrencilerimiz hayatı daha anlamlı hale getirecektir

 

Eğitimde ezber bozulması taraftarıyım. Öğretmenlerin öğretemedikleri de öğretmek lazım. Bizim müfredatla sınırlı bir zihnimiz olursa nereye kadar gidebiliriz. İbni Sina dediğimiz değer sadece İslam felsefesinin bir ismi değildir aynı zamanda tıp alanında önemlidir. Biz bir alana takıldık kaldık. Mesela buraya geometrik bilmeyenler giremez diyerek sıkıştık kaldık. Felsefenin geometri ile ne alakası var diye düşünebilir yeni kuşak. Ne alakası yok ki birçok alakası vardır.

Öğretmenler için dört ‘’M’’ kuralı var. Yukarıdaki anlattıklarımızla Motivasyon,Moral olarak değindik.  Müzik ve Mizah diğer kurallarımızı oluşturuyor. Bizim derste bir müzik havası oluşturmamız gerekiyor. Çok gereksiz bir ciddiyet algımız var biz gülmeyi zeka fışkıran mizahı çok gereksiz bir şey olarak gördük.  Kur'an-ı Kerim bize mizah yapmış: Sesini ölçülü tut, en çirkin ses eşeğin sesidir diyerek kitap yüklü merkepler diyerek bir karikatür gözümüzün önüne geliyor. Öğrencilerle mizah yemekteki tuz kadar yapmak gerekir. Ders anlatmanın ne kadar çileli olduğunu bizler biliyoruz çünkü öğrenci benim öğrenmek istediğim ve hocanın anlatmak istediği çok farklı bir yere giderse öğrenci ilgisiz kalıyor. Bunun yerine çaktırmadan öğretim usulünü değiştirmeyi  tercih ederim. Merhametimi anlatıyorsunuz başlık atmanıza gerek yok. Çocuklar hazır olun diyerek merhameti anlatıyorum değil merhameti hayatın içerisinde anlatmamız gerekir. Hayattaki edindiğimiz tecrübeler bize o müfredatı öğreti.r Ben Merhameti Şişli'deki okulumuzun önündeki mezar taşından öğrendim. Derslerinize sanatsal bir algıda anlatmassanız derseniz size geri tepebilir. Branşı ne olursa olsun bütün öğretmenler modern sanatlarla ilgilenmesi gerekir. Sartre: ‘‘Dünyadaki değer aşınmaları şiirin geri çekilmesi eş zamanlıdır.’’ demiştir. Ne zaman ki şiir geri çekildi değerler de aşınmaya başladı. Şiirin içinde kadim değerler var. Şiirle neden uğraşayım diyerek biz aslında çocukları değerlerimizden uzaklaştırdık. Sembol kişileri anlatarak yazar-eser ezberleterek  edebiyatı veremeyiz. Bu bizi bir  yerden bir yere taşımaz.

 

 Veli Karataş,  eleştirel düşünmenin gereklerini yedi başlık altında toplayarak başlıklar üzerinde konuşmalarını gerçekleştirmiştir. ‘‘Eleştiri nedir, düşünme nedir, eleştirel düşünme nedir, eleştirel düşünme ne değildir, felsefe nedir, felsefi bakış tarzı nedir, bu tarz bize ne kazandırır?’’ sorularıyla eleştirel düşünme açısından felsefenin rolü nedir başlıklarında konuşmalarını gerçekleştirdi.

Eleştirinin kelimesinin anlamlarını bakarak değerlendirmelerde bulundu ve sunumuna şu şekilde devam etti: Düşünce kavramlarla işlem yapmak demektir. Nasıl ki matematikte sayılarla ve bazı bağlantılarla işlem yapıyorsak düşünme eyleminde de kavramlarla işlem yapıyoruz. İrtibatlandırma, temellendirme, açıklama, belirginleştirme, dile getirme vs işlemleri ise bu anlamda ise kavramlarla,kelimelerle yapıyoruz 

Alanyazına baktığımızda üzerine düşünülmüş belli bir  eleştirel düşünme tarifi yok ve bu alanda biraz da saptırıcı ve yoruma açık tarifler yapıldığı görülmüştür ve bu durumu da ayrıca sorgulamak gerektiği düşünülmüştür.

Felsefe nedir, felsefe bakış tarzı nedir? Felsefenin konumlandırmasını çok iyi yapmamız gerekiyor. Abartılı bir yüceltmeye gerek yoktur, komplekse gerek yoktur. Bir defa etimolojisine indiğimizde felsefe Hikmet'e göre aşağı seviyededir. Hikmet arayışıdır.

Rasyonel, eleştirel, farklı ve kapsamlı olmak sorgulamak, meraklı olmak, şüphe duymak, hayret etmek, düşünsel olmak, kümülatif olmak, birikimsel olmak, sistemli olmak tutarlı olmak gibi eylemler felsefeye olumlu sıfatlar olarak düşünülmüş. 300 yıldan beri felsefede ciddi anlamda tahtından edilmiş bir sultan, bir imparatordur. Bunu da göz ardı etmemek gerekir.

 Felsefi bakış tarzı bize ne kazandırır rasyonel olmak tutarlı olmak kapsamlı bakmak bize ne kazandırır? Bunların hepsini sağlam bir okuma  yaptığımızda kazanabiliriz. Alanyazında felsefe, kişinin kendini tanıyabilmesi, önyargılardan uzak durabilmesi, yeni fikirler ortaya çıkarılabilmesi, özgürce düşünebilmesi olarak tanımlanıyor. Ne zaman faydalı olur? Kendini tanımı ile özdeş kılındığı zaman faydalıdır. Haddini bildiği ve sınırlarına çekildiği zaman faydalı olur özellikle dinde mücadele etmeyi bıraktığı zaman faydalı olabilir. Bilim metafiziği sınırlarına dahil etmediği için sıkıntı çekmektedir. Hikmet'in emrine amade olduğu zaman, aklıselim olarak kullanılmadığı zaman, modem dönemlerin kendi sırtına yüklendiği ideolojik ve modern bilimin getirdiği bagajlardan sıyırıldığı zaman felsefe faydalı olabilir. Adalet, hakkaniyeti kendine yüklediği zaman felsefe anlamı hale gelmektedir Asli fonksiyonları olan dile getirme, açıklığa kavuşturma, bütünleştirme özelliklerine çıkarıp  evrensellik mutlaklık gibi  iddialarından vazgeçtiği zaman felsefe faydalı hale gelir. 

Diğer Haberler