Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Haliç Forumu’nda Enerji ve Dış Politika Konuşuldu.

Tarih / Date: 02-12-2017

Güncel meselelerin analiz edildiği Haliç Forumu 1 Aralık Cuma akşamı yapıldı.
Dönemin ilk programının oturum başkanlığını Dr. Fahri SOLAK yaptı. Programa konuşmacı alarak Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Orhan İÇELLİ, Enerji Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı Sefa Sadık AYTEKİN ve Gazeteci-Yazar Mehmet Akif ERSOY katıldı.

İslam Medeniyeti, teknolojiyi ehlileştirmek ister.
Oturum Başkanı Dr. Fahri SOLAK kısa bir selamlama konuşması yaptıktan sonra ilk sunumu yapmak üzere sözü Prof. Dr. Orhan İÇELLİ’ye bıraktı. Yıldız Üniversitesi Nükleer Fizik bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışan Prof. Dr. Orhan İÇELLİ, konuşmasında daha çok nükleer enerjinin önemine değindi. Her medeniyetin mutlaka bir ekonomik güce dayandığını ifade eden İÇELLİ, batı medeniyetinin şu anki gücünü elde ettiği teknolojik başarıdan aldığını söyledi. Yeryüzünde insanlığı etkileyecek bir medeniyet inşa etmek istiyorsak bilgi gücüne sahip olmak gerektiğine vurgu yaptı. İslam Medeniyetinin teknolojiyi ehlileştirerek insanlığa karşı bir tehdit aracı olmaktan çıkarıp onu tamamen insanlığın hizmetine sunmayı hedeflediğini belirtti.



Nükleer güce sahip olmak ülkeleri dokunulmaz yapar. 
Prof. Dr. Orhan İÇELLİ, sözlerine şu meyanda cümlelerle devam etti: “Günümüzde nükleer enerji ülkeler açısından güçlü olma anlamına geliyor. Bu yüzden dünya hâkimiyetini elinde bulunduran devletler başka ülkelerin nükleer güce sahip olmasını istemiyorlar. Bu devletlere baktığımız zaman enerji giderlerini daha düşük seviyeye çektikleri için refah seviyelerinde de yükselme görüyoruz. Viyana’da süren İran’ın nükleer programı görüşmelerinde batılı ülkeler İran’ın tam anlamıyla bir nükleer güce sahip olmasını istemiyorlar. Nükleer teknolojiye sahip olmak aynı zamanda nükleer silah üretimine de kapı aralayacağı için böyle bir durumun İran’ı da dokunulmaz hale getireceğini biliyorlar. İran, büyük bir kurnazlık yaparak Rusya ve Çin’i arkasına almayı başarmıştır. Batı bloğu İran’ın nükleer teknolojiye sahip olmasını kabullenmek zorunda kalmıştır.



Nükleer enerjinin zararlı olduğu ile ilgili algı oluşturuluyor.
Bölgemizde yaşanan hercümercin hedefinde Türkiye bulunuyor. Irak’ı üçe bölen, Suriye’de iç savaşı körükleyen batılı devletler bölgede Türkiye’yi İran’a karşı ileri karakol olarak kullanmak istemişlerdi. Ancak Türkiye uzun yıllar sonra yeniden oyun kurucu olma rolüne soyunmuştur. Bunun için her anlamda hedef haline gelmiştir. Türkiye’nin yeniden bağımsız, milli bir güç haline gelmesini istemeyen batılı ülkeler ülkemiz üzerinde çeşitli senaryoları hayata geçiriyorlar.

Ülkemizin nükleer enerjiye sahip olması hayati önem arz ediyor. Mersin ve Sinop’ta kurulması düşünülen santraller yabancı devlet tarafından istenmiyor. Bunun için ülkemizde konuyla ilgili kafa karışıklığı oluşturuluyor. Nükleer enerjinin zararlı olduğunu, radyasyon yaydığını iddia ederek buna engel olmak istiyorlar. Katıldığım birçok toplantıda söylediğim gibi nükleer bir santralde çalışan bir kişi MR çekilen bir kişiye göre yok denecek kadar az bir radyasyona maruz kalmaktadır. Bu gün Türkiye'nin etrafını çeviren komşu ülkelerde, Bulgaristan’da ve Ermenistan’da nükleer santraller mevcuttur. Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde yüzlerce nükleer santral bulunuyor. Gerekli tedbirler alındıktan sonra gayet güvenli bir enerji kaynağıdır.




Nükleer enerjiye sahip olmak için kalifiye elemana ihtiyaç var.
Ülkemiz çok uzun yıllar önce nükleer enerjiyi elde etmek için girişimlerde bulunmuştu; ancak bunun bedelini çok ağır ödedik. Adnan MENDERES’i ipe götüren sebeplerden biri de nükleer programa yeşil ışık yakmasıdır. Yine ÖZAL, hatta ECEVİT bile nükleer enerjiyi elde etmek için girişimlerde bulunmuşlar ve bir şekilde engellenmişlerdir. Şu an yapılması planlanan Sinop ve Mersin’deki nükleer santraller için hala temel atma töreni düzenlenememiştir. Ülkemizin içinden geçtiği süreçler bu santrallerin yapılmasına ket vurmuştur. İnşallah ilerleyen zamanlarda bu santrallerin kurulum süreçleri daha da hızlanacaktır. Nükleer enerjiye sahip olmak için kalifiye eleman ihtiyacını karşılamamız gerekiyor. Bir nükleer santralde yaklaşık bin tane farklı iş koluna ait istihdam ihtiyacı bulunuyor. Bu iş kollarına ait kalifiye eleman ihtiyacını karşılayacak tedbirler alınmalıdır.”



Petrol, endüstrinin her alanında kullanılan bir hammadde haline geldi.
İkinci olarak söz alan Enerji Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı Sefa Sadık AYTEKİN şu meyanda cümleler kurdu: “1911 yılı Dünya enerji politikaları açısından dönüm yılıdır. Bu tarihten itibaren İngiltere gemilerde kullandığı yakıtı kömürden petrole çevirme kararı aldı. Bundan sora dünya sistemi enerji savaşları eksenine doğru evirildi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını bu rekabetinin bir sonucu olarak görebiliriz. Dünya genelindeki enerji havzaları dünya sisteminin hâkimleri tarafından paylaşıldıktan sora dev ulus ötesi petrol şirketleri kuruldu. Bu şirketlerin elde ettiği sermaye gücü korkunç boyutlara ulaştı. Bu şirketler sermaye güçlerini teknolojik gelişime harcadılar. Bunun sonucunda petrol, endüstrinin her alanında kullanılan bir ham madde haline geldi. Dünyamız son 120 yıldır enerji ve teknoloji yarışının içinde bulunuyor. Dünyada yaşanan savaşlar ve krizler mutlaka enerji denkleminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Türkiye, yaşanan bu enerji savaşlarının uzun yıllar dışında kaldı. 1970’lı yıllarda ilk defa Irak Petrolünün Kerkük-Yumurtalık boru hattıyla Akdeniz’e ulaştırılması Türkiye’nin bu anlamdaki ilk adımı oldu.



Ülkemiz ne yazık ki enerji fakiri bir ülkedir.
Ülkemizin şu an ihtiyaç duyduğu enerjinin %75'i yurt dışından ithal edilmektedir. Geri kalan %25'i kömür ve hidro elektrik santrallerinden karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları olan rüzgâr ve güneş enerjisi tam kapasiteyle kullanılsa bile ülkemiz ihtiyacının maksimum %10’nu karşılayabilmektedir. Ülkemiz ilk olarak 1984 yılında Rusya ile doğal antlaşması yaptı. Bu tarihten sonra doğalgaz hem evlerde hem de santrallerde elektrik için kullanılmaya başlandı. Şu an Rusya’dan, İran’dan, Azerbaycan’dan doğal gaz almaktayız. Ülkemiz ne yazık ki enerji fakiri bir ülkedir. Ülkemizin içinde bulunduğu Anadolu coğrafyasının tomografik yapısı enerji kaynaklarının az olduğu bir bölgedir. Yüz yıl önce Ortadoğu topraklarını dizayn edenler enerji kaynaklarının zengin olduğu bölgeleri en ince detayına göre biliyorlardı.



Nükleer enerji Dünya çapında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kerkük-Yumurtalık boru hattıyla başlayan süreç Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, Mavi Akım, Türk Akımı ve TANALP ile ülkemizi enerji arz güvenliği açısından önemli bir ülke haline getirdi. Uluslararası ilişkilerin en önemli argümanı enerjidir. Ülkelerin enerji politikaları bir nevi onların dış politikalarıdır. Dış politikada yaşanan tüm süreçler enerji politikalarından bağımsız düşünülemez. Dünyada endüstri devi ülkeler enerji giderlerini karşılamak için büyük ölçüde nükleer enerjiyi tercih ediyorlar. Nükleer enerjinin ilk kurulum aşaması maliyetli olsa da sonraki süreçlerde enerji üretim maliyeti çok düşük seviyededir. Ülkemizde 1950’li yıllarda atılan fakat akamete uğrayan nükleer enerji programı son yıllarda yeniden gündeme gelmiş bulunuyor. Bir reaktörün devreye alınmasının on yıllık bir süreye sahip olduğu düşünüldüğü zaman bu projeleri bir an önce neticelendirmemiz önem arz ediyor.”



Kuzey Suriye'de büyük bir terör ordusu kuruluyor.
Programda son alarak Gazeteci-Yazar Mehmet Akif ERSOY söz aldı. Uzun süredir muhabirlik yapan ve Ortadoğu’daki güncel süreçleri çok iyi bilen Mehmet Akif ERSOY, Türkiye’nin Ortadoğu politikasına dair değerlendirmelerde bulundu. Mehmet Akif ERSOY şu meyanda konuştu: “Bölgede şu an stabil bir politika izlenmiyor. Her ülke kendi çıkarları için birçok manevra yapıyor. Ancak bariz olan şu var ki ABD Kuzey Suriye’de büyük bir terör ordusu kuruyor. ABD’nin PYD terör örgütüne yapmış olduğu 4 bin tır dolusu silah ABD’nin kendi çıkarları için bu örgütü kullandığını gösteriyor. ABD bu güne kadar Ortadoğu’da herkese oynadı. Bir taraf küçüldükçe suladı, büyüdükçe budadı.



Bağımsızlık Referandumuyla Barzani tuzağa düşürüldü.
Kuzey Irak'taki bağımsızlık referandumu bölgedeki denklemin ne kadar çetrefilli olduğunu bize bir kez daha göstermiş oldu. İran, Irak ve ABD Barzani’den rahatsızdı. Barzani’yle Türkiye’nin iyi ilişkiler içinde bulunmasından bölgedeki diğer güçler hiç hoşnut değildi. Barzani’ye referandum yapması için özellikle AB ve İsrail büyük destek verdi. Türkiye’nin böyle bir şey istemediğini bile bile Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bu süreci durdurmadı. Süreç içinde Türkiye ile ilişkiler kötüleşti. Ancak referandumun akabinde Bölgesel Kürt Yönetiminin güvendiği bütün unsurlar ona sırtını döndü. Referandum sonrası bölgeye gittiğimizde oradaki yöneticiler kendilerini ABD’nin sattığını söylediler. Referandum boşa çıkmış oldu ve Barzani bir şekilde tasfiye edildi. Bağımsızlık referandumuyla Barzani tuzağa düşürüldü.



Türkiye, tarihinde hiç bu kadar köşeye sıkıştırılmadı.
Şu an Ortadoğu’da yaşanan olaylara baktığımızda Türkiye için kalıcı dostluklar ve kalıcı düşmanlıklar diye bir şey söz konusu değil. Süreç içinde dengeler değişebiliyor ve sizin kendinizi yeni duruma göre yeniden konuşlandırmanız gerekiyor. Türkiye, tarihinde hiç bu kadar köşeye sıkıştırılmak istenmemişti. ABD, Kuzey Suriye’de PYD’ye silah desteği veriyor. Aynı zamanda Zarrap davasıyla Türkiye’yi uluslararası arenada köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Türkiye artık önceki gibi ABD ve Batı güdümünde bir dış politika izlemiyor. Yeri geldiğinde diğer aktörlerle de anlaşarak kendi milli çıkarlarına göre hareket edebiliyor. Bunun en bariz örneği, Soçi’de yapılan Suriye görüşmeleridir. Burada Rusya, İran ve Türkiye Suriye meselesinde ABD’nin dışında ortak hareket ettiler. Türkiye’ye bölgede bağımsız bir politika uygulamasının bedeli ödetilmek isteniyor. 

Dönemin ilk Haliç Forumu programı dinleyici sorularına verilen cevaplarla sona erdi. 











Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!