Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Konya Gençlik Buluşması

Sezgin KIZILKOCA

26-05-2014

Konya Gençlik Buluşması Konuşma Metni
Bismillahirrahmanirrahim
 
Allah’a hamd, Peygamberimiz, Efendimiz, Rehberimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam olsun. 
 
Değerli Kardeşlerim,
Sözlerimin başında beş gün önce Soma’da yaşanan elim kaza neticesinde Hakka yürüyen madenci kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Ülke olarak hepimizin yüreği yandı. Yerin metrelerce altında evine, çocuklarına rızık taşımanın derdindeki canlarımızın kaybı tarifsiz bir acı hepimiz için. Rabbimizden kendilerine şehadet mertebesi lütfetmesini, başta kederli ailelerine, sevenlerine ve ülkemize acımız kadar büyük sabırlar ihsan etmesini niyaz ediyorum. Mevla böyle acılar bir daha yaşatmasın.
 
Genç Hareket olarak, Geçtiğimiz yıl Erzurum’da ilkini gerçekleştirdiğimiz gençlik buluşmamızın bu yıl ikincisini Konya ilimizde gerçekleştiriyoruz. Bu güzel ilimizde böylesi bir buluşma şüphesiz çok daha anlamlı oluyor. Ben yaşadıkça Kuran'ın bendesiyim, Ben Hz Muhammed’in (sav) ayağının tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse; Ondan da bizarım, o sözden de bizarım diyerek Kuran’ın ruhunu, kadim medeniyet değerleriyle en güzel şekilde mezceden ve öğretileri neredeyse 8 asır sonra bugünümüze bile ışık tutan Mevlana’nın diyarında bizleri Türkiye’nin dört bir tarafından bir araya getiren Rabbimize sonsuz kere hamd olsun.
 
Hamd olsun Rabbimize bizi İslam’la müşerref kıldı. İmanın tadını tattırdı, gençliğimizi kendi yolunda cari kılmayı bize sevimli kıldı, gayri meşru zevklerden ve modern cahiliyenin davetlerinden bizi emin kılacak dostlarla birlikte etti. Kısa sürede tükenen ömür sermayesinin içinde çok daha kısa sürede tükenen gençlik nimetini zayi etmeden, bu nimeti bir ömür bereketine, ebedi saadete vesile kılmak gibi çok önemli bir sorumluluğumuz var. Yitirilmesi çok kolay ve muhtemel olan, telafisi de çok güç olan bu nimeti tehdit eden sebepler her geçen gün daha da artmakta, iman nasıl adeta bir kor ateş gibi taşınması güçse imanlı gençlik için bu her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Bu noktada her birerlerimize çok önemli ödevler düşmektedir. Ülkemizin hem kendi insanları nezdinde, hem de tüm Dünya’da, özellikle İslam dünyasında kıymeti, itibarı artarken bu yükselişin özünde İslami yükselişin, Ankara’nın karanlık ve seküler dehlizlerinde kaybolmayan inanç merkezli hassasiyetlerin ve yıllardır adeta resmi bir tez gibi bize dikte ettirilen 3 tarafı denizle dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke olmadığı, dünya mazlumlarının, mustazaflarının derdine derman arayışında bir ülke olduğumuz gerçeğini asla unutmamak gerekiyor. Cemil Meriç’in ifade ettiği gibi “Bütün Kur'anları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalıların gözünde Osmanlıyız. Osmanlı yani, İslam.” Bu gerçekle savaşmayıp artık bu gerçeği ardına alarak yükselen bir Türkiye’nin genç nesilleri, Müslüman gençliğin de özüne dönmesi, kadim medeniyet değerlerine ve ecdadından miras tertemiz bir mücadele geleneğine yeniden sarılması ve gelecek yüzyıllara değerlerini taşıması çok önemli bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bu noktada yıllar geçse de, nesiller değişse de Müslüman Gençlik olarak, bir Hareket Genci olarak değiştirmememiz, vazgeçmememiz gereken bazı kıymetlerimizi ve bizi biz yapan değerlerimizi hatırlatmakta fayda görüyorum.
 
Hareket genci başlı başına bir dava gençliğidir. Davası daveti tetiklemeli, daveti dua ile teyit etmeli, duası da bizatihi iddiası olmalıdır. Dava onun için hayatın yegane anlamıdır. Tüm anlamlar ancak ulvi davasına eklemlendiği ölçüde anlamlı ve kıymetlidir. Onun davası İla-yı Kelimetullah’dır. Onun davası İslam’a mutlak teslimiyet üzere hadim olmak ve Müslüman kimliğini hakkıyla temsil etmektir. 
 
Hareket genci aksiyonerdir. Ancak aksiyonu dine hizmet adına ve İslam’ın mutlak güzelliklerini yakın çevresinden başlamak üzere toplumun tüm katmanlarına yaymak adına olmalıdır. Enerjisini, içinde yaşadığı dönemin en münbit alanlarına sevk etmelidir. Çalışmalarını etkinlik ve verimlilik esası üzerinden yürütmelidir. Gereksiz enerji, vakit ve insan kaynağı israfından beri durmalıdır. İşleri belli bir öngörü ve plan dahilinde olmalıdır. Uzun dönem hedeflere kısa vadede ulaşabilmenin telaş ve endişesi içinde olmayacağı gibi, kısa vadede ulaşılması gereken hedeflere uzun vadede ulaşma zafiyetine düşmemelidir. İşlerinde itidal ve istikrar en önemli vasıfları olmalıdır. 
 
Hareket genci için tebliğ ve davet çalışmaları her dönem en önemli şiar olmalıdır. Daveti gönülden gönüle, nesilden nesile aktarmanın aşkı ve iştiyakı içerisinde olmalıdır. Daveti en güzel üslup ve yöntemlerle muhatabına taşımalıdır. Adeta Nuh(A.S) gibi daveti farklı şekillerde gerek toplu gerekse bireysel, açık veyahut gizli, eylemle veya söylemle, gerektiğinde hisli bir yürekten sadır olan bir yazıyla veya asil, vakur bir duruşla yani gerektiği gibi ve en güzel şekliyle muhatabına aktarmalıdır.  Davetin muhatabında makes bulması adına hisli ve gayretli olmalıdır. Kendisinde heyecan uyandırmayan, onu çepeçevre sımsıcak kuşatmayan bir mesajın başkasında etki oluşturamayacağı hakikatini aklından asla çıkarmamalıdır.
 
Hareket genci için arkasına dayandığı ve kendine referans saydığı uzun tarihsel yürüyüş kendisi için asla yük değildir, olmamalıdır. Tarih boyunca anın vacibini yerine getirme anlamında seleflerinin yapageldikleri işleri ve söylemleri, kuru bir tarihselcilik ve taklitçilikle motamot tekrarlanması gereken işler ve söylemler olarak görmemelidir. Bu tarihsel birikimi ve şuuru güncelleyerek güne taşımanın ve bugünün muhataplarına en güzel şekilde ulaştırmanın usûl, üslup ve yöntem arayışları içerisinde olmalıdır.
 
Hareket genci yaptığı işi en iyi yapmanın gayreti içerisinde olmalı ve bu başarıya erişme noktasında davetle dünya arasında bir tercih yapma durumuna asla gelmemelidir. Okulda başarılı bir öğrenci olmanın önünde davet ve tebliğ sorumluluğunu bir engel olarak görmek ve bundan geri durmaya tevessül etmek gibi bir acze düşmeyeceği gibi gibi bu sorumlulukları yerine getirmenin vasat bir öğrenci olmayı peşinen kabul etmek gibi bir kolaycılığa da düşmemelidir. Dünya ölçeğinde başarılı bir kariyere sahip olmakla davet sorumlulukları hiçbir zaman bir çatışma sathına çekilmemelidir. Genç Müslümana düşen kendisine tevdi edilen bu iki vazifeyi birbirinin alanlarını boşaltmadan, disiplini elden bırakmadan, gerekirse bir kısım kişisel zevklerden beri durarak, birbirleriyle uyumlu bir şekilde sürdürebilmenin arayışı içerisinde olmalıdır. Bunun için çok planlı bir hayat yaşamalı, işleri için taksim edeceği zaman bir planlama dahilinde olmalıdır. Geceleri daha iyi değerlendirmelidir. Uyku süresini ortalama iki saat azaltarak ilave kaç dil öğrenebileceğini, daha kaç kitap okuyabileceğini düşünerek kendi ölçeğinde hatırı azımsanmayacak bir ilmi uykuya kurban vermemenin gayreti içerisinde olmalıdır. 
 
Hareket genci muhakkak surette Müslüman kimliğine sahip çıkan, onu yüce bir onur payesiyle taşıyan, inancı ve değerlerini kendisine yakıştıran kişidir. Bulunduğu ortamı, çalıştığı zemini, kariyeri, makam-mevkisi, serveti ne olursa olsun inancının kendisine yüklediği temel sorumluluklardan vazgeçmeyeceği gibi, inancını gizlemek veyahut temsilden beri durmak gibi de bir acze de asla düşmemelidir. İnancını, sahip olduğu Müslüman kimliği başkasının gözüne sokarak değil, Efendimiz’in(sav) bir hadislerinde buyurduğu gibi “Kendisini görenlere Allah’ı hatırlatan kimse” olmak adına kendisine değen gözlere Allah ve Rasûlünü hatırlatarak inanç ve kimliğine sahip çıkmalıdır. 
 
Hareket gencinin en temel vasıflarından biri ümmet aşkıyla, derdiyle çepeçevre kuşatılmış olmasıdır. Etki ve ilgi sahasını misak-ı milli sınırlarına hapsedemez. Gönül ve Kardeşlik sınırları tüm yerküreyi, kardeşlerinin yaşadığı her beldeyi ihata etmelidir. Onların derdini derdi, sevincini sevinci bilmeli ve onlarla doğrudan iletişim ve paylaşımlarda bulunabileceği araçlar geliştirmelidir. Onların sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını kendi coğrafyasında gündem etmeli ve bu işle bizzat meşgul olmalıdır. 
 
Genç Hareket her şart ve koşulda Müslüman gençliğin, bir Hareket gencinin en güzel şekilde yetişmesi için bir ocak mesabesinde hizmet görmeye devam edecektir. 
 
Geçtiğimiz bir yıl içerisinde birçok güzelliğe hep birlikte imza attık. Genç Hareket genel merkezinin yapılanmasının tamamlanmasıyla birlikte İstanbul ve Anadolu gençlik teşkilatları birimlerimizin, Genç Hareket Akademi birimimiz, Üniversite ve Ortaöğretim birimlerimiz, İletişim ve Medya birimimiz, Proje Yönetimi ve Ar-Ge birimimiz çalışmalarına yoğun bir şekilde devam etmektedir. İstanbul ve Anadolu gençlik teşkilatları birimlerimiz Hareketin merkezi ile koordine içerisinde ziyaretler, dönemsel toplantılar, yıllık hedef planları ve faaliyet takvimlerinin oluşturulması ve takip edilmesi yönünde çalışmalarına devam etmektedir. Yakın dönem hedeflerimiz kapsamında yıl sonuna kadar İstanbul’da yıl sonu, Anadolu’da 2015 Mayıs’a kadar tüm zeminlerimizdeki abi ve ablalarımıza dönük İVEM’in hazırlamış olduğu Abili-Ablalık Gelişim Programı ABGE formasyonuna tabi tutacağız. Yine İstanbul’daki çatı kurumlarımızda ve Anadolu illerimizde halihazırda çalışmalarımızın olduğu tüm zeminlerimizde Genç Hareket temsilciliklerimizin 2015 yıl sonuna kadar tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu noktada mevcut kurumlarımızda gençlik merkezi açılımlarının oluşturulması ve gençlik merkezleri üzerinden bir büyüme alanı oluşturulmasını hedefliyoruz. 
 
Genç Hareket eğitim birimimizi Hareketimizin eğitim adına ihtisas birimi olan İVEM’le birlikte çalışarak bir Akademi disiplini içerisinde sadece genel merkez ve üniversite yürütülen bir eğitim portföyü üzerinden değil hem İstanbul hem de Anadolu’daki tüm gençlik zeminlerimizde orta-öğretim ve liseye dönük eğitimlerimizi de bir standarda kavuşturmayı ve ortak bir müfredat üzerinden yol almayı hedefliyoruz. Üniversitelerimize yönelik genel merkezde 3 dönemdir devam ettirdiğimiz İlim ve Hayat derslerini illerimizde de hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Genel kitleye dönük bu yüzümüzü  zayıflatmadan nitelikli fertler yetiştirmek, özel ihtisas alanlarında yoğunlaşmak isteyenlere fırsat sunacak kürsü programlarımız, mesleki ihtisas programlarımız da yine önemsediğimiz çalışmalarımızdır. Gençliğimizin kitapla bağlarını daha bir güçlendirmek amacıyla üç dönemdir İstanbul’da genel merkez uhdesinde yürüttüğümüz kitap okuma halkalarımızı daha da genişletmek, teşkilat zeminlerimizde de bu çalışmanın hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Yine öğrenci evlerimizde yürütülen eğitim programımızın bir standarda kavuşturulması ve evlerimizdeki kütüphaneler için temel bir kitap listesi hazırlanması da yine hedeflerimiz arasındadır.
Özellikle bu yıl üniversitelerde çalışmalarımızın görünürlüğü arttırmak, davet sorumluluğumuzu daha da etkin kılarak mesajımızı daha güçlü bir şekilde muhataplarımıza taşımayı hedefliyoruz. Özellikle bu yılı tüm Genç Hareket kadroları için davet yılı ilan ediyoruz. Her birimiz davete adanmış yürekler olarak okullarımızda, üniversitelerimizde, mahalli zeminlerimizde iyiliği en güzel haliyle emretmek, kötülüklere karşı uyarmak, nefret ettirmeden sevdirmek için var gücümüzle çaba göstermeliyiz. Bir arkadaşımızı namaza başlamasına vesile olmak, dinin bir güzelliğini anlatmak bir yerde, bir haksızlığa karşı sözümüzü yükseltmek, çokça kuran-meal hediye etmek, bir kardeşimiz için özel bir vakit ayırmak, bir panoya bir hakikati asmak, bir arkadaşımıza gizliden bir mektup yazıp onu hayra ve hidayet yoluna çağırmak, Allah için tebliğ vazifemize bu yıl daha bir sahip çıkmak ve öncelemek istiyoruz. Bu anlamda inşallah hep birlikte veya ayrı ayrı neler yapabileceğimizi, davet yükümlülüğümüzün bu yılki çalışmalarımızda daha görünür olması için neler yapabileceğimizi daha detaylı olarak sizlerle paylaşacağız. Bu konuda sizlerin katkı ve yönlendirmelerini de beklediğimizi hatırlatmak isterim.
 
Geçtiğimiz bir yıl içerisinde farklı illerde, farklı kitle gruplarına yönelik çok sayıda program yaptık. Ama bunların içerisinde geçtiğimiz Ramazan ayı son on günü içerisinde ve bayram sonrasında gerçekleştirdiğimiz Saraçhane programına değinmeden geçemeyeceğim. Ümmet bilincimiz, İslam ümmetine ve Müslüman kardeşlerimize karşı sorunluluğumuz anlamında çok dar bir ölçekte ama çok halis bir niyetle başlayan Saraçhane eylemlerimiz çok kısa bir süre içerisinde hem ülkemizde hem de yurt dışında önemli bir noktaya ulaştı. İbadet ve eylemin iç içe geçtiği, dualarla sloganların birlikte göğe yükseldiği, uzun kıyamların, secdelerin, gece namazlarının, kunutların evvela bizi kendimize getiren diriltici soluklarını, başta mısır olmak üzere tüm mazlum coğrafyamız için 20 gün sürdürdüğümüz nöbetlerimizin kardeşlerimize nasıl güç verdiğine yakinen şahit olduk. Saraçhane hakikaten bizler için bir milat nispetinde öncesi ve sonrası denilecek kadar bizlere kazandırdığı bilinç, sorumluluk duygusu ve kardeşlerimiz için çok daha fazlasını yapma arzusunu dirilten çok önemli bir vesile oldu hepimiz için. Kardeşlerimden arzum şu ki bu ruhun yitirilmesine, gevşetilmesine, pörsütülmesine asla müsaade etmeyelim. Bu müstesna ruhu bir aşı gibi kendi zeminlerimize taşıyarak çok daha güzel ve bereketli işler için bir vesile kılalım inşallah.
 
Kardeşlerim!
Genç Hareket olarak Ruh köklerimizde taşıdığımız büyük Medeniyet tasavvurunu ve referans olarak kabul ettiği uzun tarihsel yürüyüşünü bugüne taşımanın usûl, üslûp ve yöntemlerini geliştirerek gençliğimizin enerjisini dönemin en mümbit alanlarına sevk eden, cevher olarak kabul ettiğimiz gençliğimizin ihtiva ettiği kıymeti hassas bir maden işçisi gibi işleyip onu bir mücevhere dönüştüren çalışmalara aralıksız devam edeceğiz. Gençlik için örnek abiler, rehber ablalar, ufuk insanlar ve öncü şahsiyetlerin öneminin farkında olarak gençlik çalışmalarıyla beraber rehberler yetiştirmek, eğitimcileri geliştirmek, örneklik tabloları oluşturmak, gençliğimizin maddi-manevi ağırlıklarından arınacağı güzel ortamlar ihdas etmek ve gençliği tüm gündemleriyle beraber her yönden kuşatmak gençlik çalışmaları için vazgeçilmezlerimizdir. Doğru hedefler, doğru istikamet, doğru rehberler, doğru kaynaklar, doğru zamanda doğru ve dozunda mesajlarla gençlerimize ulaşmak, onlara yol arkadaşı olmak, dava bilincini ve davet sorumluluğunu gelecek nesillere ulaştırmak en büyük idealimizdir. Hareket geleneğine sahip çıkmak anlamında geçmişten geleceğe doğru uzunca bir yolda inancımız, hassasiyetlerimiz, kaygılarımız değişmeksizin Dava yolunda şehit verdiklerimiz, hizmet yolunda ömür sermayesini tamamlayan öncülerimiz davamıza, iddiamıza, geleneğimize daha bir sıkı sarılmak anlamında bize güç veren kıymetlerimizdir.
 
Son olarak, vefa hislerimizi, adanmışlığımızı, mücadele ruhumuzu, ibadet aşkımızı, ilim arayışımızı, davet sorumluluğumuzu, ümmet sevdamızı, kardeşlik bilincimizi ve medeniyet hülyamızı asla kaybetmeden, her dem yeni ve taze tutarak gelecek nesiller için bir ümit olma ve dava taşını gediğine koymaya Rabbimizin bizlere nasip ettiği güç ve ömür nispetinde inşallah devam edeceğiz.
 
Adanmış adam diyoruz ya. Birkaç mısrayla inşallah konuşmamı tamamlamak istiyorum: 
 
Adanmak ama neye? Bir yüce maksûd olmalı
Yârdan geçti mi bir kez, gayri dönüp bakmamalı
Menzile hasret, dava yolunu mesken tutmalı
Mecnunluğa taliplik de ne? Yolumuz Leyla bizim 
Çöl de bizim, güneş de, kavrulan beden bizim
 
Adanmış adam. Ölümsüzlüğe talip, ölümlüler diyarında
Davanın delisi olmuş. Özlemi yankılanır dört bir yanında
Bir güzel kabul bekler, kâh dağda, bayırda; kâh bir niyaz anında
Cesedimi bekleyen mezar da ne? Vefaya ehil gönüller bizim.
Bir güzel hatıra, bir yâd-ı cemil, birkaç damla yaş bizim.
 
Adanmış adam. Yola çıktın mı bir kez, durmak yok bileceksin.
Yolcudan önce yolun kendisini kendine yoldaş edeceksin.
Yolun hakkı ayakta ödenir. Bilmiyorsan da öğreneceksin.
Dinlenmek de ne? Ayak tabanından süzülen ter bizim.
Yolda tümsekler, çukurlar, ayağa batan dikenler bizim 
 
Adanmış adam. Vazife adamı. Gözü görmüyor yârı, ağyârı
Yük ağır. Mesuliyet ağır. Titriyor dizleri, çökmüş omuzları
Bakmaz var mı biri diye. “Yok mu daha” diyesi sessiz haykırışları
Dostlara sitem de ne? Sitemi bile unutturan elemler bizim.
Kederi kader kılan yazgı bizim, hokkaya mürekkep kan bizim, can bizim
 
Adanmış adam. Aldırma geç işte. Yeryüzünde hakikat buymuş demek.
Adanmak demek, aslında yalnızlık demek. Yalnız bırakılmak demek.
Ebuzer misal sürgün Rebeze’de. Tek başına ölmek demek.
“Bekleyenim yok mu” demek de ne? Saf saf meleklerle gökkubbe bizim
Yerküre bizim. Hiç olmadı Fatih Cami, Edirnekapı, Karacaahmet bizim. 
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Hüseyin Koç
    27-05-2014

    Allah razı olsun Sezgin Hocam.Rabbim bizleri ömrünü kardeşinin derdiyle dertlenen ,ümmet şuuru ile hareket eden,gençlerine ve gençliğine sahip çıkanlardan eylesin ...