Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Kur’ân’a Meydan Okumak!

Abdulvahap KÖSESOY

13-05-2016

Kur’ân’a Meydan Okumak!
Tarih boyunca dalalet çukurunda boğulanlar Kur’ân’a karşı gelmişlerdir. Bu başkaldırı bazen Kur’ân benzeri bir metin ortaya çıkarmaya yönelik iken; bazen de barındırdığı müthiş manalarından hareketle batıl bir anlayış geliştirilmeye yönelik olmuştur.

Kur’ân’ın apaçık meydan okumasına rağmen muarızlar ve Kur’ân’ın hakikatlerine başkaldıran bedbaht insanlar onun bir suresinin dahi benzerini getirememişlerdir. Nitekim Kur’ân’ı Kerim’de 4 ayrı ayette buna vurdu yapılmıştır.

1-    Kasas Suresi 49. Ayet
قُلْ فَأْتُوا بِكِتَابٍ مِّنْ عِندِ اللَّهِ هُوَ أَهْدَى مِنْهُمَا أَتَّبِعْهُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.”
Buradaki ayette Kur’ân’dan daha üstün bir kitap getirilmesiyle meydan okunuyor.

2-    İsra Suresi 88. Ayet
قُل لَّئِنِ اجْتَمَعَتِ الإِنسُ وَالْجِنُّ عَلَى أَن يَأْتُواْ بِمِثْلِ هَذَا الْقُرْآنِ لاَ يَأْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ
لِبَعْضٍ ظَهِيرًا
De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
Burada ise Kur’ân’ın bir benzerinin getirilmesi şartıyla meydan okunmuştur. İnsanlar/inanmayanlar buna da güç yetiremeyince Kur’ân, bu meydan okumayı daha da aşağı çekmiştir.

3-    Hud Suresi 13. Ayet
أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.”

İnanmayanlar Kur’ân’ın tamamına nazire getiremeyince bu sefer 10 suresine nazire getirilmesi istenmiştir. Fakat müşrikler, kâfirler, cahili ve modern münafıklar bu da güç yetiremediler. Bunun üzerine tek bir suresine nazire getirilmesi istendi.

4-    Yunus Suresi 38. Ayet
أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِسُورَةٍ مِّثْلِهِ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.

Bu meydan okumanın zirvesidir. Hiçbir şekilde Kur’ân’ın bir benzerini getirmek mümkün değildir. Bunu cahiliye insanı yapamadığı gibi modern toplumlar da yapamaz. İsterse dünyanın tüm teknolojileri bir araya gelsin, yeryüzünün tüm bilim adamları, filozofları, akademisyenleri, siyasileri aynı hedef için uğraşsın yine başaramazlar. Allah ve kelamı her şeyden daha büyüktür. Siyasetten de büyüktür; din tüccarlarından da büyüktür.

Kur’ân’a Meydan Okuyan Din Tüccarları
 Müseylime b. Habib el Kezzab, Kur’ân’a karşı gelmiş, O’nun bir benzerini getirebileceğini iddia etmiştir. Fakat bu yalnızca iddiadan ibarettir. Nitekim sure diye söylediği sözde ne bir belağat ne de bir anlam mevcuttur. Mecnun dahi bunun sıradan bir insan ürünü olduğunu bilebilir.

Museylime yazdığı sözde şöyle diyordu:
الفيل ما الفيل و ما ادراك الفيل  له مشفر طويل و ذنب أثيم
“Fil, nedir o fil bilir misin? Sana o filin ne olduğunu ne bildirdi? Onun uzun bir hortumu ve asi bir kuyruğu vardır.”

Müseylime aklı sıra Kur’ân’ı Kerim’deki Fil suresinin benzerini getirmeye çalışıyor! Fakat söylediği sözde ne bir icaz ne de bir anlam mevcuttur. Tamamen kelime oyunundan ibarettir. Aslında kendisi de Kur’ân’a meydan okumanın mümkün olmadığını biliyordu. Fakat konumu gereği ve siyasi amaçları uğruna Kur’ân’ı tahrif etmeye çalışmıştır. Tarihte ve günümüzde bunun örnekleri çok. Abhele el- Ansi, Secah binti Haris b. Suveyd gibileri de meydan okumaya çalışmışlardır; fakat hiçbir şekilde bunu yapamamışlardır. Günümüzde ise sözde bazı tasavvuf erbabı Kur’ân’ın lafzını değil de anlamını çokça tahrif etmektedirler. Kur’ân üzerinden din pazarlamaktadırlar. Üstelik bunu İslam’ın kavramlarını kullanarak yapmaktadırlar. Aynı tavrı bazı siyasilerde de görmek mümkündür. Fakat az önce de belirttiğimiz gibi şartlar ne olursa olsun Kur’ân’ın bir benzerini getirmek asla mümkün değildir. Lafzi olarak mümkün olmadığı gibi anlamsal olarak da mümkün değildir.




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!