Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

    Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi Türkiyeyi nasıl etkileyecek.

  • Ülke yönetiminin otoriterleşmesine neden olacak.

  • Güçlü bir liderlik Türkiyeyi bölgesinde daha da etkili kılacak.

  • Karar alma süreçleri hızlanacağı için refah seviyesi artacak.

  • Demokrasi kültürünün gelişmesine katkı sağlamayacak.

Malcolm X’ten, El Hac Malik El Şahbaz’a

Aşkın YILDIZ

09-05-2017

Malcolm X’ten, El Hac Malik El Şahbaz’a
Bir tür olarak biyografi filmleri, sinemanın en çok başvurduğu yapımlardır. Siyaset, spor, sanat, bilim, din ve daha birçok alanda insanlığı olumlu ya da olumsuz olarak etkilemiş nice örnekler sinemanın büyülü objektifinden daha etkileyici bir şekilde aktarılmıştır. Kuşkusuz içinde barındırdığı özellikleriyle biyografik hikâyeler, sinema için önemli bir kaynak oluyor.

Tarihe ve insanlığa mal olmuş efsanevi isimlerin hayat hikâyesini perdede izleme fikri hemen hemen ilgili herkesi heyecanlandırır. Bu arada tarihsel bir film ile biyografik bir filmi birbirinden ayırt etmek gerekir. Örneğin, “Çağrı” filmi tarihsel bir filmken Mecidi’nin “Hz. Muhammed” filmi biyografik filmdir. Tarihsel film bir dönemi önemli olayları ve önemli kişileriyle ele alan belgesel-kurmacalardır. Biyografik filmler ise tarihsel bir sürecin belli bir dönemine; tanınmış, ünlü bir kişinin hayatı üzerinden bakmamızı sağlar. Yani o dönemi net olarak her yönüyle anlatamaz fakat bir kahramanın zorlu bir dönemde insanlık için neleri nasıl yapabildiğini anlatır. Bu arada bunu yaparken sinema, işi gereği meseleyi biraz da popüler bir ürün olarak sunar. Yani içine kahramanın günlük rutinlerinden ve alışkanlıklarından tutun da aşk hikâyelerine kadar birçok şey serpiştirir ki izlemesi kolay ve zevkli olsun.

Malcolm X Hollywood kalıplarından çıkmış efsanevi bir adamın hayat hikâyesi olarak karşımızda duruyor. Kendisi de siyahi olan yapımcı, yönetmen ve senarist Spike Lee’nin filmografisindeki en başarılı film olan Malcolm X 1992 yılında gösterime girmişti.  Alex Halley’in aynı adlı romanından uyarlanan film; kitapla birlikte Malcom X’i yıllardan beri kitlelere taşıyan, tanıtan en önemli tarihsel belge durumundadır.

Malcolm X’ten El Hac Malik El Şahbaz’a dönüşümün hikâyesidir bu. Filmde siyah ve beyaz ayrımının iki renk arasındaki fark kadar bariz olarak yaşandığı Amerika’da; bir siyahinin önce insan, sonra saygı duyulan bir insan olarak yer edinmeye çalışmasının çokça bedeli vardır. Öyle ki tüm siyahiler Malcolm ’ün ismindeki X gibi bilinmeyen, görülmeyen ya da sayılmayan olarak yaşamaktadırlar.

Malcolm X’in de deyimiyle Beyaz Adam Sam Amca tüm iyilikleri beyaza tüm kötülükleri ve olumsuzlukları siyaha boyamış ve bunu siyahlara kabul ettirmiştir. Öyle ki bu sözlüklere bile böyle geçmiştir. Toplumda hırsızlık ya da farklı bir hukuksuzluk yapan beyaz bir insansa makul bir ceza alırken; aynı suça karşılık siyah bir insan en ağır cezayı alıyor. Öyle ki Siyah adam Malcolm işlediği suçlar yerine önce beyaz bir kadınla birlikte olmaktan dolayı ceza alıyor. Yine başarılı da olsa siyah bir çocuk avukat ya da toplumun saygınlığını kazanan bir meslek seçemiyor; sadece hizmet sektöründe iş yapabiliyor.  Film işte böyle bir dünyanın fotoğrafını ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. 

Şüphesiz Malcolm Amerika gibi bir ortamda Allah’ın mesajını hissetmiş ve sahiplenmişti. İlginçtir henüz Müslümanlığa tamamıyla vakıf olmasa da “Müslüman oldum” demenin kendisi bile onu temizlemeye yetmiş ve onu bir dava adamı haline getirmişti. Elijah Muhammed’e olan bağlılığı ona çarpıtılmış ve eksik bir İslam ulaştırmıştı. Dolayısıyla Malcolm X, İslam’ı bir yerde beyaz düşmanlığı zannetti ve uzun süre siyahın beyaza olan üstünlüğüne inandı ve bunun sözcülüğünü yaptı. Ne zaman ki hac vazifesini yerine getirmeye gitti, işte o zaman gerçek dönüşüm başladı. İslam’da ırk, renk, milliyet yoktu. İslam’da takva vardı.

El Hac Malik El Şahbaz orijinal bir Müslümandı. Malcolm X’ten biraz daha farklıydı. Amerika’da Irkçılığı devam ettiren Malcolm kısmen kabul edilebilirdi belki ama ırkçılığı da bir kenara bırakan siyah ve beyaz arasında bir ayrım görmeyen bir Malik kabul edilemezdi. Bu kan bu bünyeye uymazdı. Amerika bir şekilde bu adamdan kurtulmalıydı ve en temelde Malcolm X’in de başına gelen son aslında bundan ibaretti.

Bu film için teknik aksaklıklar, anlatmaya çalıştığı meseleden daha önemli değil kuşkusuz. Fakat yine de bir iki şey söylemek gerekiyor.  Film böylesine önemli bir kişiyi anlatırken bağlı olduğu Hollywood yapısı gereği meselenin özüyle yeterince ilgilenememiş aslında. Malcolm X’in dediği “İnsan iyi nişan almalıdır; kuklayı değil kuklacıyı vurmalıdır” sözünü yerine getirmiyor. Malcolm X in Hacdan sonra asıl meselesi ne olmuştu? Gerçekten tanıdığı İslam ona nasıl bir yol çizdirecekti ve gerçek düşmanı kimdi? Filmin başında giriş bölümüne yani siyahi Müslümanlarla tanışmadan önceki dönemine fazla yer verilmesi iki yüz dakikayı aşan filme asıl meseleyi konuşacak zaman bırakmamış. Filmin ikinci bölümünde senaryo temposu belli belirsiz düşmeye başlıyor. Ayrıca Denzel Washington’un muazzam oyunculuğunun yanına filme damga vuracak iyi bir müzik lazımdı.

Film özellikle 90’lı ve 2000’li yıllarda doğan kuşak için çok önemlidir. Mutlaka izlenmeli ve Alex Haley’in kitabı mutlaka okunmalıdır. 1992 yapımlı bir film olan Malcom X’in her şeyden önce beyaz perdede olması önemlidir. Belki de bu filmin tekrar çekilmesi gerekmektedir ama bu sefer Amerikan tarihinin değil Müslüman tarihinin kahramanı olarak…

 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Erol Balcı
    17-05-2017

    değerli Aşkın Yıldız, İlgiyle okudum. Hollywood veya Amerikanın sinema mantığı kimseye bir şey bırakmayı doğru bulmaz. kendini yücelten de kendisidir,yerden yere vuran da...Malcolm X filminde de bu mantığı rahatlıkla görüyoruz. Onlar başkalarına eleştiri hakkı ve alanı bırakmadan her yeri kaplayıp gidiyorlar. İslamı anlatmadan Müslüman Amerikalıyı anlatmış. Yazınızı beğendim İnşallah sinema konusunda yazılarınızı okumaya devam ederiz.

  • Hüseyin Avni Kurdoğlu
    15-05-2017

    Değerli yazar, Sinema hakkında engin tecrübe ve bilgiye sahip olduğunuz yazınızın içeriğinden anlaşılıyor. Siz de bilirsiniz ki sinema en uzun menzilli ve tahrip gücü en yüksek silahtır.Örnek verdiğiniz ÇAĞRI filminde filmin başlaması ile gözler önüne serilen sadece savaşlar değil mi? Alemlere Rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin hayatında onca önemli hadise var iken bunca kan ve ölüm bana hiç de iyi niyetli gelmemişti doğrusu. Efendimiz A.S.ın eşlerine ,çocuklara,hayvanlara olan merhamet ve sevgisi bu filmde yok. Delilere,hastalara,engellilere olan anlayışı yok. tabiata beslediği sevgi yok ve bu hususlara dair hiç bir sözü yok. ve neticede yıllar sonra ortaya çıkan ve insanı dehşete düşüren cinayetleri ve zulümleri ile sivrilen İSlamcı olduğunu iddia eden örgütler var. Malkolm X konusunda da dediğiniz gibi o bir Müslüman liderdi ve Müslüman kahraman olarak filmi yapılmalı. Çok keyif alarak okudum yazınızı. İslami camialarda sizin gibi insanların olması umut verici. teşekkür ederim.