Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

İhvan-ı Müslimin Neden Sürekli Hedef Tahtasında?

Abdulvahap KÖSESOY

07-09-2015

İhvan-ı Müslimin Neden Sürekli Hedef Tahtasında?
İslami Hareketler arasında İhvan-ı Müslimin hareketiii , neden sürekli hedef tahtasında bulunuyor? Neden gerek Batı’dan gerekse de Doğu’dan sürekli eleştiri alıp; saldırılara uğruyor? Acaba gayesi, amacı ve mücadelesi ne ola ki bu tür hücumlara ve baskılara maruz kalıyor?
 
Acaba 1928’de kuruluşundan beri sömürgenin ve insanları sömürenlere, tabir-i caizse kanlarını emenlere karşı mücadele ettiklerinden ötürü mü? Emellerini gerçekleştirmelerinde engel oldukları için mi?
 
1948 yılındaki Nakba savaşındakiiii  başarılarından dolayı mı ki; eğer İngiliz, Amerikan ve Mahmut en-Nukraşi Paşaiv  hükümetinin baskıları ve komploları olmasaydı neredeyse Siyonist yönetime karşı büyük bir başarı elde edeceklerdi…
 
Yoksa bu baskılar ve saldırılar eğer özgür bırakılıp, Filistin’de silahlı mücadeleye katılmalarına ve sadece mühimmat noktasında destek almalarına izin verilseydi Kudüs’te tek bir Siyonist Yahudi’nin varlığını sürdürmesi imkânsız olduğundan ötürü mü?
 
Ya da 1953 yılındaki yerleşimci projesinin önüne geçtikleri için mi? O dönemki Mısır hükümeti ve Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı arasında yapılan antlaşmada Gazzeli Filistinlilerden 50 bin ile 60 arasında vatandaşın Gazze’den hicret ettirilerek Sina çölünün kuzeybatısına yerleştirilmesi hedeflenmiştir. Böylece Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı Amerikan almış olduğu finansla Yahudi yerleşim birimleri inşa edecekti. 
 
Bu proje, Filistin meselesini tasfiye etmeyi ve bitirmeyi amaçlayan yerleşimci projelerinin ilkidir. Fakat bu gaye gerçekleştirilemedi; çünkü İhvan-ı Müslimin’in liderliğinde projenin iptali için büyük gösteriler yapılmış ve en nihayetinde de proje iptal olunmuştur. 
 
Tarih, İhvan-ı Müslimin’in, İngilizlerin Mısır sömürgesine karşı ortaya koydukları mücadeleye ve eşi benzeri görülmemiş kahramanlıklara şahittir. Nitekim Gordon Waterfield Mısır isimli kitabında şöyle diyor: “İhvan-ı Müslimin Filistin savaşından döndükten sonra İngilizlerin Mısır sömürgesine karşı cihad ilan ettiler. Mısır’da özellikle de ‘büyük tepede’ gerçekleştirdikleri operasyonlarla büyük başarılar elde ettikleri gibi İngiliz sömürüsüne de engel olmuşlardır. 
 
Mısır eski başbakanı Mustafa en-Nahhas Paşav , İngiltere ile yapılan 1936 anlaşmasını ilga ettikten sonra Mısır halkı, İhvan-ı Müslimin’in toplum ve devlet üzerinde sömürgeye ve işgale karşı ne kadar etkili olduklarına bir kez daha şahit oldu. Hatta meşhur yazar İhsân Abdul Kuddüs, Rose Al-Youssef dergisinde sanki İhvan-ı Müslimin’in savaşa girmesini eleştiren bir dille şöyle diyor: “ Bugün harekete geçen İhvan-ı Müslimin nasıl, nereye, ne şekilde hareket edeceklerini çok iyi biliyorlar. Mısır tekrardan gücünü kazanmıştır. Mısır halkı, Mısır’ın geleceği için cihadın devam etmesini istemiştir.” 
 
Gerçekten de İhvan-ı Müslimin liderliğinde İngiliz kamplarında çalışmanın yasaklanması için gösteriler ve boykot kampanyaları devam etti. Tacirlerin, çiftçilerin ve işçilerin bu kampanyaya katılmasıyla İngiliz kampları tabir-i caizse felç oldu. 
 
İhvan-ı Müslimin askerî eğitim kampları kurduktan sonra, İngiliz askerî kamplarına, mühimmat depolarına, trenlere, ulaşım noktalarına ve İngiliz askerî birliklere ait kontrol noktalarına karşı mücadeleye başladılar. 
 
Kamil el-Şerif, ‘Gizli Direniş’ adlı kitabında şöyle diyor: “1953 yılının ilk yarısında Mısır’ı işgal eden İngilizlere karşı 100 fazla suikast olayına şahit olduk. Bunun yanı sıra özellikle de Süveyş Kanalında İhvan-ı Müslimin liderliğinde, İngilizlere ait mühimmat depolarının ele geçirilmesi gibi onlarca olay yaşandı. Bu olayların sayısı 1953 yılının ikinci yarısında daha da arttı.”
 
Tom Little, ‘Yeni Mısır’ adlı kitabında ise şöyle diyor: “Vefd Partisi de dâhil Mısır’da aktif olan hareketler içerisinde, Süveyş Kanalında hazır bulunan İngiliz Askerî Birliklerine karşı saldırı operasyonlarına katılmayan kimse yoktur. Bütün cemaatler, STK kurumları ve hareketler bu mücadeleye katılmıştır; fakat içlerinde en etkili olan, halkı bilinçlendiren ve İngilizlere karşı en iyi mücadele stratejisi planlayan hareket İhvan-ı Müslimin olmuştur. Vatana olan bağlılıklarını bu mücadeleyle bir kez daha ispat etmişlerdir.”
 
Tarih, İhvan-ı Müslimin’in, Filistin’de Siyonistlere karşı ortaya koyduğu cihadı asla unutmayacaktır. Bu cihadın en önemli ve en can alıcı aşaması, 1969 yılında ‘Yeşil Kemer’ ya da ‘Proje Savaşı’ olarak da isimlendirilen dönem olmuştur. O dönemde, Ghaor bölgesinin kuzeyinde cereyan eden bu mücadelenin lideri Abdullah Azzam’di.  Bu operasyona katılan bir eylemci, ‘Filistin’de İhvan-ı Müslimin’in Cihadı’ adlı eserde, şöyle diyor: “Filistin’e girmeden önce komutanımız Abdullah Azzam bizden abdest almamızı, iki rekât namaz kılmamızı, niyetimizi yalnızca Allah rızası için olmasını ve Allah’ı zikrederek bu mübarek topraklara girmemizi istedi. Daha sonra bizlere hitaben ne ve kim için savaştığımızı, Yahudilerle neden mücadele verdiğimizi ve şehitliğin yüce makamından bahsedip; bizleri Allah yolunda cihad etmeye teşvik etti.”
 
Nitekim bugün, Filistin’de Siyonistlerle mücadele eden İslamî Direniş Hareketi Hamas ve onun askeri kanadı Kassam Tugayları da, İhvan-ı Müslimin’den zuhur etmiş bir harekettir. İhvan-ı Müslimin’de olduğu gibi onlarda Filistin direnişine en büyük katkıyı sağlamışlardır. Öyle ki sınırlı imkânlarına ve yıllardır süren Siyonist ambargoya karşı Filistin’in ve halkının tek savunmacı konumundadırlar. 
 
İhvan-ı Müslimin’in en tehlikeli hareket olarak gösterilmesi ve kamuoyuna öyle anlatılmasının sebebi açıktır. Çünkü İhvan-ı Müslimin, Allah’ın emrettiği gibi İslam’ın hem din hem de devlet olarak yaşanması için mücadele veriyorlar. Toplumun bütün yönleriyle ilişkiler kuruyorlar. Yalnız bir noktada kalınmıyor; tüm hastalıklara çözümler aranıyor. İnsanları Allah’a davet cihadından, terbiye edilmelerine ve İslâm’ın ahlakı ile ahlaklanmalarına kadar hayatın her yönüne vurgu yapıyorlar. Nitekim vakıf, dernek veya İslamî hareket kurma tecrübelerine sahipler, ekonomi, basın, askeri gibi farklı alanlarda aktif olarak çalışmalar yürüttüler / yürütüyorlar. Hayatı kuşatan bir stratejiye ve hedefe sahipler… Hatta sanat alanında bile iyi bir geçmişe sahipler. İnsanları Hakk’a ve hakikate yönlendirmek için ortaya koydukları sinema filmleri, tiyatrolar ve sanat eserleri bunun delilidir. Bu çalışmalarıyla toplumun sorunlarına ve dertlerine vurgu yaptıkları gibi estetik amaç da gözetmişlerdir. Bunun yanı sıra sanatçılarla da irtibat kurmuşlardır. Bütün bunlar İslâm’ın tüm yönlerini kuşatan vizyon ve misyonlarının göstergesidir.
 
İşte bütün bunlardan dolayı İhvan-ı Müslimin, dini, sosyal hayattan ve devletin siyasi yapısından ayırmak isteyen laiklerin, Batı’nın her türlü desteğini arkasına alan ve koltuğunu sağlamlaştırmak isteyen baskıcı diktatörlerin, despotların ve halkına zulmeden yöneticilerin hedef tahtasında yer almaktadır. 
 
İhvan-ı Müslimin Hareketi onların nazarında çok tehlikelidir; çünkü bölgesel bir hareket olmayıp adaletin tüm dünyaya yayılması için mücadele eden evrensel bir yapıya sahiptir. İslâm’ın evrensel olan mesajını tüm insanlığa ulaştırmayı hedeflemektedir. Toplumun ıslahını hedefleyen fakat aşırıya kaçan diğer bazı hareketlerden farklı olarak itidal ve orta yol üzere kurulmuş metodu ve yöntemi, tüm coğrafyalarda kabul görülmesini sağlamıştır. 
 
İhvan-ı Müslimin Hareketi onların nazarında çok tehlikelidir; çünkü davalarına ve örgütsel faaliyetlerine kan bağı varmış gibi bağlıdırlar. Üyelerin sadece fikirsel bağlılıkları yoktur; aynı zamanda bedensel ve gerektiğinde canlarını ortaya koyabilecek fedakârlıkları da söz konusudur. Acil durumlarda gösteriler düzenleme, zalimi ve zalim yöneticiyi protesto etme ve seçimlerde aktif olma gibi her türlü fedakârlığı gösterebilirler. 
 
İhvan-ı Müslimin Hareketi onların nazarında çok tehlikelidir; çünkü düşmanın kültürel ve fikirsel sömürgeci planlarına karşı en iyi bir şekilde mücadele vermiş, Batı’nın gerçek yüzünü dünyaya göstermiş bir harekettir. Bu tür meseleleri ele alan ve değerlendirmesini yapan yazarları, mütefekkirleri ve insanları İslâm’a davet eden, eğiten ve hareket fıkhını öğreten telif kitapları, basılan dergileri ve yayınlanan makaleleri sayesinde düşmanın kültürel ve fikirsel sömürgeci planlarına karşı koymuşlardır.
 
Bu hareketin her ne kadar bazı yanlışları olsa da her daim Batı, Amerika, Siyonist İsrail, zalim diktatörler ve laik düzenler için en tehlikeli hareket olacaktır. Ve her ne kadar zorluklarla karşılaşsa, yöneticileri ve üyeleri hapse atılıp, sürgün edilseler bile bu hareket asla ölmeyecektir. Dönemsel zayıflık hissedebilir, tabir-i caizse hastalanabilir ama fikirsel ve eylemsel olarak asla ölmeyecektir. Çünkü bütün basitliğiyle bu hareket, toplumumuzdan ayrılamayan asli parçalardan bir parçadır… 
 
Yazan: İhsan el-Fakih
Arapça’dan Çeviren ve Notlandıran: Abdulvahap Kösesoy

i İhsan el-Fakih’in http://www.al-sharq.com/news/details/361736#.VeqlsdLtmko sitesinde yayınlanan makalesinin çevirisidir.
 
ii Müslüman Kardeşler olarak çevrilebilir; fakat özel isim olması hasebiyle çevirimizde asıl ismini esas aldık.

iii Nakba savaşı (Arapça النكبة Nekbet), Türkçe karşılığı «talihsizlik» anlamındadır. Nekbet ya da Nikbet kelimesi, Filistinliler açısından felaket olarak olarak görülen Siyonist Devleti'nin bağımsızlık ilanını ve ardından gelişen olayları nitelemek için kullanılır. Bu nedenle Siyonizmin bağımsızlığını ilan ettiği tarih olan 14 Mayıs 1948 tarihini takip eden gün 15 Mayıs 1948 Nakba Günü olarak sembolleşmiştir.

iV Mahmut Fehmi en-Nukraşi Paşa (Arapça:محمود فهمي النقراشي ,d. 1888, İskenderiye - ö. 28 Aralık 1948, Kahire), Mısırlı siyaset adamı. Vafd Partisi bünyesinde mücadele ettikten sonra Sa'adi Partisi'ne girdi (1938). 1945'te başbakan oldu, Mısır'ın Arap Birliği'ne katılmasını, Britanya'nın Nil Deltası ve Kahire'den çıkmasını (1947) sağladı.

V Mustafa en-Nahhas Paşa (15 Haziran 1876, Garbiya, Osmanlı İmparatorluğu - 23 Ağustos 1965, İskenderiye, Birleşik Arap Cumhuriyeti), Mısırlı siyasetçi. 1927'de Saad Zaglul'un ölümünden 1952'ye kadar Vafd Partisi genel başkanı, yaklaşık çeyrek yüzyıl Mısır'ın siyasal yaşamında etkili olmuş siyasetçi ve başbakan.
 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!