Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Gençlik ve 15 Temmuz

Ebuzer KARAKOÇ

13-07-2017

Gençlik ve 15 Temmuz
Biz ne soğuk günler geçirdik, Temmuz sıcağında bayılacak değildik elbet.
 
 Ben, yaşıtlarım ve bizden küçükler “ Darbe” denildiğinde hayal kurmakta bile zorlananlar olarak sıcak bir Temmuz akşamında darbe “ Teşebbüs” üne yakalandık. Şimdi hayalini kurmak bile öfkelendiriyor ya neyse!

 Özellikle İslami camianın gençleri kulak aşinalığı olsa da kulak ardı etmişlerdir Darbe kelimesini ve Darbe dönemlerini, çünkü benim yaş kuşağım, AK Parti iktidarı döneminde yetişmiş, baskı ve zulüm “görmemiş” bir nesildik. Anne ve babalarımız geçmiş dönemlerde birçok baskı ve zulme göğüs germelerine rağmen, darbe dönemlerinin acı hatıralarını çok dillendirmezler.

 Yeni nesil için geçmişin kötü anıları ve toplumun travmaları çokta önemli değil gibi gözükür çoğu zaman. Yeni Dünya düzeni ve modern toplumun getirdiği yenilikler ise geçmişinize bi şekilde uzak kalmanızı engelliyor aslında. Gençlerin dâhil oldukları sosyal ağlar ve platformlar geçmişlerini anbean kendilerine hatırlatıyor.

 Teknolojiye dibine kadar batmış, hızlı tüketim alışkanlığı ile yoğrulmuş bir nesil bizimkisi, en küçüğümüzün elinde bile telefon bulunmakta artık. Öyle günler öncesinden toplanıp saatlerce istişare edip meydanlara döküleceğimiz dönemleri de geride bırakıyoruz yavaş yavaş. Artık meydanlarda eylemci olmak yerine internet üzerinden sosyal platformlarda eyleme geçilebilen bir dönemdeyiz, nitekim bunun en belirgin özelliğini Gezi eylemlerinde birçoğumuz tecrübe ettik.

Teknolojinin hayatımızda çok ciddi yer bulması, bireylerin farklı kimlik ve kültüre adaptasyon problemlerini ortadan kaldırmakla birlikte kitlesel hareketlenmeyi kolaylaştırmaktadır. Teknoloji artık farklı türden toplumsal isteklerin karşılanması noktasında sınırları kaldırmış, tüm dünya toplumları üzerinde ortak dil oluşturmaya da başlamıştır. İlk defa Gezi ayaklanmasında şahit olduğumuz gelişmeler, gelecekte yaşanabilecekler için örnek teşkil etmiştir. Gezi kalkışmasını iyi analiz edebilenler, 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünün nasıl yol alacağını ve nasıl çözülebileceğini idrak edebilirlerdi nitekim edildiği de gün geçtikçe netleşiyor. Kontrollü darbe denilecek kadar süreci doğru hamleler ile yönetebilmek ise "Kontrollü Darbe" kelimesini bu anlamda kullandırtıyor.

12 Eylül nedir yaşamadık ama acısını tattık bi şekilde, 28 Şubat’ın soğuk günlerini bi çoğumuz kısa donlu günleri olarak atlattı fakat yaşadı sonuçta, kimimiz sevdiği öğretmeninden ayrıldı başörtülü diye eğitim sürecinde, kimimiz mahallesinden, kimisi askeriyeden atılan babası ile memleketine dönmek zorunda kaldı ve birçoğunun hayalleri değişti artık. Ama çok iyi hatırladığımız dönemlerde oldu mesela, 1999 Gölcük depreminde devletin birim ve kadrolarının ne yapacağını şaşırmaları, sivil toplum kuruluşları ve halkın dayanışması ile aşılan bu acı olay karşısında devletin durumu tam bir faciadır. 2000lerde yaşanan ekonomik krizlerden etkilenmeyenimiz ve unutanımız yoktur.  Ama hayata tutunabilmeyi başarabilen bir toplumun gençleriyiz, mücadeleyi seviyoruz.

Nitekim darbe teşebbüsünün bir öncesi 14 Temmuz 2016 tarihinde meydanlar da Pokemon arayan gençlerle alakalı haberleri pek çoğumuz okuduk. Yaz aylarının rehavetine kapılmış gençler diyeninden, bu gençlerle nereye diyen eğitimcilere kadar durumumuz pek iç açıcı gözükmüyordu lakin 15 Temmuz akşamında durum değişiyor, burun kıvrılan gençler namlulara göğsünü siper ediyorlardı. Sabahlara kadar meydanları turlayan ve tabir caizse namlu arayan gençlerin öfkesi dinmemiş olacak ki meydanlarda nöbetler uzun süre daha tutulmaya devam edildi.  Şimdi kimse çocuğuna söz edemiyor ya internette takılıyor diye bu da ayrı bi kayıp oldu tabi.

Ne oldu da gençler bu kadar hızlı tepki verdi? Ne oldu da ölümü göze alabildiler?

Eğitim hayatımız boyunca birçok sınava girdik. Sınav sonuçlarına göre eğitim sürecimiz şekillendi ya da şekillendirildi. Hayallerimiz vardı, ailemizin beklentileri ve hatta mahallemizde bulunan bakkal amca bile bizden iyi bir eğitim almış olmamızı beklerdi. Uykusuz gecelerimiz, stresli sınav günlerimiz oldu ve çalıştık çabaladık her defasında sonucuna razı olarak eğitim serüvenimizi tamamladık. Buraya kadar her olay ve sonuç çok normal karşılanabilir nitekim öyle de oldu.

Yıllar sonra geçmişinizle ilgili gerçekler ile yüzleşmeye başlıyorsanız, durum biraz garipseniyor, hali ile adaletsizliklere şahit oluyorsunuz. Eğitim hayatımızı etkileyen sınavların birçoğunu devletin içerisinde kadrolaşmış bir örgütün manipüle ettiğini ya da çalıp mensuplarına aktardığını öğrendiğinizde ise durum ciddi anlamda değişmeye başlıyor.

Nasıl yani hayallerimiz? Hani Doktor olacaktım?  Gibi birçok soruya cevap arıyorsunuz.

Bunu hükümet yetkilileri bizzat aktardığında ise öfkeniz, karşısında dağ dursa dayanamaz hale geliyor. Şimdi sıkı durun! Ölüm nerede göze geliyor önemli olan nokta burası, “ Alnı secdeye değenler tarafından aldatıldık.” Sözünü duyduğunuzda öfkeniz yerini intikama bırakıyor. Diyorsunuz ki, bunlara artık bu topraklarda yaşam hakkı verilmesin, bunlar vatan haini, bunlar halkı aldatanlar, bunlar bizden değil.

Bizim insanımız yetenekli ve beceriklidir. Kriz dönemlerini Batılı toplumlara göre daha az zararla atlatmışızdır. Batı, 2008 ekonomik krizini iliklerine kadar hissederek titrerken, bizde ise teğet geçirtilmiştir. Yıllarca bizi sömürenler, bizden gibi görünenler olmuştu, 15 Temmuz’a kadar da yine bizden gibi görünen alnı secdeye değenler sayesinde sömürdüler genç akılları, yeni fikirleri, üretecek nesli!

Cumhuriyet dönemi siyasi tarihini bu yönü ile okursak eğer durum daha iyi anlaşılacaktır. Saf bir millet oluşumuz gerçekliğine gelince tehdit hissetmeye görelim, saflığımız yerini akıllı öfkeye bırakıverir. 15 Temmuz gecesi halkın mücadele şekillerine bakın anlayacaksınız ne demek istediğimi. Öfkelisiniz ve kurşun yemişsiniz, yanınızda ele geçirilmiş silah var ama kurşun sıkmıyorsunuz. Bunun yerine üzerinizdeki t-shirt ile tankın egzoz borusunu tıkayıp çalışamaz hale getiriyorsunuz.

Gençler Meydanlarda!

Bizim kuşak gençler, baskı, kriz, savaş ve daha nice olumsuzluklara şahit olmamış gençler özgürlüğüne ve rahatına düşkün yani konformist gençleriz. Gençlik kamplarımıza bakın mesela, 2005’ten sonra yapılan tüm gençlik kampları çadır da değil de taş duvarlar arasında, elektriğin, sıcak suyun ve hatta olmazsa olmazı internetin olduğu kamplar haline dönmek zorunda kaldı. Bu dönemlerde İslami camianın problem olarak gördüğü en büyük sıkıntı ise gençlerin meydanlara dâhil olamayışıydı.

Bu konuda göz ardı edilen en önemli gerçek ise İslami kimliğe sahip siyasi aktörlerin, geçmiş dönemlerde meydanlarda istenilen kazanımları hükümet olarak Müslümanlara verebiliyor olmasıdır. Bu sebepledir ki bizim kuşak gençlerin meydanlara inmelerini gerektirecek çok önemli bir ihtiyaçları olmadı. Esasında her an meydanlardayız, internet üzerinden tüm sosyal platformlarda gençlerimiz aktif bulunmakta. Siz yeter ki tepkinizi sosyal medya üzerinden duyurmak isteyin. İnanmıyorsanız Saraçhane nöbetlerini hatırlayın derim.

2013 Baharı ülkemizde Gezi Parkı olayları ile hareketlenirken, meydanlarda Sol cenahın gençleri olan akranlarımız vardı. Sürece baktığınızda bir anda gelişmiş gibi gözükebilir ama sosyal medyada yer alanlarınız olayların nasıl işlediğini çok iyi görmüştür. Aynı dönem yaz sıcaklarında ve hatta çok ilginçtir Mısır’da yine Temmuz ayında başlayan olaylar neticesinde İslami camianın gençleri olan bizler, Genç Hareket’in önderliğinde sosyal medyadan başlayan süreçte kendimizi Saraçhane Parkında bulmadık mı? Gezi Parkı kaç kişi alırdı eylem yapsanız, sosyal medya platformları ile tüm Dünya’da haber oldu. Ya Saraçhane Parkı, sosyal medya duyurmadı mı tüm Dünya’ya sesimizi. Biz gençlerin yeni yöntemleri var artık, internet olsun yeter ki…


Davamız için Kanımız Dökülecek, Gazi ve Şehitlerimiz Olacakmış!
 
Toplumsal düzenin geçmiş yıllara göre değişmesi, yaşam alanlarının farklı argümanlar ile doldurulması, teknolojinin sürekli olarak yeni talepler getirmesi, siyasal düzen içindeki aktörlerin farklılaşması, toplumun eğitim, kültür ve sınıf anlamında kalitesinin artması, genç kuşağın yüksek eğitim kalitesine sahip olması gibi nedenlerden ötürü bizim kuşak farklıdır.
 
2000'li yıllara kadar gizli örgütlenme şekli ile sürecini devam ettiren FETÖ, AK Parti Hükümetleri döneminde ise görünürlüğe ve vitrinde olmaya önem vererek, örgüt için insan devşirmeye başlamıştır. Bizim kuşak gençlerin nerede ise tamamı (Anadolu'da en ücra köyde bile) bu örgütün herhangi bir organizasyonunda isteyerek ya da istemeyerek bulunmuştur. Kolej, dershane, üniversite, hastane, vakıf, dernek, ev, yurt, apart, yurt içi ve yurt dışı programlar vb. gençleri ilgilendiren ne varsa, alan ve mekân gözetmeksizin gençlere dokunmuşlardır.
 
Müslümanmış değilmiş hiç fark etmezdi onlar için, fark etmedi de. Her kesime hitap ederdiler, öyle olmak gerekiyordu tabi, örgütlenme şekilleri ve hareket ideolojileri bunu gerektiriyordu. Yeri gelince namaz kılanı, konumu değişince namazı terk edebiliyordu rahatlıkla. Bize tersti arkadaş, tamam eyvallah “Dünyalık için iyi çalışıyorlar” ne ararsanız onlarda vardı. Veriyordunuz parayı dershaneye, geliyordu en kral bölümler size! Nasıl olduğunu hep birlikte öğrendik 15 Temmuz öncesinde. Büyük balıktılar bi bakıma, ortada bir pasta varsa önce kendileri yiyeceklerdi her zaman.
 
2012 yılında, dershanelerin kapatılmasına yönelik hükümetin kararlı tutumu sonrası, belki de en önemli maddi gelir kapıları olan ve örgüte insan kazanımı noktasında "ocak" olarak gördükleri, diğer camia ve cemaatlere üstünlük kurdukları yapıları ellerinden alınacak olması sebebi ile harekete geçen FETÖ’nün üst düzey kurmayları düğmeye basarak, meşru hükümete ilk "Darbe" teşebbüsünü 17-25 Aralık operasyonları ile gerçekleştiriyordu.
 
Gezi Parkı eylemleri ile uluslararası bağlantılarının da destek vermesine rağmen başarılı olamayan FETÖ, 17-25 Aralık Darbe girişimleri ile "İçerde"ki hücrelerini uyandırarak harekete geçirdi. FETÖ, devlet içerisinde konuşlandırdığı kadroları ile Devlet’e karşı mücadeleyi başlatmıştı.
 
Gençler olarak Biz ne mi yapıyorduk?
 
Sabırla izliyor, gelişmeleri yakından takip ediyorduk. Sosyal platformlarda nasıl çirkinleştiklerine, Müslüman görünen aşağılık tiplerin, tehditlerine ve eylem öngörülerine şahit oluyorduk. Kendilerinden olmayanları aşağılamaları, küçük görmeleri ise cabası tabi. Onlara göre düzen değişecek, iktidar düşecek ve listelerinde bulunan kim varsa tereddütsüz cezasını çekecekti.
 
Sabırla takip ettik hep, az da dua etmedik bunlar için, "Rabbim ıslah etsin" diye. Birde aldanmışlığımız var tabi yüzümüze vurdukları, bizi kandırmakla övünmeleri var mesela. Ah ulan bi yakalasam gırtlağına çökerim dediğim çok hesap vardı sosyal platformlarda. Ama bekledik hep, bir umuttu bizim için onların kurtuluşu. Kullanılmış mensupları vardı, dönen oyundan haberleri olmayan, bekledik işte. Sonra, birer birer dağıldı aldatılanlar, çıldırdı demek ki Pensilvanya da sefa süren elebaşı, onay alınca tasmasını tutanlardan, talimat vermiş 15 Temmuz için tüm ekiplerine.
 
En önde Gençler ve Ruhu genç İhtiyarlar!
 
Sıcak bir akşam, öyle bir akşam ki en ufak bir rüzgâr esintisi yok, uyumak imkânsız. Ertesi gün sınavım var uyumak istiyorum. Telefonlarım sessizde, internet bağlantıları da hali ile kapalı tabi, saat 23:30 gibi eşim uyandırarak, internetten baksana hareketlilik var dediğinde istemsizce telefonun internet bağlantısını açar açmaz bildirimler düşmeye başladı. Hayatım boyunca unutamayacağım sürecin ilk dakikaları benim için bu şekilde başlıyordu.
 
Sosyal platformları aktif kullanan gençler hızlı organize olmuş, Cumhurbaşkanı söylemeden çok önce önemli görülen yerlere destek vermeye, mücadele etmeye meydanlara çıkmışlardı. Anlaşılan o ki, artık sosyal medya da mücadele etmenin zamanı bitti diyen delikanlılar, bir fiil meydanlara inip bedel ödemeye hazır olduklarını gösteriyorlardı. Hepsi göğsünü siper etmiş yürüyor namlulara doğru. Öyle dandik tabanca namlusu değil ha! Tank namlusu! Kurşun yediği halde kalkıp yürümeye devam edeni mi dersin, Tankların önüne kendini atıp durmaları için bekleyeni mi? 18 yaşını doldurmamış şehitlerimiz var. Ve sayısı azımsanmayacak kadar da genç Gazi! Kahramanlar için ne dense azdır.
 
15 Temmuz 2016 Cuma günü akşamı, TSK içerisindeki mensupları ve işbirlikçileri ile devletin yönetimine karşı yaptıkları darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı saat 00:40’ta CNN Türk canlı yayınına FaceTime ile yaptığı “silahlı güçler içerisindeki küçük bir azınlığın kalkışmasıdır, vatandaşlardan hükümete destek için sokağa çıkmalarını istiyorum” açıklaması sonrası durumun ciddiyetini iyice kavrayan halkımızın topyekun mücadele etmek için meydanlara akın etmesi ile engellendi.
 
Bizim kuşak gençlerin bu kadar hızlı hareket edip meydanlara inmeleri ile alakalı birçok şey söylenebilir ama en önemlisini gözlemlerim sonucu şu şekilde söyleyebilirim. Biz İslami camianın gençleri olarak, İslami bir davamız olduğu bilinci ile meydanlara inerken, Müslümanlarmış gibi gözüken aldatıcılara karşı mücadelemizi, kanımız ve canımız pahasına kazanma isteği ile sürdürdük.
 
 Bedelini, şehitlerimizin kanları ile ödediğimiz mücadelemizin sonucunda, bugün gençler olarak şunu artık çok daha iyi anlıyoruz, "Vatanı olmayanın İtibarı da olmuyor."



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!