Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Arrival: İnsanı Anlatan Uzay Filmi

Aşkın YILDIZ

23-06-2017

Arrival: İnsanı Anlatan Uzay Filmi
Genel olarak uzay filmleri diye söylediğimiz dünya dışı varlıklarla ilgili filmler sinema dünyasının en çok ses getiren ve gişe kazandıran yapımlardır. Bu filmler içerdiği gizem, korku ve gerilim sayesinde aksiyona daima açık oluşu ve bunun yanında, insanlık tarihi boyunca bir muamma olan uzaylı-yaratık efsanelerinin insanın merakını her daim cezbetmesi sinema fabrikasının çarklarını döndürmesi için yeterli sebeplerdir.

Georges Melies’in 1902 yapımlı ilk bilim kurgu filmi Aya Seyahat’ten (Le Voyage dans la lune) beri sayısız uzay filmi yapılmıştır. Konuyla ilgili 2000’li yıllarla birlikte hemen her yıl mutlaka en az bir-iki film çekilmiştir. Örneğin her birisi yüksek gişeler yapan Prometheus (2012), Gravity (2013), İnterstellar (2014) bu filmlerden bazılarıdır.

Bu tarz filmlerin konusu uzay ve dünya dışı varlıklar gibi görünse de aslında konu bizzat dünya ve insandır. Tıpkı 2016 yapımlı Arrival filminde olduğu gibi… Bir yönüyle Arrival insanın ne kadar insan ne kadar insan dışı olduğunu düşünmemizi sağlıyor. Filmde dünya üzerinde on iki ayrı noktaya gelen garip varlıklar henüz daha hiçbir şey yapmadan ortalığın karışmasına sebep olur. Filmin isimi gibi “geliş” yeter hayatın altüst olmasına.

İnsan yaşamı boyunca huzur ve mutluluğu için çabalayıp durur ve insan çabuk huzursuz olan bir varlıktır. İlk dökülen kandan beri savaşlar bile aslında bu bahaneyle çıkmıştır. Mülteci kabaca başka bir yere sığınan kişidir, belki de olması gereken anlamı misafirdir.  Bugün savaştan ve zulümlerden kaçan mülteciye bile kimse tahammül edemeyip geri göndermeye kalkıyorken; yani herkes gibi yaşamaya hakkı olan insana tahammül edemiyorken nerede kaldı bir uzaylıyı anlamaya çalışmak. 2009 yılında gösterime giren Districk 9 (Yasak Bölge) filmi tam da konunun bu kısmıyla ilgilidir.

Arrival’da geçen bir diğer önemli unsur dil ve iletişim… Filmde uzaydan gelen hepdapotlar ile iletişime geçmek bir dil bilimcinin işidir. İşte bir çaresizlik de buradadır. Şöyle bir düşünelim iletişim için konuşma, yazma ve beden hareketleri size yardımcı olamıyorsa ne yaparsınız? İletişim birlikte yaşamak için en önemli becerimizdir. Ne var ki iletişim kurabilmek tüm sorunları çözmez çünkü iletişim aynı zamanda anlaşmayı ve doğru anlaşılabilmeyi garanti edemez. Şöyle ki bazen en güzel ve samimi duygunuzu bile konuşarak ifade edemezsiniz. Öyle bir şey olur ki sözcükler sizi sınırlar ve hatta yanlış yönlendirir. Konuşmasaydınız belki daha iyi olacaktır. Konuşmak bir iletişimdir fakat anlaşmak değildir. Filmde aynı zamanda vakit sınırlıdır. Gelenlerle bir an önce iletişim kurabilmek için onlara bir şeyler öğretmek gerekmektedir. Asıl soru şudur. Neden buradasınız? Bu kısa soruyu sorabilmek ve cevabını alabilmek hiç kolay değildir. İletişim bir türlü gerçekleşememektedir ki anlaşma safhasına geçilebilsin.

Modern zamanların aceleci insanı, anlayamadığı, çözemediği ve hizaya getiremediği varlığı yok etmeyi tercih eder. Uzay araçlarının gelişiyle toplumların ilk refleksi büyük bir savaş çıkacağı endişesiyle alışveriş merkezlerini ve marketleri yağmalamak olur. Kaos her türlü talan için uygun zemindir. Hayatta kalmak en büyük amaç; ölüm ise en büyük korkudur. Bu bir felakettir. Demek ki insanlık başına büyük bir felaket geldiğinde birleşemeyecektir.  Sınırlar sadece harita üzerinde değil beyinlerdedir çünkü. Film bu tezi açıkça ortaya koymaktadır. Gelişmiş ordulara sahip büyük ülkeler, enformasyon çağının gereği bilgiyi saklayıp kendi bildiğini okur hep. Böylesi bir meselede devreye sokulacak ilk plan silah; bilim, akıl, sağduyu… Bunlar ise devre dışı durumdadır.

Milyarlarca gezegen olduğu söylenen evrende yaşadığımız dünya yaratıcının insana en büyük hediyesi ve hazırlığıdır. Ne var ki insanoğlu bu hediyeyi hiç sonu gelmeyecekmiş gibi var gücüyle tüketmektedir. Büyük bir aç gözlülükle paylaşmayan, istila eden, doğayı yok eden yine insanın kendisidir. 2014 yapımlı İnterstellar (Yıldızlararası) filmi bu tükenişin sonunda insanın yaşamını sürdürmesi için yeni bir gezegen arayışını konu edinmiştir. Filmde dünyada yaşam alanı bulamayan insan yeni bir yer keşfetmek için uzayda yıllar süren bir arayışa çıkacaktır.
Arrival bir yönüyle insanı anlatan uzay filmi, en büyük gücü akıl ve iletişim becerisi olan insanın bunları kullanmayınca ne kadar insan dışı bir şeye dönüşebileceğini çok açık bir şekilde gösteriyor.

Beş yaşında bir çocuğun kendi uydurduğu bir şarkının sözleri şöyle;
Dünya çok büyük hepimize yeter, Savaşlara gerek yok, Dünya hepimize yeter…
Peki, bu çocuğa bu şarkıyı yazdıran nedir?





Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Sevilay
    26-07-2017

    Amerikalılar olmasa halimiz ne olacak dedirtmek için mi yapılmış ?

  • Aydın
    10-07-2017

    Filmi izledikten sonra yazınızı tekrar okudum. Harikulade tespitler. Yeni film tahlili yazılarınızı büyük bir arzuya bekliyorum.

  • Sinem Yıldız
    08-07-2017

    Çocuğa şarkıyı yazdıran nedir ? Merak ettim.

  • fahri
    29-06-2017

    Film de güzeldi yazı da ...

  • Esin Gürcüoğlu
    28-06-2017

    Sayın Yıldız, Filme yaptığınız eleştiriniz ,filmden güzel olmuş. Seyrettiğim halde dikkatimi çekmeyen mesajları okuyarak bir daha seyretmeme sebep oldunuz. Bu defa filmi daha ilginç buldum.teşekkür ederim.Sizin sayenizde bu sayfaya da abone oldum. iyi çalışmalar diliyorum

  • Yalçın
    27-06-2017

    Burada görünce filmi izledim. Filmin siyasi göndermelerine bakınca Klasik hollywood mottosu dünyayı kurtaran Amerika imajı işliyor tabi. Fakat bu eleştiriler Arnold ve Stallone filmlerinde kalmalı. Amerikanın neyi nasıl göstermek istediği ilk amaçları arasında değil zaten diğer dünya ülkeleri Amerika karşısında alması gereken hazır ol pozisyonunda bekliyor. Bunun yanında son dönem Hollywood filmlerinde sürekli kas yaparken göz çıkarmaya devam ediyorlar. Burada da insanlıktan bahsederken insanlıktan çıkmışlar farkında değiller. Yazı için teşekkür ederim.

  • Erol Balcı
    26-06-2017

    Değerli yazar... Yazınızı ilgiyle okudum.Zira bu filmi daha önce seyretmiştim.Filmde uzaydan gelen hepdapotlar ile iletişime geçmek bir dil bilimcinin işi olarak ele alınsa da ,uzay aracı yapacak, dünyaya yardıma gelecek kadar gelişen bir varlığın iletişim kurabilmek için illa ABD'li bir "dilbilimci" ye ihtiyacı olması enteresan. Bu filmde anlatılan nedir? Uzay mı? Uzaylı mı? İnsan mı? Hayır. Bu filmde insanların beyinlerine sıkıştırılmak istenen düşünce ; Dünyayı sadece ABD'liler kurtarır. Ve ey dünya tehlikeye düşersen seni sadece biz kurtarabiliriz,haberin olsun. demektedir. Bu film dünya sathındaki Amerikan işgallerinin ve cinayetlerinin ne derce "HAKLI" olduğuna bilinçaltımızı hazırlayan mesajlar içermektedir. Filmin başında bayan dilbilimci uzaylı yediayaklılara "Tamam çocuklar,yavaş olun" diyor. Burada karşısındaki varlık nereden gelmiş olur ise olsun,ne kadar ileri teknoloji kullanırsa kullansın bir ABD vatandaşından asla üstün olamaz.Zaten uzay gemisi yapabilecek kadar ileri teknolojik seviyede olmasına rağmen uzaylıların bir fanusun içerisinde sisli ortamda yaşayabilen hayvanımsı yaratıklar olarak gösterilmesinin sebebi de budur.geleceği görebildiği halde Amerikalı bilim kadınının becerisi olmasa iletişim kuramayacak kadar geri bir yaratık.Ve iletişim için,dünyayı kurtarmak için bütün çaba Amerikalılarda,uzaylı ise çirkin bir organizma ve çirkin olduğu kadar "aptal". Bu Holywood denilen sinema gezegeni dünyanın USA egemenliğinde kalabilmesi için çalışan büyük ve taraflı bir beyin gibi.. Her üretiminde bir sebep,amaç ve hedef var. Çin'in ikna edilmesi neticesinde olayın tatlıya bağlanması da öngörülerinde bu ülkenin süper güç olma yolunda başarılı olacağına dair kanaatleridir. Ve hangi gezegenden gelir ise gelsin ona ilk söyleyeceğimiz cümle "Kahrolsun Büyük Şeytan Amerika" olmalıdır. Teşekkür ederim