Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Ehl-i Vefa olmak.

imh.org

14-11-2012

Vefa hem bir nurdur, hem bir kordur. Hem bir yara, hem de devadır.
Vefa, bir semte ad, bir bozaya marka olmaktan çok daha öte bir anlam ihtiva etmeli insanlık için, Müslümanlar için. Öyle bir derinlikte hissetmeli ki onu, “Vefa fıtrattandır” demeli, “Vefa imandandır” demeli. “Vefa, inancımın gereği, alamet-i farikamdır” demeli. Her kim, kime ne derse desin, nasıl anarsa ansın, kimi hangi kimlik, hangi özellik üzere hatırlarsa hatırlasın; ancak biz hatıra düştüğümüzde, bizi bilenler “Vefa ehliydiler” demeli, “Çok vefalılardı” demeli. “Önden gidenlerinin ardında vefa hisleriyle kalırlar, kalanların ardından da vefayı kuşanarak giderlerdi” demeli. Gidişleri gibi bekleyişleri de güzeldi” diyebilmeli insanlık bizler için, neslimiz için. 
 
Vefa hem bir nurdur, hem bir kordur. Hem bir yara, hem de devadır. Vefa sahibi için bir erdem, dostlar içinse özlemdir. Vefa bu ümmetin en büyük yitiğidir. Büyük kayıplara üzülmeyip, küçük kazançlara sevinenler vefayı idrak edemezler. Değersizler dünyasında bir bir kaybolan değerler gönülveren bulamazken kendine, gönülçelenlerin peşinde çer çöp gibi sürüklenenler anlayamaz vefayı. Ümmetin yitikleri öyle onurlulardır ki, anlaşılmayı beklemezler. Dik duruşlarından taviz vermezler. Her biri birer güzide Peygamber mirası yitikler, kendilerini hakkıyla anlayacak, örselemeden bu emaneti teslim alacak nesillerin özlemiyle bekleyişlerine devam ederler. Ne kutlu bir bekleyiştir bu. Ne sancılıdır bu kapının eşiğine kadar gelebilmek. Açılır beklentisiyle kapının tokmağına usulca dokunmak. Belki bilmem kaç defa “Bekleyişiniz beyhude, kapılar sürmeli” nidasıyla kapalı kapılar ardında kalmak. Emanete layık olmayı ısrarlı bekleyişle vefayı taşımaya namzet hale gelmek. Hasis bir maden işçisi gibi cevherin membaına ulaşana dek kazmaya devam etmek. Yitik cennete, ümmetin yitiklerini birer birer ihya etmekle kavuşulacağının bilinciyle hareket etmek.  Nihayet vefaya kavuşmak, vefaya ehil olmak, vefa ehli olmak. 
 
Vefayı diğer yitiklerimiz için bir pusula saymak. Sevgilileri, Sevgililer Sevgilisini (sav), O’nun da Sevgilisini (cc) vefa hisleriyle hatırlamak. Vefa ile hürmet etmek, vefa ile hatırlarını yüce tutmak, vefa ile sabretmek, vefa gösterip tevekkül etmek, vefa ile Râzî ve Marzî olmak.
 
Sevgililer Sevgilisine vefa duymak. O’na vefayı bir hurma kütüğünden öğrenmek, altında tir tir titreyen bir dağdan, vefatıyla alıp başını giden bir deveden öğrenmek. Ne zaman dokunmak istese o saadet iklimine önce Ebubekir’i görmek. Hicret yolunda Gönüller Efendisi’nin bir önünde bir ardında acaba tehlike nereden gelecek diye beklemek. Tebük seferine devesinin terkisinde kap, kacak, halı, yorgan, yatakla gelirken “Evde Allah’ı ve Rasulü’nü bıraktım” diyebilmek. Vefayı Ömer’den öğrenmek. Abbas’ın evinin çatısındaki oluğu tek vuruşla yıkarken, sonra bunun için Abbas’a çatmaya hazırlanırken “O oluğu Peygamber çatmıştı” dediklerinde minberden boylu boyunca yere serilmek. Osman gibi Rıdvan günü Kabe’nin eşiğine kadar gidip Sevgililer Sevgilisi orayı tavaf etmeden kendi de etmemek, şehadet edileceği gün rüyasında “Osman. Bugün biz de orucuz. Seni iftara bekliyoruz” çağrısıyla gönlü bir kuş hafifliğinde ölümü beklemek. Bilal gibi bir daha ezan okuyamamak. Ebuzer gibi Rebeze’de tek başına vuslat gününü beklemektir Vefa. Bu sebeptendir ki Vefa’nın en büyüğü Sevgililer Sevgilisi’ne (sav) olmalıdır. Vefa hisleri bu kaynaktan güç almalıdır. Peygamber sevdası, özlemi, sevgisi vefanın can damarı olmalıdır. Kalpler bu hislerle rikkat kesilmeli, gönüller bam teli gibi gerilmeli, o iklimden inceden meltemlerle bile inlemeli, inletmeli. 
 
Yitiklerden ne acı bir yitiktir İslam kardeşliği. Kardeşliğin hamurunu vefa ile yoğurmak. Sözde kardeşlikleri vefa ile ayıklayıp, öz kardeşlikleri, dostlukları bulmak. Ebediliğe uzanan muhabbet ikliminde hasbiliği, diğergamlığı doyasıya hissetmek. Kardeşinden habersiz onun için gizliden gizliye dualar etmek. Onun için af dilemek. Kendi affını onun affıyla birlikte dilenmek. “Kardeşim olmadan asla Rabbim” demek. Cenneti bile bu duanın sonuna eklemek. Hayatta sadık bir yar olmak, vefatını vefa ile tezyin edip, gözyaşlarından buselerle hicranın elemini titrek bir sesle, hıçkırıkla düğümlenen bir nefesle ilan etmek. Geç bulup, tez yitirmenin diyetini az gülüp çok ağlamakla ödemek. Ucuz vefa geceleriyle tartışmalı değerleri hatırlama iddiasındakilere ve bunlara “değerini öldükten sonra mı anlıyorsunuz” diyerek gerçek değerini ancak kendilerinin bileceği iddiasındakilere mukabil kardeşinin hayatında bildiği değerini vefatıyla ölümsüzleştirendir vefalılar. Hicran günlerini kardeşine uzaktan el sallayarak değil, ona kavuşacağı günü bekleyerek geçirenlerdir. Toprağın altına, üstünden daha üstün sevdalı olmak budur işte. Sevdiklerim ötelerde deyip, ötelere özlem duymak. Mevsim değişip hazan olsa da, hazandan boranlar çıksa da, Ağrı Dağı ayağının altında olsa da, gün gelip o dağın altında kalsa da yine hep ötelere, ötedekilere özlem duymak. Vefa hissiyle beklemek budur işte. “El Mer’umea men Ehabbe”nin sırrı budur işte.
 
Bugün “Vefa” işte böyle bir nesil bekliyor. Emaneti teslim alacak gönül erlerini bekliyor. O gün, o nesil gelinceye dek beklemeye niyetli. Çünkü vefa hakikaten hak etmeyene yakışmaz. 
 
Rabbim’den şudur ki niyazım:
Bizi vefaya yakıştırsın, vefayı da bize. Bizi bu işe ehil kılsın. Vefayı bize emanet etsin, bizi de kendi himayesine alsın. Emaneti hakkıyla taşıyıp, hakkıyla gelecek nesillere teslim edip bizi de son demde vefalıların arasına katsın.
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Mustafa
    14-01-2019

    Teşekkürler gönül dünyamıza armağan ettiğiniz bu güzel yazıdan dolayi

  • Erol Balcı
    16-11-2012

    Değerli Yazar, Zeyd bin Desinne, Asım bin Sabit,Hubeyb bin Adîy (R.A.Ecm) ve diğer Öğretmen sahabilerin hayatlarını okuduğumda bir tek şey gördüm. Bütün sahabe-i Kiram'ın hayatlarına yapışıp ayrılmayan bir erdem "vefa". Cennet kapılarının ardına kadar açılmasına sebep olan bu erdemli duygunun unutulduğu ve karlı sayılmadığı zamanımızda sizin gibi düşünen değerli insanların var olduğuna şahit olmak bile bizi bahtiyar ediyor. Selam ve saygı ile.