İhtisas Kurumları
SİNA

SİNA

Sağlıklı İnsan Derneği

WEB SİTESİNE GİT
HAREKET SPOR KLÜBÜ

HAREKET SPOR KLÜBÜ

GENÇ HAREKET SPOR KLÜBÜ

WEB SİTESİNE GİT
Mutlu Aile

Mutlu Aile

Mutlu Aile Mutlu Çocuk Eğt. Kül. ve Day. Der.

WEB SİTESİNE GİT
Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

Enderun Özgün Eğitimciler Derneği

WEB SİTESİNE GİT
GİV

GİV

Girişimci İş Adamları Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
İnsan Vakfı

İnsan Vakfı

İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı

WEB SİTESİNE GİT
Cemal BALIBEY

ELİNİ MİNNETLE ÖPSEYDİM

Yılın ilk sabahıydı. Gazze mitingine katılmak için Vezneciler'den Süleymaniye istikametine doğru yürüyordum. Gökyüzü kurşuni bir sessizliğe bürünmüştü. Şehir henüz uykusundan tam uyanmamıştı. Bu erken saatte insanlar, kararlı adımlarla aynı yöne ilerliyordu; bu kadar erken saatte yola düşen bu kalabalığın, ortak bir derdi olduğu belliydi. Sessiz sokakta sadece ayak sesleri yankılanıyordu. Belli ki herkes bir an önce miting alanına ulaşma arzusundaydı. Hava ise insanın iliklerine kadar işleyen keskin bir soğuk taşıyordu.

Önümde, aynı istikamete yürüyen iki kadın dikkatimi çekti. Üniversitenin yüksek duvarları boyunca uzanan dar kaldırımda, peş peşe ilerliyorlardı. Yokuşu ağır ama kararlı adımlarla tırmanıyorlardı. Daha genç olan önde yürüyor, diğeri ise onu takip etmeye çalışıyordu. Arkadaki yaşlı olanın omuzlarında Filistin simgeli bir atkı vardı. Siyah dış kıyafetinin üzerinde siyah-beyaz damalı Filistin kefiyesi ilk bakışta göze çarpıyordu. Nefesi kesiliyor, bastonuna yaslanıp kısa kısa duraksıyor; her adımda biraz daha zorlandığı belli oluyordu. O bükülmüş bedende, yılların yüküne rağmen dimdik ayakta duran bir irade saklı gibiydi.
Yanlarından geçerken dayanamadım, hafifçe eğilip sordum: "Teyze, kaç yaşındasın?"
Başını kaldırdı. Yüzünde ne yorgunluk vardı ne de şikâyet... Vakur bir tebessümle durdu, titreyen sesiyle: “Seksen beş yaşındayım, evladım.” dedi.
Bu cevabı duyduğum an içimde bir şey yerinden koptu. Soğuğu, yokuşu unuttum. "İyi ki onunla aynı yoldayım," diye geçirdim içimden. Aynı istikamete bakıyor, aynı dertle yürüyor, aynı çağrıya cevap veriyorduk. İçimde derin bir hürmet filizlendi; kelimelere sığmayan bir minnet duygusu... Hiçbir şey söylemeden yoluma devam ettim.

Miting alanına yaklaştığımda karşılaştığım manzara, yüreğime bambaşka bir yerden dokundu. Galata Köprüsü’nü dolduran kalabalığa baktığımda, artık yalnız olmadığımı bütün hücrelerimde hissettim. Türk ve Filistin bayrakları gökyüzüne doğru dalgalanırken, hep bir ağızdan “Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz!” diye haykıran kalabalık;  insanlığın vicdanını temsil eden tarafta saf tutuyordu.
Gençler, yaşlılar, çocuklar... Ana kucağındaki bebekler bile oradaydı. Aynı davanın, aynı acının ve aynı direnişin etrafında kenetlenmişlerdi. Soğuğa, yorgunluğa ve imkânsızlıklara rağmen bir araya gelmiş bu insanlar, bu topraklarda vicdanın hâlâ diri olduğunu haykırıyordu. Kudüs özgür olana dek mücadelenin süreceğini dünyaya ilan ediyorlardı. Çünkü Kudüs özgürse hepimiz özgürdük. Kalabalığın içinde; sabrın, adanmışlığın ve insanlığın adını yeniden yazan Gazze’nin bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacağına dair sarsılmaz bir inanç dolaşıyordu.

İçime tarifsiz, sahici bir umut doldu. İşte tam o sırada, yolda karşılaştığım o beli bükülmüş teyze düştü aklıma. Bastonuna yaslanarak yürüyen seksen beş yaşındaki kadın… Keşke o buz gibi havada soğumuş ellerini hürmetle, minnetle öpseydim, dedim kendi kendime. Biraz durup konuşsaydım; adını, memleketini, nerede yaşadığını, torunlarını sorsaydım... Neden yapmadım, neden geçip gittim, diye hayıflandım, içim içimi yedi.

Belki o el, yıllardır taşınan bir sadakatin, sabrın ve imanın sessiz şahidiydi. Belki de onun yüreğinde hâlâ kor gibi duran o sarsılmaz aşk, zamanla körelmiş, heyecanını yitirmiş ruhlarımıza küçük bir şûle düşürürdü. Unuttuğumuz hakikatleri hatırlatır, yolumuzu yeniden tayin ederdi.

Allah, dava aşkını yüreklerinde bir emanet gibi taşıyan büyüklerimizin eksikliklerini göstermesin. İzlerinden yürümeyi bizlere nasip etsin.

Diğer Makaleleri