Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

_

23-07-2016

OHAL'in Getirdikleri ve Sıkıyönetim Rejiminden Farkları
Av. Selçuk KAR
 
Olağanüstü yönetim usûlleri veya rejimleri, devletin, hukuk düzeninin olağan kuralları ile üstesinden gelinmesine imkan olmayan olağanüstü bir tehdit veya tehlike karşısında başvurduğu usûllerdir. Olağanüstü yönetim usûlleri  1982 Anayasasının 119 ilâ 122’nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anayasa “olağanüstü hal” ve “sıkıyönetim” olmak üzere iki tür olağanüstü yönetim usûlü öngörmüştür.
 
Olağanüstü hal belli sebeplerle ilân olunan, geçici olarak temel hak ve hürriyetlerin kısmen veya tamamen durdurulmasına veya vatandaşlar için para, mal ve çalışma yükümlülüklerinin getirilmesine imkân veren bir olağanüstü yönetim usûlüdür.
 
Olağanüstü hal kararını ilan etmenin amacı, belli sebepler yüzünden bozulmuş olan kamu düzeninin yeniden sağlanmasıdır. Anayasaya  göre  bu sebepler iki grupta toplanmıştır:
 
Madde 119’da belirtilen sebepler : Tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar  veya ağır ekonomik bunalım  halleri. 
Madde 120’de belirtilen sebepler : Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları  sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması halleri.
 
Olağanüstü hal altı ayı geçmemek üzere ilan edilebilir ancak mevcut sebeplerin devam etmesi halinde Bakanlar Kurulu her defasında dört ayı geçmemek üzere, olağanüstü hal süresinin uzatılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisinden isteyebilir.
 
Olağanüstü halin ilân edilmesiyle olağanüstü hal rejimi yürürlüğe girer. Olağanüstü hal ilân edilmesinin ana hatlarıyla üç hukuki  sonucu vardır: (1) Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir. (2) Vatandaşlar için para, mal ve çalışma yükümlülükleri getirilebilir.  (3) Olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi çıkarılabilir.
 
Özellikle şunu belirtmekte fayda var ki Anayasanın 121. Maddesinde belirtildiği üzere “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarabilir. OHAL’e gerekçe oluşturan konularla sınırlı olabilecek bu  KHK’lar Anayasa Mahkemesi’ne taşınamayacaktır.

OHAL Kanunu’nun 27. maddesine göre, bölge valisi, olağanüstü halin gerektirdiği durumlarda mahalli idarelerin organlarınca alınacak kararlar ile tesis edilecek tasarrufların tamamının veya belli konulara ilişkin olanlarının; il merkezinde kendisinin, görevlendirilmesi halinde il valisinin ve ilçelerde kaymakamların onayı ile yürürlük kazanmasını kararlaştırabilecektir. 
Özellikle gözaltı sürelerinin uzatılmasıyla alakalı gelişmeler yaşanabilir.
 
OHAL Kanunu gereğince hükümetin yetkileri birçok alanda genişleyecek. Bunlardan başlıcalarını belirtecek olursak:
 
Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak, belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak.
 
Bölge valileri şiddet olaylarını emrindeki kuvvetler ve kolluk kuvvetleriyle bastırabilecektir. Yeterli gelmezse bölgedeki en büyük askeri komutanlıktan yardım istenecektir. Komutanlıklar bunu hemen yerine getirmek zorunda olacaktır.
 
Bölge valisi ile ilgili komutan kolluk güçleriyle askerin ortak çalışmasını sağlayacaktır. 
 
İl valileri de bastıramadıkları olaylarda bölge valisinden yardım isteyebilecektir.
 
Ruhsatlı da olsa her nevi silah ve mermilerin taşınmasını veya naklini yasaklayabilecektir.  
 
Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak.
 
Dernek faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurmak.  
 
Bölge valileri silah kullanma yetkisi ile ilgili olarak emir yayımlayabilecektir.
 
Özel maksatla telaş ve heyecan doğuracak asılsız haber yayanlar 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve 5 bin liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilebilecektir. 
 
Vali, tedbirlere aykırı hareket edenleri, emirleri dinlemeyenleri, istekleri yerine getirmeyenleri, sahte kimlik bildirenleri 1 aydan 6 aya kadar cezalandırabilecektir.
 
Bu kanunla verilen yetkilerle ilgili açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecektir.
 

Sıkıyönetim ise Olağanüstü Hal’den önemli farkları ihtiva etmektedir.  Anayasanın 122.maddesine göre sıkıyönetim;
a) Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, 
b) Savaş hali veya savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, 
c) Ayaklanma olması, 
d) Vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın,
e) Ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması durumlarında uygulanabilecek bir olağanüstü yönetim biçimidir.

Sıkıyönetim, olağanüstü halden farklı olarak dört ayı aşmamak üzere ilan edilebilir ve uzatılması TBMM kararına bağlıdır. Savaş durumunda 4 aylık süre sınırı söz konusu değildir.
 

Sıkıyönetimin uygulanmasında görev ve yetki sıkıyönetim komutanına aittir ve kolluk kuvvetlerine ait görev ve yetkiler  Sıkıyönetim Komutanlıklarına geçer. Sıkıyönetim komutanının önemli yetkilerinden bir kaçı;
 
Konutları ve her türlü binaları, işyerlerini, müesseseleri ve bunlara ait müştemilatı aramak,
Kişilerin üzerlerini aratma, Her türlü araçlarla yapılan yayım ve haberleşmeye sansür koymak,
Belli kişilerin sıkıyönetim bölgesi içine girmelerini veya yerleşmelerini yasaklama, bazı kişileri sıkıyönetim bölgesi dışına çıkarma, 
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklayabilmektir.
 
Sıkıyönetim süresince sıkıyönetim kanunda sayılmış bazı suçların yargılanması sıkıyönetim askeri mahkemelerinde gerçekleştirilir.
 
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:
 
OHAL yukarıda ayrıntısıyla izah edilen imkânları ve özellikle geniş bir kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi tanıdığından, huzur ortamını bozabilecek olaylara ve devlet içerisinde yapılanmış terör örgütü mensuplarına karşı, bürokrasinin hantallığına maruz kalınmadan hızlı bir şekilde müdahale edilmesine imkân sağlayacaktır.
 
OHAL kararı ilanı kadar uygulanmasının ehemmiyeti üzerinde durmamız gerekiyor. Bir hukuk devleti olarak bu süreci yönetmek ve özellikle OHAL kararlarını uygulayanların seçimi hususunda dikkat etmek elzem gözüküyor.  Ülkemizin geçmiş hadiselerden aldığı dersler bizlere, bu süreci terör örgütlerine ve üyelerine karşı caydırıcı bir güç olarak kullanan kişiler olabileceği gibi keyfi emir ve davranışlar sonucu bir hukuk devletinde asla olmaması gereken uygulamaların da olabileceğini hatırlatıyor. Savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı gibi mühim hususlarda OHAL kararlarının tatbikine dikkat edilmesi gerekiyor.
 
Ülkemize karşı görülmedik bir ihanet içinde harekete geçen FETÖ’nün gözaltına alınan veya tutuklanan üyeleri olduğu gibi hala daha içimizde saklanan ve deşifre olmamak için ilginç yöntemlere başvuran ‘kripto’ bürokratları, polisleri, askerleri ve sivilleri olabileceği asla ve asla gözden kaçırılmamalıdır. İşte tam da bu kişilere karşı uyanık olmak ve keyfi uygulamalara fırsat vermemek için sürecin doğru yönetilmesi gerekmektedir. OHAL, kötü niyetli kişilere fırsat aracına dönüştürülmeden devlet-millet bütünleşmesiyle geçirilmelidir.
 
Bu süreçte devletin varlığı ve birliği, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için atılacak tüm sağlıklı adımları vatandaşlar olarak desteklememiz gerektiğini vurguluyor, bu adımların 3 ayı geçmeyecek süre ile sınırlı kalmasını temenni ediyoruz. 
 
Fransa gibi AB üyesi ülkelerde de uygulamasına şahit olduğumuz OHAL hukukun evrensel ilkelerine aykırı olmayacak şekilde kullanılırsa vatandaşımızın endişe etmesini gerektirecek bir durum oluşturmayacağını belirtmek istiyoruz. OHAL süreci yönetilirken vatandaşlarımızın huzur ve refahının artmasına, ekonomik kalkınma planlarının sekteye uğramamasına dikkat edilmelidir.
 
Olağanüstü zamanların hukuku bile devleti adil olmaktan ve insan haklarına riayetten bir adım bile geri bıraktırmamalıdır. Milletçe içinden geçtiğimiz bu sıkıntılı sürecin en kısa zamanda sona ererek huzur, barış ve sükunun hakim olduğu bir düzenin tesisini temenni ediyoruz. 
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!