Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Kur’ân’dan Bihaber Yaşamak!

Abdulvahap KÖSESOY

22-06-2016

Kur’ân’dan Bihaber Yaşamak!
Kur’ân’dan Bihaber Yaşamak!1

Âcizane kaleme almış olduğum bu yazıyı, Kur’ân’dan bihaber, uzak yaşayan ve bunun neticesinde sürekli psikolojik ve sosyolojik sıkıntılar içerisine giren kimselere ithaf ediyorum.
İngiliz eski Başbakanlarından William Ewart Gladstone (1809-1898)2, İslâm ümmetini kaosa sürükleme ve Müslümanları hezimete uğratma gayesiyle milletine yaptığı bir konuşmada -aynen- şöyle diyordu: “Bu Kur’an Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe, biz (Avrupa) onlara hakiki hâkim olamayız. Ne yapıp yapıp, bu Kur’an’ı sükût ettirip/susturup ortadan kaldırmalıyız. Yahut da Müslümanları ondan soğutmalıyız.” Keza Cezayir eski valisi Fransız Robert Lacoste (1889-1989)3, Cezayir sömürgesinin üzerinden 100 yıl geçmesi münasebetiyle yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Biz Fransızlar, Cezayirli Müslümanlar Kur’ân okudukça ve Arapça konuştukça onlara galip gelemeyiz. Bu yüzden, Kur’ân sevgisini ve aşkını onlardan alıp; Arapça’yı dillerinden söküp atmalıyız.”4
 
Kıyametimiz bize gelmeden, toprağın altına girmeden konjonktürel durumu ve Batı’nın sinsi planlarının farkına varmamız gerekiyor. Aksi halde özümüzden, dinimizden, kültürümüzden ve dilimizden tamamen uzaklaşırız!
 
Öte yandan, Kur’ân’ı Kerim’in Furkan suresinin 30. Ayetinde şöyle denir: 
 
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
 
“Elçi de: 'Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar' demiştir.” İbnu’l Kayyim (751/1350)5 , Fevaid (Faydalar) isimli kitabında şöyle diyor: Kur’ân’ı terk etmenin/hicretmenin çeşitleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
 
1- Kur’ân’ı dinlemekten, ona kulak vermekten uzaklaşmak,
2- Kur’ân’a iman edilip, okunduğu halde hükümleri ile amel etmemek, helali ve haramı bildiği halde bunların gerektirdiklerini yapmamak,
3- Usulu’d-din’de ve füruunda Kur’ân’a dayanmamak ve ahkâmın belirlenmesinde kaynak olarak kullanılmamak,
4- Kur’ân’ı tedebbürden, ayetleri üzerinde düşünmekten ve ibret almaktan uzaklaşmak
5- Kalbin bütün manevi, psikolojik hastalıklarında Kur’ân’dan faydalanmamak; bunun yerine kalbe yararı olmayan başka çarelerin peşine düşmek
İşte, Kur’ân’ı terk etmek/hicretmek bu demektir. 
 
Mütercimin Eki:
Bu kısa; fakat faydalı yazıda kısaca Kur’ân’ı terk etmenin ve bunun neticesi olarak gerek maddi gerekse manevi olarak karşılaşılan durumlar anlatılmak istenmiştir. Bilindiği gibi Araplar, Kur’ân’dan (İslam’dan) önce her türlü kötülüğün ve ahlaksızlığın hâkim olduğu cahili bir toplumda yaşıyorlardı. Fakat iman edip, Kur’ân’a sarıldıktan ve ahkâmını uyguladıktan, tatbik ettikten sonra insanlar içerinde en şerefli bir konuma yükselmişlerdir. Tarih buna şahitlik etmektedir. Zaman içerisinde başka milletler de Müslüman oldular ve İslâm coğrafyası kısa bir sürede geniş bir alana yayıldı. Lakin, günümüzde olduğu gibi Müslümanlar, Kur’ân’dan ve hakikatlerinden uzaklaştıkça, İslâm’dan bihaber oldukça zillete düçar oldular.  Müslümanların tek bir derdi vardır: O da Kur’ân’dan uzaklaşmak ve O’nu terk etmek. Başımıza ne geldiyse kerim kitabımızdan uzaklaşmakla oldu. Tekrar uyanmanın ve ayağa kalkmanın çözümü ise yine Kur’ân’a dönmek ve ayetlerinin tatbik etmekle mümkündür! 

Dipnotlar:
1 Bu yazı, Ebu Heysem Muhammed Derviş’in, http://ar.islamway.net/article/62489/%D8%A5%D9%84%D9%89-%D9%83%D9%84-%D8%A8%D8%B9%D9%8A%D8%AF-%D8%B9%D9%86-%D8%A7%D9%84%D9%82%D8%B1%D8%A2%D9%86?ref=p-new sitesinde yayınlanan kısa; fakat özlü makalesinin çevirisidir.
 
2 İngiliz devlet ve siyaset adamlarındandır. Uzun yıllar bakanlık ve başkanlık yapmıştır. Başbakanlığı döneminde, bir asırdan beri süregelen ve Osmanlı toprak bütünlüğünün korunmasından yana olan İngiliz politikasını değiştirmiş ve Osmanlı topraklarının parçalanması, küçük devletlerin kurulması şeklinde bir politika izlemeye başlamıştır. İslamiyet’e ve Müslümanlara düşmanlığı ile tanınmıştır.

3 Cezayir iç savaşı sırasında görevde olan  Robert Lacoste, sahip olduğu üstün yetkileri kullanarak Cezayir'de yaşayan tüm Fransızları silahlandırmış ve her türlü tehlike gösteren Cezayirlinin vurulmasını emretmiştir. Birleşmiş Milletlerin (BM) her türlü barışçıl çağrısına rağmen Lacoste, dediğini uygulamıştır. Sivillerden askeri bir ordu kuran Lacoste, bir nevi Cezayirli avı düzenlemiş ve soykırım denemesi yapmıştır. 

4 Nitekim gayelerine de ulaştılar. Maalesef bugün, Cezayir’de yaşayan Müslümanlar, öz kimliklerinden uzaklaşarak Batılılaştılar ve İslâm’ın kültüründen tamamen uzaklaştılar. Bunun bir sonucu olarak, Fransızcanın en çok konuşulduğu İslâm toprakları bugün, Cezayir’dir.

5 Şam’da İbn-i Teymiyye’nin yetiştirdiği din adamlarındandır. İsmi, Muhammed b. Ebi Bekr olup, künyesi Ebu Abdullah, lakabı ise Şemseddin’dir. Şam’da Cevziyye medresesi Kayyımın oğlu olduğu için İbn-i Kayyım-i Cevziyye diye şöhret bulmuştur. 1292 (H. 691)’de Şam’da doğmuştur. 1350 (H. 751) de orada vefat etti. Kasiyun dağının eteğine defnedildi.
 
Yazar: Ebu Heysem Muhammed Derviş
Çeviren ve Notlandıran: Abdulvahap Kösesoy
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!