Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

İslami Davamız

Abdulvahap KÖSESOY

28-11-2015

İslami Davamız
Davamızın özü; Rahman, Rahim, Ehad, Samed, Alîm, Kahhar olan; evreni, kâinatı, insanı, hayvanı ve görünür görünmez her şeyi yaratan, gökyüzünün sahibi olduğu gibi yeryüzünün de yegâne sahibi, Rabbi, yöneticisi, Müdebbiri olan, yalnızca O’na dayandığımız, tevekkül ettiğimiz, O’na ibadet ve dua ettiğimiz ve sadece O’ndan yardım talep ettiğimiz, bizi azaptan, dalaletten, cahillikten, gafletten, tembellikten, nifaktan, küfürden kurtarması için yalvardığımız, yakarışta bulunduğumuz Allah’a imandır:

يَااَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا امِنُوا بِاللّهِ
“Ey iman ettik (diyenler) Allah’a hakkıyla iman edin/yalnızca ona güvenin...” (Nisa, 136)

Davamızın bir önderi, lideri, başkanı vardır. Toplumu ile barışık bir başkan. Düşmana gerekli dersi vermesini bilen, zulme asla boyun eğmeyen bir başkan. Gecesi ibadet; gündüzü cihat meydanında geçen bir başkan… Emanete riayet, adalet, eşitlik, merhamet en önemli özelliklerindendir. Derdi makam, mevki, dünyalık değil; gayesi, amacı Allah’a ve topluma hizmet etmek olan bir başkan. Herkesin toplandığı bir günde üzerimde hakkı olan varsa gelip alsın diyen bir başkan. Doğru sözlülüğüyle, emin sıfatıyla beraberindekilere “eğer bize şu denizi gösterirsen atlarımızı hiç korkmadan oraya doğru süreriz” dedirten bir başkan. Öyle bir başkanın peşinden gider, Hakka, adalete, eşitliğe davet ettiği sürece onunla beraber canlarımızı ortaya koyarız:

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ
“Kendi içinizden size bir Resul, lider, başkan geldi.” (Tevbe, 128)
 
Kitabımız Kur’ânımızdır. Hakkı batıldan ayıran, kıyamete kadar var olacak ve tüm inananların ihtiyaçlarını karşılayacak, fikirlerini besleyecek, dili, üslubu açık, anlaşılır, Mübin olan ve ana hedefi ıslah olan bir kitap… Ondan konuşan doğru söyler, aleyhinde konuşan dalalet bataklığına dücar olur. Bizler, Kur’ân yapraklarını mızraklarının uçlarına geçirerek tabir-i caizse Kur’ân’a en büyük ihaneti yapanlardan olamayız, bunu tasvip edemeyiz. Kitabımız hayat ölçümüzdür. Onsuz bir dakika bile geçiremeyiz. İnsanlığa gönderildiğini biliriz; ve insanlığa onu tanıtırız, anlatırız. Onun kabul ettiğini kabul eder, baş tacı yaparız; reddettiğini de çöpe atar, itibar etmeyiz. O devletimizin anayasası, siyaset kaynağıdır. Kur’ân dirilişimiz, özümüzdür… Karanlık dünyada ışığımız, nurumuz ve aydınlığımızdır:

الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Elif, lâm, râ. Bu Kur’an öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan ayadınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik. (İbrahim, 1)
 
Bizi ve davamızı ayakta tutan namazımızdır. Onsuz gönül dünyamız daralır, aklımız karışır, tedirgin, korkak, güçsüz oluruz. Tabir-i caizse vücudumuzun enerjisidir. O’na başladığımızda dünyalıklardan, fena olanlardan, hesaplardan, kitaplardan, düşüncülerden kurtuluruz. Tüm hissiyatımızla O’na yöneliriz. O’nu ikame ederiz. Her namaz kıldığımızda acizliğimizi, güçsüzlüğümüzü bir kez daha anlarız. Onsuz yapamayacağımızı biliriz. Tek derdimiz hakkını vererek yerine getirmektir ki; ahirette bizden şikâyetçi olmasın. Namazın aynı zamanda toplantı olduğunu da biliriz. Müslümanların öncelikle günlük olarak Allah ile; sonra haftalık, dönemlik olarak kendi aralarında yaptıkları toplantı. Böylece kardeşlerinin sorunlarını gündeme getirirler; çözüm arayışında olurlar. O halde:
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ
“Namazı ikame edin” (Bakara, 43)
 
İslamî Davamız kardeşlik hukuku üzerine kuruludur. En yakınımızdakini kardeş bildiğimiz gibi en uzağımızdakini de kardeş biliriz. Çünkü bizleri birbirimize bağlayan uhuvvet bağlarımız vardır. Kendisine iman ettiğimiz, O’na teslim olduğumuz Rabbimiz tarafından atılmıştır. Filistin’deki, Pakistan’daki, Irak’taki, Yemen’deki, Cezayir’deki, Bosna’daki bir Müslümanın ayağına diken batsa bizim canımız acır. Eğer bir kardeşimize silah doğrultulmuşsa bunu sanki bize yapılmış gibi algılarız. Haksızlığa, zulme, Emperyalizme, Siyonizm’e, Irkçılığa, Faşizme, Kapitalizme, Vandallığa karşı hep beraber savaşırız. Yumruklarımız hep beraber kalkar. Allah’ımız bir olduğu gibi sanki kalbimiz de birdir. Çünkü:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ
Şüphe yok ki İnananlar Kardeştir.” (Hucurat, 15)

Yolumuz Cihadımızdır; hedeflerimize onun ile ulaşırız. Fakat cihadı asla salt kital manasında kullanmayız. Cihad hayatımızın tamamını kuşatır. Şeytanla, nefisle cihad ettiğimiz gibi zalimle, despotla da cihad ederiz. Cihad mücadeledir. Tağuti olan her şeye karşı mücadelede bulunmaktır. Cihadımız hakikatı ve hikmeti bulmak ve ona sımsıkı sarılmak içindir. Asla bir canı haksız yere öldürmeyi cihad olarak algılamayız! Çünkü Rabbimiz haksız yere bir cana kıyan tüm insanlığı öldürmüş gibidir ikazını biliriz. Cihadımız dirilişimiz ve dirilişe vesile olmak içindir. Kim ki bir canı diriltir, hayata kavuştursa tüm insanlığı hayata kavuşturmuş gibidir. Bizler zulmü bertaraf etmek için cihad ederiz. Bize zulmeden ve bizleri yurtlarımızdan çıkaranlara karşı mücadelemizi ortaya koyarız. Ve asla aşırıya gitmeyiz. Çünkü savaş esnasında dahi yaşlıya, kadına, çocuğa, mabede sığınana, ağaca zarar vermeyen bir liderin ordusuna müntesibiz… Gayemiz adaleti ikame etmektir. Zaferin ise Allah’tan olduğuna ve halimize merhamet edeceğine iman ederiz…

اُذِنَ لِلَّذ۪ينَ يُقَاتَلُونَ بِاَنَّهُمْ ظُلِمُواۜ وَاِنَّ اللّٰهَ عَلٰى نَصْرِهِمْ لَقَد۪يرٌۙ
Kendileriyle savaşa girişilen mü'minlere, zulme uğramalarından dolayı, savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım ulaştıracak güçtedir. (Hacc, 39)
 
Abdulvahap Kösesoy
Kasım, 2015





Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!